şükela:  tümü | bugün
  • 6 mart 2005 malatyaspor fenerbahce maci...
    ilk yarı golsuz bitmiş.
    uzun süredir deplasman galibiyeti alamamanın baskısı üzerine kilidi açılamayan malatya savunmasının yaydığı bunaltı...
    luciano devre arası oyundan alınmış.
    duşunu almış, takım elbisesini giymiş.
    gelmiş yedek kulubesine oturmuş.
    ama oturamıyor..
    sicim gibi yağan yağmurun altında durmuş.
    ıslanan yüzünde 79. dakikada anelka'nın attığı golun ve 1-0'ın sakat duruşunun verdiği mutlu telaş...

    yedek kulubesinin önünde, yağmurun altında, takım elbisesiyle hoplayıp zıplayan futbolcu.
    fabio luciano...
    en az benim kadar fenerli...

    onu hep ekrandaki bu acayip görüntüsüyle,
    ve başka güzel,
    gördükçe,
    "sahada da benim gibi hisseden biri var ya yeter bu bize" diye düşünmemizi sağlayan halleri ile
    hatırlayacağım.
    ismini sıkı tutacağım ve hiç unutmayacağım.

    yolu açık, yüzü hep mutlu, başı hep dik olsun..
    çok hata yapmış, çok goller yedirmiş diyorlar... canı sağ olsun...
    bu toprağın ekmeğini yedi, suyunu içti.. helal olsun...
    gittiği yerlerde seveni çok, alkışlayanı bol olsun..

    edit: fenerbahce spor kulubu resmi internet sitesi, luciano'nun 1 yıl daha takımda kalacağını duyurdu.
    oysa sezon ortasında luciano'nun bonservisini elinde bulunduran corintians kulubu başkanı, fenerbahce ile yapılan kiralama anlaşmasının yenilenmeyeceğini, bu sezon sonunda luciano'yu takıma geri alacağını söylemişti.
    gene de kalsın bu entry.
  • iz bırakanlar unutulmaz demiş ya şair, o hesap işte. o sakarya maçındaki kafa golünden sonra tribüne tırmanması, denizli maçında, sonunda kırmızı kart olmasına rağmen o formaya secde etmesi. kimine popülist gelir, kimine yapmacık. ama biz çok sevdik be abi.
  • 16 eylül 2011 gaziantepspor fenerbahçe maçı sonrası şöyle bir tweet atmıştır az önce: "fener galip..cok iyi gun!!"

    o ki denizlispor kupa yarı final maçının son 10 dakikasında yenik durumdayken forvete geçip golünü yazan, o coşkuyla da sarı kartlı falan olduğunu unutup tribüne koşan formayı çıkaran adamdı.
    o ki bardaktan boşanırcasına yağmur yağan kupa çeyrek final ilk maçında galatasaray'a yayın üstünden füzeyi gönderen, meşhur 4-3'lük maçta beşiktaş'a röveşata'yı atandı.
    o ki 3-3'lük schalke maçına migros turnikeleri yüzünden geç girdiğimden ve kaçırdığım ilk golümüzün ondan geldiğini ve onun golünü göremediğimi öğrenince beni ağlatandı. sırf gol sonrası luciano diye bağirmak nasip olamayacak diye üzülürken 4-0'lık galatasaray maçında tuncay'ın mondragon'dan dönen topunu tamamlayan ve bu sefer sevinçten ağlatandı.
    o ki sakaryaspor maçında son dakikada serhat akın'ın uğur gelsin diye korneri kullanmadan önce öptüğü topu kafayla ağlara gönderendi.
    o ki sakatlığının ciddi olduğunu öğrendikten sonra 100.yılda faydası dokunamayacağını dolayısıyla kendisiyle sözleşmesinin feshedilip yine çok başarılı olacağına inandığı edu dracena ile sözleşme imzalanmasını yönetime söyleyendi.

    gördüğümüz az sayıda yürekli futbolculardandı. yeri hep başkaydı, çok bağrımıza bastık, ayrılışına çok üzüldük, onu gerçekten çok sevdik. onun da bizleri ne kadar çok sevdiğini biliyoruz. nerden mi?

    en başta sözü geçen tweet, takımdan ayrılışının üstünden 5 yıl 17 gün geçtikten sonra geldi.
  • birilerine gerilerden çaktığı vole hala çıkmamış olan futbolcu*
  • golcü özelliği ve ayağına olan hakimiyetiyle david luiz'in az yakan versiyonuydu. normalde stoperlerin duran toplarda rakip kaleye gitmesine alışığız ama reyiz olmadık zamanlarda verkaç yaparak rakip defansın arasına gizli golcü gibi sızar ve takımı öne geçirirdi. sakaryaspor'a attığı 90+4 golü zaten efsane. bir de galatasaray'a 2005-2006 sezonunda türkiye kupası'nda kadıköy'de attığı gelişine vole de unutulmazdı.

    her yönüyle unutulmayacak bir isim. lig tv'nin bir yıldız 10 gol programında görünce o günlere tekrar gittim. belki defansta daha iyileri oynadı ama onu gibi isim bırakanı az oldu.
  • acayip gizli forvettir kendisi. amacını belli etmemek için bi 3-4dk defansa takılır hal hatır sorar, bizde sanırız ki bu defans. yok degil işte çözdüm ben olayı.
  • hala hatırladıkça içimin sızladığı ve derin bir özlem duyduğum futbolcu. ben hayatımda hiçbir futbolcuyu bunun kadar sevdiğimi hatırlamıyorum. savunma yeteneği en kısıtlı adamlardan biriydi belki ama sahada her gördüğümde içimi garip bir mutluluk kaplardı.

    zamanında dereağzı tesislerinde yaz basketbol okuluna giderken arkadaki sahalarda koşu yaptığına şahit olurduk. bir gün hoca gidin de futbol oynayın diyince soluğu hemen fabio'nun yanında aldık tabi. sıcak bir şekilde sohbet etti bizle, hatta bizi kırmadı futbol bile oynadık, orta açıp durdu beş tane ergene 10 dakika boyunca. böyle de düzgün bir adamdı luciano.

    (bkz: bu kalp seni unutur mu)
  • bu adam öyle bir insan evladıdır ki, gitsin desem; o kadar hatalı, futboldan bihaber, gerizekalı bir biçimde defans oyunculuğu yapmasına rağmen çıkıp bir gol attığında, gözlerinin içinde parlayan o fenerbahçe sevgisiyle tekrardan gönlümü alır affettirir kendisini.* keşke zamanında kendisini bu kadar sevdirmeden gitseydi.*
  • 21 nisan 2005 fenerbahce denizlispor macinın uzatmalarında takım 10 kişiyken attığı beraberlik golü sonrasında ikinci sarıdan kırmızı kartla oyun dışı kalacağını da bilerek, formasını çıkartıp üzerinde secde ederek öpüşünü de unutmayacağız.. güle güle fabio..
  • fc köln'den flamengo'ya geçmiş ve ilk sezonunda kaptanlık pazu bandını koluna geçirmiştir kendisi.

    zamanında öyle kritik öyle egzantrik goller atmıştırki, hatalarından yenen onlarca golü bi çırpıda unutturmuştur.

    fabio luciano dendiğinde önce 21 nisan 2005 fenerbahce denizlispor maci'nda defanstan ileri çıkması değil bildiğin forvet oynaması, sonra da "anelka şu takımı, bu adamın onda biri kadar sevip sahip çıkabilseydi* kadıköy nelere sahne olurdu acaba" sorusu aklıma gelip durur nedense..