şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: #65132919)
  • hac yolunda başına olmadık işler gelen kadıncağız, anne. bok gibi arap coğrafyasında hac yapılmayacağının da bizlere ispatı. en çok kalbimi fahire ana ile karşılaşan kadının dedikleri yordu, "bir kolyem var, eziyet gördükçe ağlar onu öperim.".

    araplar çok iyi, yav he he he.
  • bu sabah denk geldim ve çok şaşırdım. koskoca 26 yıl. düşünebiliyor musunuz koskoca 26 yıl, söylerken belki ne kadar kolay ama ya yaşarken? kadıncağız neler çekti belki bu süre zarfında, ne kadar büyük bir çaresizlik yaşadı acaba? bir kere geldiğin şu dünyada ömrün boş yere esarette geçiyor. bunlar işin duygusal kısmı asıl realiteye gelmek lazım.

    1990 yılında hac faciası oluyor ve bir çok insan vefat ediyor, hepsine allah rahmet eylesin, mekanlarını cennet eylesin. lakin sorulması gereken sorular da var. mesala;

    o zaman orada olan diyanet kurullarının hiçbiri bir heyet oluşturup kendi ülkelerinden vefat edenleri ve kayıp olanları tespit edemediler mi? bu tek bizim diyanet için değil, diğer ülkeler içinde sorulması gereken sorudur.

    ikincisi, vefat edenler için gelen hacıların ülkelerine rapor verildi mi? yani sizin ülkenizden şu vatandaşlarınız vefat etti, haberini olsun. bakın bu isimlerin kabrini de şöyle belirlediğimiz bir yere yapacağız gibi.

    üçüncüsü, her sene hac vazifesi yapılıyor ve çok yüksek bir sayıda hacılarımız kutsal topraklara gidiyor. ayrıca yıl içerisinde düzenli olarak umre programları da yapılıyor. abi hiç mi kimse bir kişi bile bu kadıncağız ile sohbet etmedi? hiç mi ya sen burada ne yapıyorsun, kimsin, necisin demedi? hadi normal gidenlerin dikkatini çekmedi peki ya diyanet adına veya özel kurumlar adına giden kişilerin de mi dikkatini çekmedi?

    koskoca 26 yıl. sevdiklerinden, çocuklarından, vatanından, milletinden, toprağından ayrı nasıl büyük bir acıdır acaba? allah kimseye göstermesin bir daha.

    tek temennim inşallah ailesine, sevdiklerine, çocuklarına en kısa zamanda kavuşur ve dünya gözü ile onları görür.

    edit: imla.
  • sayesinde bir kez daha dini kurumların ve yönetimlerin ne kadar boktan olduğuna şahit olduğumuz talihsiz kadın. kaybolup bulunamamasında yardım istediği hacıların pek bir suçu yok. bugün müge anlı'ya bağlanan bir adamın anlattığına göre ta 1993'te birilerine ulaşmış kadıncağız, adamlar yardım etmek istemişler, sonra evlerini polis basmış ve sınır dışı edilmişler. sonra muhtelif zamanlarda oradaki türk konsolosluğuna başvuranlar olmuş, adamlar ilgilenmemiş, "yalan söylüyordur, dolandırıcıdır, karışmayın" diye başvuranları geri çevirmişler. bunca yıl orada esir olarak tutulmasında zaten suudi polisinin ve yetkililerinin bir parmağı vardır mutlaka, başka açıklaması olamaz. bizimkiler de muhtemelen "aman kadim dostumuz suudilerle aramız bozulmasın" diye olayı örtbas etmişler anlaşılan. o yüzden kadın için çok da umutlu değilim, olay patlayınca suçlular ortaya çıkmasın diye başka bir yere kaçırılmış ya da dilim varmasa da söylemeye, ortadan kaldırılmış bile olabilir.

    bu olaydan birinci dereceden sorumlu diyanet. sadece son yıllarda değil, kendimi bildiğim her sene üç beş bakanlığın toplam bütçesi kadar para alırlar, ne iş yaptıkları bell değil, hacca götürdüğün adamlara sahip çıkamayacakasan, kayıplarını arayıp sormayacaksan ne işe yararsın? sonrasında tabii ki konsolosluktakiler, bile bile kadını bırakmışlar adamlara, insaf yahu.. dini inanç sahibi birisi değilim ama umarım öteki dünya vardır ve o yediğiniz milletin paralarını orada dürüp dürüp monte ederler bir tarafınıza, daha ne diyeyim..

    edit: nomisma'nın uyarısı: konsoloslukta olanlar, ilgilenmemeleri çok büyük bir skandal. ama fahire kara ve eşi diyanet ile gitmemiş. özel bir şirket aracılığı ile kaçak giriş yapmış. o yüzden yanında pasaportu ve kimliği var. yoksa diyanet bütün pasaportları ve kimlikleri toplayarak ayrı bir belge veriyormuş ve kimlik iadelerini havaalanlarında arabistan'dan çıkışta yapıyormuş.
  • fahriye teyze bulunacak bundan hiç bir şüphem yok. o kadın oralarda bir yerlerde yaşıyor.

    bulunduktan sonra hayatını, yaşadıklarını anlatımı güçlü bir yazara anlatsın, gerekirse aylarca mülakat yapsınlar. 21. yüzyılda köleliğin hala devam ettiğini, kutsal topraklarda, peygamber şehrinde, kabe'nin gölgesinde kadınların ne eziyetler çektiğini, arap toplumunu, suudi arabistan krallığını bütün dünyaya duyuracak bir kitap yazılsın. aylarca liste başı kalacak bir bestseller olacak bir kitap ortaya çıkacaktır. fahire kara'nın yaşadığı acıları, bugüne kadar duyuramadığı çığlıklarını herkesin duyması ve dünyanın hala çok kötü bir yer olduğunu görmesi gerekiyor.

    biraz da çuvaldızı fahriye teyzeye batırayım. ah be teyzecim 9 aylık bebeğin var, onun haricinde 11 çocuğun var, kocanla beraber üstelik ikinci defa ne işin var hacda.
  • hikayesi bana mı bi tek tuhaf geliyor
  • bulunup bulunmadığını merak ettiğim kadın.
  • suudi yetkililerin özellikle sakladığını düşündüğüm kadın. sanırsam ilk ihbarlar geldiğinde konsolosluktan biri programı arayıp "araplar rahatsız oluyor sözlerimize dikkat edelim." demişti. daha öncesinde de (kadının kaybolduğu ilk 3 yıl) durumu arap yetkililere bildirip kadının yerini söyleyen türk'ü apar topar gece yarısı sınır dışı etmiş bir ülke var karşımızda. ben ne yazık ki bu yüzden pek umutlu değilim.
  • bugün yeniden müge anlı ile tatlı sert'te ana konu olmuş.
  • bulunmasında sona yaklaşılmıştır.