şükela:  tümü | bugün
  • ankara kennedy caddesi üzerinde bulunan bir tatlı ve minik bir kahveci.

    3. dalga kahve akımı -kanımca türkiye'de oldukça vasat durumda- temsilcilerinden. yolda manasız şekilde yürürken rast gelip, iki kahve içelim diyerek içeri girebiliyorsunuz. adını sanını sormayı unuttuğum güleryüzlü ve hoşsohbet bir barista sizi karşılayıp kahvelerden, demleme yöntemlerinden falan bahsederek mekana ısındırıyor. v60, aeropress, chemex vs. gibi demleme yöntemleri mevcut.

    kahvelerinde çığır açıcı bir şey yok, ama içtiğiniz şeyin farklı ve nispeten yüksek bir standartta olduğunu anlayabiliyorsunuz. gerçi bu, mekanın sahibinin kahve üzerinde sahip olduğu bilgisiyle sizi tavlaması kaynaklı olabilir, bilemedim. ama kahvenin yanında gerçek mascarpone kullanılarak yapılmış bir tiramisu veriyor ki, sırf bunun için tekrar gitmek düşünülebilir.

    hipster ihtiva eden keriz kahvecisi formatından uzak kalmayı başarmış bu ufak dükkana gitmenizi önerir, bol kahveli günler dilerim efendim.

    not: (#59015603)

    edit: imla.
  • pek bir sevilen, miniminnacık kahve dükkanı. mükemmel tatlıları var. herkesin bilmesi istenmeyen huzur mekanı. şekilli şukullu demlenmiş kahvenizi içerken pek bir mutlu eder.
  • kahve ve muhabbet için on numara yerdir.
  • ankara'nin en sevimli ve sicakkanli yeni nesil kahvecisi. bulten sokak'taki muadillerine kiyasla oturma alani cok az oldugu icin asla cok kalabalik olamiyor. kahve demleme adina pek cok degisik ekipmana sahipler, taze kavrulmus cekirdekleri de haftalik olarak zamanla degise degise geliyor.
    250 gr cekirdek 35 lira civarlarinda satiliyor. sadece aeropress denemek icin bile ziyaret edilesi.
    daha ne olsun :)
  • yeni subesi ile armada hayat sokagi'ni guzellestiren kahveci. yesyeni ekipmanlar ile hazirlanan mis kahveleri yudumlamak icin ziyaret edilesi.
    sahibi murat bey'i siklikla burada gormek ve engin bilgisinden faydalanmak da mumkun.
  • kahveciyi ilk gördüğümde kesin bir mimara dizayn ettirmişler demiştim. gerçekten de öyleymiş. hatta ne tesadüftür ki şu an ingiltere'de yaşayan ve çok güzel işler yaptığını bildiğim uzaktan tanıdığım biri çıktı mimarı. fakat sahibi resmen ortamlarda ben yaptım, ben dizayn ettim, ben düşündüm diyor. dünya küçük/ankara küçük/mimarlık camiası zaten küçük. bilmesem inanıcam. bilmeyen de haliyle inanıyor. üstelik hem tasarlatmış, çizdirmiş, uygulatmış hem de beş kuruş para vermeden sıyrılmış. gerçekten ben bıktım bu sempatik, minnoş, duyarlı görüntü çizip, beyaz yakalıyı bi şekilde samimi olduğuna ikna edip ama alttan alta türlü sinsilikle iş yürüten tiplerden.