şükela:  tümü | bugün
  • bir eylemi gerceklestiren kisi.
  • bilgisayarda sık sık karşılaşılan ü. silahşörlerden en gururlusudur... [(a)bort, (r)etry, (f)ail], faili tercih etmek insana ayrı bi karizma kazandırır, sıklıkla denenmeyen bu seçeneği seçen şahıs "f" tuşuna göstererek basar ve kendinden emin bi halde işine dewam etmeye çalışır... retry'i seçen çaresizdir veya acemidir, bilmiyordur, batsızdır.
  • ingilizcede başaramamak. "adamlar başaramamayı bir tecrübe kabul etmişler dile yerleştirmişler, not succeed not succeed yakışmamak o halde fail etmek christine." şeklinde düşünmeme neden olan başlık/kelime.
  • güzel türkçemizi çirkinleştirme hareketlerinden biri olarak, son yıllarda sıkça yanlış kulanılan sözcük. çoğu yerde katil anlamında kullanıldığına şahit oluyoruz. ilk tanımdaki gibi*, herhangi bir olayın yapanı demek olduğundan cinayetin faili olarak kullanımı doğrudur ama tek başına fail dendiği zaman neyi yapan olduğunu anlamak olanaksızdır. bu gibi durumlarda kastedilen anlaşıldığı için ses çıkarmamak yerine "ne? anlamadım. nasıl yani? neyin faili?" gibi sorularla olayın üstüne gidilse belki hatalı kullananın kafasına bir nebze yer eder.
  • kazaada 720 mb'i gelmis bir file download'in hemen yaninda gorurseniz, rahatlikla cinnet gecirmenize neden olabilecek 4 lanetli harf.
    **
  • (bkz: faili meçhul)
  • hukuk dilinde bir suçu işleyen kişiye verilen genel ad. bu anlamıyla kullanıldığında ortada bir suç olması ve bunun belirli bir kimse (veya bazı hukuk düzenlerine göre tüzel kişi) tarafından işlenmiş olması gerekmektedir, dolayısıyla hukuk bağlamında "bir olayın yapanı" tanımına karşılık gelmemektedir. teknik bir terimdir, tek başına kullanılabilir. "neyi yapan" sorusunun cevabı her zaman "suçu işleyen"dir.

    (bkz: mağdur)
  • sekizinci nesil çaylak.
    edit: yazar olmuş, hoşgelmiş.
  • türkçede: eden, yapan, işleyen:"vilayetin bir yerinde faili yakalanamayan bir irtica vakası çıkar."- r. n. güntekin. hukuki sonuç doğuran bir suç işleyen kimse. özne.
    ingilizcede: (ekinler) ürün vermemek. sınıfta kalmak; sınıfta. başarısız. başarısız ol. zayıf not. başaramamak, başarısız olmak, fiyasko ile sonuçlanmak, becerememek, ihmal etmek, suya düşmek, yapamamak, yapmamak, kalmak, tükenmek, iflas etmek, batmak, açmamak, başarısızlığa uğramak, ateş almamak, bozulmak, boşa çıkmak, boşa çıkarmak, ümidini kırmak, yüzüstü bırakmak, bırakmak.

    türkçede ilişkili kelimeler
    failimuhtar ise tdk'ya göre
    başına buyruk. yaptıklarından sorumlu olacak durumda ve yaşta olan (kimse).
    meful: tümleç. yapılmış, işlenmiş. bir işin etkisinde olan

    fail özneye göre daha nötr. özne aynı zamanda bireye has muktedir olma halini de veriyor. oysa fail sadece yapan eden eyleyen anlamına sahip.