şükela:  tümü | bugün
  • her anını ve her şeyini paylaşma koşturmacası içine giren insanın doğrudan ya da dolaylı olarak kendini gösteren zihinsel saçmalamaları.
    artık herkes facebook'ta oturuyor. global bir köy gibi adeta. 7'den 70'e hepimizin bir hesabı var. yani kimse gözden kaybolamaz. zaten kimsenin de gözden kaybolmak gibi bir derdi yok. aksine hepimiz göz önünde olmak istiyoruz. şimdilerde senin hayatın ayrı benim hayatım ayrı da değil. biz aynı evde yaşıyoruz ve birbirimizin içini dışını biliyoruz.
    facebook kullanımı tümüyle olumsuzlanacak bir davranış biçimi değil. nasıl kullanıldığını anlamak gerekir. bir sosyal paylaşım platformu ya da kendini ifade etme aracı olarak bakıldığında psiko-sosyal bir gereksinimi karşıladığı söylenebilir. birey, kimsenin bilmesinde sakınca görmediği duygu ve düşüncelerini arkadaşlarıyla hatta herkesle paylaşabilir. bunda bir sorun yok. üstelik bu, kendinize ait bir gazete ya da dergi sayfasından yayın yapma ve sosyalleşme hazzı bile verebilir. benim için öyledir örneğin. kendi sayfamı mizahi, siyasi, edebi v.b. düşüncelerimi paylaştığım bir dergi sayfası gibi görürüm.
    sosyal medyanın toplumsal olaylara duyarlılık sağlama ve ortak tepki örgütlenmesi yaratma bağlamında da önemli bir rolü var. bunu yakın geçmişte gezi direnişi sırasında görmüştük. dünyada da bunun benzer örneklerine rastlandı. bu durumdan oldukça rahatsız olan akp hükümeti de biliyorsunuz ki internet kullanımı ve sosyal medya hesapları konusunda fişleme ve sansüre yönelik demokrasi dışı bir takım yasalar çıkarıyor.
    sosyal medya üzerinde değişik boyutlarda analizler yapılabilir. bu, sistematik ve bilimsel araştırmalar gerektiren bir durumdur. benim üzerinde durmak istediğim, kişisel gözlemlerime dayanan bazı eleştiriler. eğrisiyle doğrusuyla hepimiz bir biçimde kullanıyoruz facebook'u ama bazı kullanım biçimleri rahatsız edici ve eleştiriyi hak eder türden. birkaç örnek vereyim:
    - bir eğlenceye ya da sosyal aktiviteye katılıyorsunuz. henüz eğlence bitmemişken dosta düşmana çok eğlendiğinizi duyuruyorsunuz. merak ediyorum bu insanlar gerçekten eğleniyor mu? yoksa amaç ''bakın ben sosyal bir varlığım, beni görün'' mesajı mı?
    - patronunuza ya da iş arkadaşınıza çok kızdınız ama onunla çatır çatır kavga edemediğiniz için mi yuvarlak ve genellemeci mesajlarla duvarınızdan verip veriştiriyorsunuz? tatmin edici oluyor mu bari?
    - az önce birlikte bir kahve içmişsiniz. henüz ortada belki de elle tutulur bir şey yok ama ''ilişkisi yok'' durumunuz hemencecik ''ilişkisi var'' oluveriyor. bu durumunuzu hangi ruh halinizle ilişkilendiriyorsunuz?
    - sevdiğiniz bir insanı veya yakınınızı kaybediyorsunuz. aynı gün bunu deklare etme metanetini, gücünü kendinizde nasıl buluyorsunuz? çok acı çektiğiniz için bunu paylaşarak acınızı mı hafifleteceğinizi düşünüyorsunuz yoksa cenazeyi kalabalık mı kaldırmak istiyorsunuz?
    - hadi ölen öldü paylaşan bir gaflette bulunup paylaştı. peki bunu 'beğen'enlere ne demeli? neyi beğendiniz acaba?
    - ölmüş bir insanın doğal olarak açık kalmış sayfasına yorumlar yazarak onunla bir tür iletişim mi kuruyorsunuz yoksa ruhlar alemine mesaj mı yolluyorsunuz? yok eğer ortak arkadaşlarınızın bu yorumları görmesini istiyorsanız neden birbirinize onunla ilgili duygularınızı iletmiyorsunuz da bir ölüyle tek taraflı konuşmayı tercih ediyorsunuz?
    anlıyorum belki üzgünsünüz ama davranış biçiminiz bana pek sağlıklı gelmedi.