şükela:  tümü | bugün
  • efendim, öncelikle bilmeyenler için faiz indirimini açıklayalım; bildiğiniz üzere hiç bir banka ya da ikrazatçı** faizsiz para vermemektedir -evet buna faizsiz bankacılık yapan kurumlarda dahildir, borç vermek karşılığında talep ettikleri kâr payını incelerseniz artık nasıl oluyorsa piyasa faiz şartlarına denk geldiğini görürsünüz-, doğal olarak merkez bankası da adı üzerinde bir banka olduğu için faizsiz borç vermez. genel olarak faizi yüksek tutmak enflasyonu frenlemeye yarar çünkü piyasadan aşırı bir para talebi gelemeyeceğinden, teorik olarak piyasada aşırı bir para dolaşımı olmayacağı için arz talep dengesi talep yönüne kaymayacak, böylece alışveriş kısıtlı olacaktır. peki faizi düşürürseniz ne olur? doğal olarak piyasadaki dengeyi talep yönünde bozarsınız, yani piyasaya daha ucuza daha fazla para çıkmasına müsaade etmiş olursunuz.

    şimdi bunun nesi kötü diyenler olacaktır, açıklayalım efendim; normal şartlarda böyle bir hareket gerçekten de beklendiği gibi enflasyonu tetikler, çünkü arz talep dengesi talep yönünde bozulacağı ve arz sabit kalacağı için bir malı satın almak için herkes sıraya girecektir ve siz satıcı olarak ürününüze istediğiniz fiyatı çekebilecek güce sahip olursunuz. eğer hammadde satıcısı iseniz sizin sattığınız hammaddeyi satın alarak üretim yapanların maliyetleri artacağı için doğal olarak bu fiyatlarına yansır ve böylece fiyatlarda artış anlamına da gelen enflasyon oluşur.

    gel gelelim şu anda bulunduğumuz durumda faizi düşürmek mantıklıdır, her ne kadar bu saate kadar üzerine basarak zor tuttuğunuz dolar, euro ve enflasyon canavarını serbest bırakmış olsanız da bazı açılardan doğru bir harekettir. şimdi; merkez bankasından daha uygun rakamlarla kredi alabilen aracı kurumlar ve bankalar doğal olarak aldıkları ucuz krediyi vatandaşa da uygun fiyatla yansıtacak, böylece kredi darboğazı aşılmış gibi görünse de bu saate kadar kredi almamış ama son dakikalarda işsizlik veya maaşını alamamak gibi problemlerle boğuşanların da kredi kullanmaya başlamasıyla doğal olarak kredi krizi daha da derinleşebilir, mikroekonomik (bkz: vatandaş) açıdan vatandaşa çok iyi yansımayacak olsa da piyasadaki para miktarı da geçici olarak artacağı için zaten bıçak kemiğe dayansa da zam yapmayan esnaf ve üretici, aniden para akışının yeniden başlamasıyla doğal olarak bu saate kadar ettiği zararı minimize etmek için fiyatlarını eski seviyesine çekmeye çalışacak ve bu da bize enflasyon olarak geri dönecek. peki, madem enflasyon olarak geri dönecek neden merkez bankası bu hareketi yapıyor? çünkü makroekonomik açıdan deflasyonun zararı, enflasyonun zararından çok daha büyük olacaktır. eğer enflasyonunuz sıfırın altına, eksi hanelere düşecek olursa bu alenen resesyona gittiğinize işaret eder. keza abd merkez bankası fed'in de bu aralar faizleri düşürmesinin ana sebebi de budur; ekonomiyi canlı tutmak.

    vatandaş olarak ne yapabileceğinize gelince; eğer borcunuz varsa önümüzdeki günlerde orta vadeli -max. 24 ay- kredi kullanarak acilen çözüme kavuşturulması gereken borçlarınızı ve kredi kartlarınızı fırsat bu fırsat diyerek kapatın ve tekrar kredi kullanmamaya özen gösterin. krizden önce japon yeniyle borçlanmak makuldü, artık japon yeni pahalı ve faizi eskiye göre çok daha yüksek o yüzden olabildiğince uzak durun. alışverişinizi olabildiğince minimize edin, kesinlikle birden fazla kredi kartına eş zamanlı borçlanmayın ve mümkün olduğunca taksitlendirerek bir şey alıyorsanız en kısa vadeleri kullanın. bir ürünü 12 aya böldürerek almak emin olun uzun vadede size daha yüksek bir maliyetle dönecektir.

    ayrıca enflasyon ile ilgili bilinmesi gereken çok önemli bir şey var; düşük enflasyon iyidir, ama çok düşük enflasyon istenmeyen bir şeydir. dediğim gibi eğer enflasyonunuz çok düşükse piyasada bir şeyler saçmalıyor demektir, yüksek enflasyonu düşükmüş gibi göstermek ise devlet politikasıdır çünkü devletin memuruna vereceği zam oranını bu enflasyon belirler, ne kadar düşükse devlet o kadar az zarar eder ama memurunu her zaman ki gibi süründürür.

    not:
    madem dolar, euro canavarlarını serbest bırakıyoruz dolar neden bu kadar düşüyor diyenler çıkabilir, fed faiz indirimi yaptığı için doların şu anda değer kaybetmesi normal, tcmb'nin faiz indirimi sonucunda da türk lirasının değerinin düşmesi de kaçınılmaz, bunu da euro fiyatını takip ederek kolayca görebilirsiniz.
  • uzun zamandır nedense ne zaman abd merkez bankası fed piyasalara müdahale etse gerçekleşen olaydır. fed piyasaya 1 trilyon dolar sürdüğü ve doların değerinin yerlerde sürünmesi gerekirken, nedense aman doların değeri düşmemesi için özellikle yapılıyor gibi. buradan anlıyoruz ki aslında özerk olması gereken tc merkez bankası ile hazine müsteşarlığı el ele, kol kola takılmakta, enflasyonun aşırı düşüp deflasyona doğru gitmesi gibi problemler umurlarında olmamaktadır.

    edit:
    gerçekten merak ediyorum, madem bu konuda söyleyecek bir şeyiniz yok, neden kötülüyorsunuz?
  • merkez bankasının faizi indirmesi ne demek dilimiz döndüğünce izah etmeye çalışalım;

    1. borsa istanbul’da büyük ağırlığa sahip olan bankacılık sektörü için iyi haber, bankalar karlılığı arttırıcı etki yapacağından borsa endeksinde yükseliş beklenir. faiz ile borsa birbirine rakip iken faizin cazibesinin azalması hisse senetlerine olan talebi arttırır.
    2. tl üzerinde etkisi kur cephesinden, faizi azalan para biriminin daha az tercih edilmesi gibi bir beklentiyi oluşturacağı için örneğin dolar/tl kurunda yükseliş beklenebilir.
    3. enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde faiz indirilmesi merkez bankası’nın enflasyonla mücadelesinin daha çok tartışılması demek olacak.

    peki merkez bankası faizleri indirmeli mi?
    türkiye cumhuriyet merkez bankası 2015 sonbaharına kadar sıkı duruşunu, döviz likiditesinde dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici tavrını korudu.
    merkez faiz duruşunda gevşer mi, ya da gevşememeli mi, faizi arttırmalı mı indirmeli mi sorusunun cevabı meseleye nereden baktığınıza bağlı. burada iki pencere var; büyüme ve enflasyon.
    merkez bankası’nın birinci önceliği enflasyonla mücadele. elbette merkez’in hareket alanı varsa büyümeye elinden gelen katkıyı yapar ancak dönem sonunda merkez bankası’na neden büyüyemedik sorusunu sormayız. merkez bankası enflasyon hedefini tutturmazsa enflasyonla mücadelede neden başarısız olduk bu sorunun cevabını vermek durumundalar.
    ekonomiyi ülkeyi tatmin eden büyüme yokken enflasyonun yüksek kalması ekonomistleri tedirgin eder. durgunluk içinde enflasyon yüksek işsizliği doğurabiliyor. bu durumda mb cephesinden bakarsak, enflasyonun yüksek kalması bekleniyorsa ve faiz imdirimi kararı alınırsa bu karar çok tartışılır.
    mb açısından yüksek kurun kötü sonuçlarına mı katlanılmalı, yüksek faizin kötü sonuçlarına mı katlanılmalı? iki kötüden hangisi tercih ediliyor, asıl konu bu, ülke hangi kötünün maliyetlerine bir dönem daha katlanabilir?