1. müslüm gündüzün kendisine tacizde bulunduğunu,hatta tacizin az bile kalacağını(basıldılar yav bende kırılıyom burda kibar olıyım diye) söyleyerek bir zamanlar gündeme yerleşen,pembe makyajlı,ağlak,türbanlı bayan.
  2. fadime şahin hadisesi, türkiye'de siyasetin, hacı-hocaların, tarikatların, medyanın, paranın bir insanı ne hale getirebileceğinin, kara kafanın, örümcek beyinin, saflığın ve saflığın içinde uyuyan arzuların, bir "türkiye olayları"ın, türk halkı'nın en sarih özetidir.

    yıl 1998 falan olabilir -yanlışım varsa düzelten de olabilir- aczmendiler türkiye'de bir hayli fazla görünür olmuşlardı. haber bültenleri aczmendi lideri "müslüm gündüz" ve cincibir hoca ali kalkancı'dan ısrarla bahsetmekteydiler. bu bültenler sürekli birilerini bulur onu tüketir, posasını çıkarır ve başkasına geçerlerdi, gündem mevzuu işte ve sıra müslüm gündüz'e gelmişti (dölayisiyle fadime şahin'e).

    bir gün, bir kız ve müslüm gündüz pek bir yarı çıplak halde basıldılar bir evde. ne yaptıkları/yapacakları belliydi. bunların evde buluşup vuruştuklarını nasıl anladılar, nerden haber aldılar, hangi hakla birileri evde gitmiş kendilerince oynaşırken kapıyı kırıp, "n'oluyor lan burda, demek seks yapıyorsunuz, vay sizi" diyerek televizyonlara çıkardı, mahkemelere gönderdiler bilmiyorum. insanlar seks yapar, bu kimseyi ilgilendirmez, istemeyen yapmaz ama kimse de kapıyı kırıp içeri girerek "nasıl seks yaparsınız lan siz" diyemez. oysa ki dediler.

    ardısıra kelle paça muamelelerle tutuklanan müslüm gündüz, birlikte olduğu kızın, imam nikâhlı karısı olduğunu iddia etti. fadime şahin o sıralarda reha muhtar'a ve özellikle star haber'e çıkıyor, gayet mazlum duruyor, iğfal edildim, kandırıldım, tehdit edildim gibi sözler ediyor, türk halkının içini dağlarcasına ağlıyordu. herkes üzülüyordu o 'kızcağız'a. fadime şahin'in annesi "benim kızım kimseyle nikâhlı değil" diyor, baba perişan dolanıyor, fadime şahin haber bültenlerinde ve diğer alakadar programlarda figânına devam ediyor, aslında bayağı da çelişkili laflar ediyordu. insanlar kızın çelişkilerini travmasına yorarken o da 'ailesi için çok değerli' olan kızlığını bozdurmuş, kızaran yanaklarıyla bundan utanıyor, ailem için yaptım, fakirdik gibi laflar ediyor, tutarsız bir hal tavır sergiliyordu.

    o sıralar türk halkının kızı olmuş fadime şahin'i, türk halkı, kendi kızları kızlığını kaybetmişçesine anlıyor, bağrına basıyordu. fadime şahin'le evlenmek isteyen sayısız kişi tv stüdyolarını arıyor, gazetelere ilan veriyor, radyo'lardan fadime'ye şarkı gönderiyorlardı. fadime de çıkıp teşekkür ediyordu hepsine "sahip çıktılar" diyerek. bu da yeterli tabii türk insanı için: "insanlar sağap çıhtı gıza bizim insanımız başka yav!"

    fadime şahin'in türban biçimi, daha doğrusu, türbanın altına taktığı bandana tarzı işlemeli falan bir hacat moda oluyor, bütün türbanlı kızlar artık bundan takmaya başlıyordu. bir yandan türban tartışmaları alevlendirilirken ve üniversite önlerinde türban eylemleri coşarken fadime tesettür modeli gibi caka satıyor, cukkalı modacılardan giyinirmiş gibi, günaşırı katıldığı programlarda, dün giydiğini, taktığını bir daha giymiyor, takmıyordu. şimdi halen bu bandanamsı hacatı takanlar vardır ve bilinsin ki, fadime şahin'in türbanlı türk halkına bir hediyesidir.

    bir süre sonra fadime şahin "çok yıprandım, artık konuşmak istemiyorum, bahsi geçmesin" gibi demeçler vererek, dahası şiddetle ağlayarak medyadan uzak durmaya karar veriyordu. bunun üzerine medya, fadime şahin'in çıktığı programlardan aldığı paraları su yüzüne çıkardı. bayağı para toplamıştı fadime şahin göründüğü kadarıyla. türk halkı buna "helal olsun" diyordu, "ailesi zaten fakir, hem bilmemneresinden şeyaptılar kızı alsın tabii parayı." kız kızlığı karşısında para alınca tabii türk halkının onuru kurtuldu, zaten başlık parası da aynı şey değil miydi aşağı yukarı zaten?

    o civarlarda müslüm gündüz'ün mahkemesi devam ediyor, aczmendiler türkiye çapında "ulan sizi tecavüzcüler" diye dalgaya alınıyor, aczmendi tarikatı gün be gün eriyor, televizyonlarda "imam nikâhı" tartışmaları gırla gidiyordu. burada detayı vereyim tekrar dönmeyeyim, zaman sonra fadime şahin'e tecavüz davasından müslüm gündüz beraat etti ve tarikattan falan çekilip, kayboldu ortadan tüm aczmendilerle birlikte. şimdi ortalıkta bi tane aczmendi göremezsin. aczmendi elbisesi yerine mcdonalds maskotu elbisesi giydiyerek aynı olayları bir film olarak çeker umarım biri ilerde.

    fadime şahin bir aralar başını açtı sonra. bir baktım geri kapattı. kafamı bir çevirdim ki, her "başından herhangi olaylar geçen" medya oyuncağına yaptıkları gibi, fadime şahin bir yerlerde şarkı söyleyecek, kaset çıkaracaktı. televizyona çıkıp bu konuda yorumlar yaptı, çişim gelmişti, tuvalete gittim, dinleyemedim o ara.

    bir süre sonra gazetelerde televizyonlarda fadime şahin'in estetik ameliyat olduğu ortaya çıktı. fadime değiştiriyordu eskiyen yüzünü. kendine de bakıyordu hani fadime. "bana sahip çıktılar" diyordu ve memnundu bunlardan, kimse artık sahip çıkanlar. artık "fakir" olmadıklarını ailecek beyan eder gibi oldular, baba 'kızımı rahat bırakın' dedi, fadime rahat bırakın beni diye bağırdı falan, sonra fadime şahin kayboldu. veya ben buraya kadar takip edebildim.

    şimdi bu saçmalık değil mi? bu bir komplo mu? fadime şahin çok süper bir oyuncu mu? bunlar nasıl işler, akıl almıyor. sen git adamla tanış, yat, polis kapıyı kırsın içeri girsin, fakir olduğunu söyle, ağla bir güzel, kızlığını kaybettiğini söyle, herkes acısın, üzülsün, senden taraf olsun, bütün ülke, medya hepsi olaya kilitlensin, tekstil sektörüne faydan olsun, manken gibi değişik elbiseler, ürünler giy çık, estetik ol, adam beraat etsin, gemilerde talim olsun, havadan uçaklar geçsin, aynalar çatlasın, kibrit kutuları patlasın, öbürünün yüreği aya benzesin, biri olmuş aşksız prens, başbakan attan düşsün, kalksın diğeri veto etsin, anayasa fırlatsınlar birbirlerine dolar kudursun, diktatörün yönettiği libya bm tarafından insan hakları komisyonu başkanı seçilsin ne gerzeklikse bu, ergenokan kayıp silah davaları zaman aşımından kapansın, insanlar ülkenin gördüğü en büyük dolandırıcılardan birini her gördüklerinde teletabi gibi "hehehe jet fadıl" diyerek gülüp geçsinler, sevmeden sevişsin herkes, birbirlerini kullanıp "ben seni kullandım" diyebilsinler sonra, amerika'da asmalı konak çekilsin, kuçuradi'nin korelilere etik borcu olsun, jelev'in kongrede cep telefonu çalsın, sağlık bakanı ayrı sıçsın, orman bakanı ayrı sıçsın ortalığa sonra sen kendine bok olmayı yakıştır, ben kaka yapmayı unutayım, fadime şahin de unutulsun gitsin, müslüm gündüz'ün hayatı film olsun bilahare... saçmalık değil mi bütün bunlar, bu bir komplo değil mi, ben mi uyduruyorum bunları, kim oynuyor herkesin ayarıyla, çıldırmamak için kendimi zor tutuyorum.

    -----
    2011 - televizyon izliyorum bu ara. türkiye'de gazeteci tutuklamaları dolayısıyla medya yandaş medya, demokrat medya ve gerçek gazeteci olarak üçe ve hatta çağın gereği olarak binbir parçaya ayrılmış durumda. daha bugün, daha yeni ayılıyor ve fadime şahin davasının savcısı nuh mete yüksel'i yeni yeni tartışıyoruz. "harbi o adam kimdi ya, ne karar vermişti, ne şiiri okumuştu, o şiirleri neden sonra okumuş, kime hava basmıştı? o ara şiir okumaktan kim hapse atılmıştı" falan. hepsini hatırlıyoruz şimdi, yeni yeni. kimin kime orantısız güç kullandığı falan konuşuluyor, gazeteciler başbakan'a çok yükleniyor diye laflar duyuyorum. saklandıkları delikten bir sürü yeni usta çıkıyor televizyona, bilbo baggins gibi bi yüzük ele geçirip yıllarca saklanıp konuşmayan tipler türüyor.

    yine seks hikayesi var. daha kızlık zarı kıvamına gelmedi ama seks, şantaj falan keyword'ler tamam. popüler ve biraz tabii medeni olduk ve artık hayır demeyi, kabul edilemez bulmayı insanlığımızdan sayıyoruz diye taciz üzerinden işliyor hikaye biraz. telefon kayıtları var yine o zaman olduğu gibi. herkesin herkesi dinlediği gayet ortada ve bunu hiç dert etmeden "acaba ne demiş yav" diye tıklıyoruz ses kayıtlarına. ve bu osuruktan gündem, yaratılmış kurgu, düpedüz tiyatro halkın vicdanına teslim ediliyor yavaş yavaş. bunun adı temelde değiştirme. birçok çeşidi var. doğal değil, tamamen yapay bi enstalasyon. toplumun değiştirilmesi yani. bunların ardından toplumda kırılma olur ve daha onlar kafaya bomba yemiş balık sersemliğindeyken konu dağıtılır.

    sanıyorum birkaç gün sonra fadime şahin tartışılacak kimsenin izlemediği haber kanallarında. eski defterlerle hesaplaşılacak falan. ne bok yedik biz diyenler olacak bir sürü, "oh olsun" diyenler de muhtemelen... ama muhtemelen en fazla 2 gün sürecek bu tartışmalar ve başka bir skandal, başka bir inanılmaz olay saniyesinde unuttuaracak her şeyi; televizyonda konuşanlar bile bir gün önce ne konuştuklarını unutacaklar bu yardıray gündem sayesinde. bu vesileyle bu eklemeyi yapmak istedim. memleketi taşağa saran, amcası dayısı dünya milyarderler listesine giren adamlar, özgürlüğü şeffaflığı, sol düşünceyi savunurken birilerine şantaj ile oyun oynanmasına ses etmeyenler, anlamları anlamsızlaştıran, din satıcıları, inanç satıcıları, özgürlük umudu satıcıları, adil düzen satıcıları, demoratlar, liberaller, hepsi birbirinden yavşak bir sürü mantar, dünya üzerinde hiçbir yerde anlamı kalmamış ve ütopyayı maddeleştiren bir meşale gibi sunulan demokrasiyi dillerine dolayacaklar. biz de bu ülkeye demokrasi getirecekler umuduyla televizyona, internete, twitter'a falan, mal mal akıp giden görüntülere bakıp duracağız yine. yıl 2011. çıldırmak, çıldırmamak umrumda değil. karnımı tutarak gülüyor, karnımı tutarak kusuyorum.
  3. refah politikalarinin urunu genc kizimiz.
    bir ara her gun cikip televizyonda cigliklar atardi bu kadin..yesil gozlerine zoom yapilirdi,sonra gozlerinin lens oldugu anlasilmisti..
  4. turkiye'de gerceklestirilmis en iyi komplolardan birinin bas figurani (kahraman diyecektim ama elim varmadi)
  5. aynı hamfendi, bu işler biraz durulunca başını açmış, saçını sarıya boyamış gezelerken paparazzilere yakalanıp,haberde yapılmıştı diye hatırlamaktayım*.
  6. yeni şafak gazetesi tarafından manşetten ağır bir ithamda bulunuldu bu kişiye..

    (not: sayfa internetten kaldırılmış, kopyasını bulamadım. 7 ağustos 2008 günlü yeni şafak gazetesinin manşeti "müslüm alkolik fadime fahişeydi" şeklindedir.
    giden sayfanın url'si http://yenisafak.com.tr/resim/site/07082008kp.jpg)

    gazete, ergenekon davası iddianamesi eklerindeki bir "gizli tanık" ifadesine dayandırdı bu iddiasını.

    haberin detayı şöyle: http://yenisafak.com.tr/…?t=07.08.2008&c=1&i=133340

    haberin içinde "doğrulatma"ya dair bir ifade yok.

    doğruysa bile fadime şahin'in bu manşetten dolayı "tazminat" hakkı doğacağı açık.

    ama fadime şahin hakkındaki bu iddia doğru değilse bu pek müslüman kardeşlerimize "allah'ın tek affetmediği suçun" kul hakkı yemek olduğunu bir kez daha hatırlatmak faydalı olacaktır.

    (haberin kaynağındaki -7 ağustos 2008 yeni şafak gazetesi 1. sayfa fotosu- görüntüsü silinmiş. başlıkta, fadime şahin'in fahişe olduğu söyleniyordu. haberin içeriğinin de silinmesi ihtimaline karşılık, ilgili bölüm (haberde fahişe kelimesi kullanılmıyor, başlıkta vardı) aşağıya alındı.

    "pavyonda çalişiyordu

    sıra, tarikat şeyhlerine kadın bulmaya gelmişti. ümit oğuztan, aksaray'da, sonradan hanedan restoran olarak değişen pavyonda çalışan fadime şahin'i bu iş için ayarladı. şahin, iddialara göre konsomatrislik yapıyor, sisi ve ümit oğuztan tarafından erkeklere pazarlanıyordu. ümit oğuztan ve 'basın danışmanı' sisi, fadime şahin'e büyük paralar vaat ediyorlardı. fadime şahin, hemen bir tesettür mağazasına götürüldü ve iki takım tesettür kıyafeti ve renk renk eşarplar alındı.

    haberin başliği ve giriş bölümü

    7 ağustos 2008 yeni şafak

    28 şubat senaryosu harbiye orduevi'nde yazıldı

    ergenekon soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan bir gizli tanık, 28 şubat döneminde kurulan çirkin tezgahların, fadime şahin-müslüm gündüz ve ali-emire kalkancı skandallarının perde arkasını gözler önüne serdi. işte korkunç senaryonun detayları:
  7. hollanda'da yaşadığı iddiaları cevval bir vakit muhabirince araştırılmış ve mevzu olan adreste şahsın ikamet etmediği ortaya konulmuştur.

    utrecht anakent belediye seçimlerinde oy kullanırsa linç edeyim böyle demokrasiyi ben.
  8. pavyondan alinip tesetture sokulan 28 subat figurani. hergun televizyonlara cikip aglamalar falan. gercekten mide bulandirici. cok asagilik bir camur atma psikolojisi. cakma seyhler, sahte turbanli masum kiz figurleri.
  9. meşhur olup televizyonlarda boy gösterdiği zamanların ertesinde bir de kitap çıkarmıştı bu kişi, fadime şahin'in anıları ´sahte tarikatların perde arkası´ adında. başına gelenleri çocukluğundan başlayarak kendi açısından anlatıyordu. uydurma mıydı, gerçek miydi hiç bir fikrim yok kitapta yazılanlar hakkında ama doğru düzgün tek aklımda kalan şey, kendisinin tarikatlara ilk bulaşmasının sebebi yüzünde çıkan ve doktorların çare bulamadığı sivilcelerin belki okutulursa geçer umuduydu. yaa nerden nereye tabi.

fadime şahin hakkında bilgi verin