şükela:  tümü | bugün
  • '80 sonrası yaşanan ani güdük liberal ekonomiye geç/eme/me sürecinde; henüz memurluğun ve tevazunun milli değerlerden sayıldığı kalabalık türk ailesinin (sonra çekirdeğe dönüş herakatı başladıydı, ne ise) b-aşına musallat olan banker hadisesini hicveden ve türünün tek örneği olan bir film (banker bilo'yu ayrı bir skalada değerlendiriyoruz tabii) faize hücum..

    fehmi yaşar'ın senaryosu ve zeki ökten'in rejisiyle pek şık olan bu traji-komik filmde, takdirlik memur eskisi kamil bey (genco erkal: eh üstüne bir ara kelam ederiz gayrı), o güne değin alın teriyle kazandığı her şeyi, kısa yoldan köşe dönmece furyası içinde bir bankere yatırır, sonrası malum..

    yanısıra, kimi cahil belediyeler tarafından ellenmemiş, çiçek pasajı'nın güzelim halini hatırlamak içün de birebir bu film.. bu ve sakatlar yarışı sahneleri bile yeter de artar diyor hatta, benim naçiz kanaatim..
  • oyunculuk, senaryo olarak mukemmel bir filmdir. zugurt aga, zubuk, dutturu dunya gibi turk toplumunun pekcok perspektiften gercekci yorumlarini yapabilen filmler azdir. ne yazik ki kanimca turk sinemasinda film sayisi exponensiyel olarak artmis ama saydigim bunun gibi tassakli filmlerin sayisi neredeyse sabit kalmistir.

    gotevole, azar magazin, hulya yavsar show vs. gibi sikindirik programlarin yerine oturup ciddi ciddi izlenmesi, incelenmesi gereken filmlerden biridir.
  • 1982 yapımı harika bir zeki ökten filmi.
  • 80 sonrasından 90'ların ortalarına kadar güdük kalan, daha doğrusu sürece göre az sayıda iyi filmin çekildiği türk sinemasında başyapıtlarından biri olarak sayılan, başrolünde genco erkal'ın oyunculuğunu konuşturduğu bir zeki ökten filmi.

    80 sonrası oluşan ekonomik ve toplumsal bunalımı vurucu bir şekilde irdeleyen film, daha rahat yaşamak için, (aslında buna daha rahat yaşamak değil resmen insanca yaşamak için) gerekli maddiyata sahip olmak adına evini satıp tüm parasını bankere yatıran bir aile reisini, daha dogrusu bu küçük aileden yola cıkıp toplumsal çöküntüyü ele alır.

    filme sinematografik açıdan bakıldığında, türk sinemasının pek de geleneğinde olmayan simgesel anlatım, sürrealist öğeler dikkat çeker, düşündürür. kapı, sakatlar yarışı vs. gibi.

    iyi filmdir iyi, eleştirir, yerden yere vurur. televizyonda gösterilmeyenlerdendir.

    antalya altın portakal film festivali'nde en baba ödülleri toplamıştır.
  • nihayet youtube'a da yüklenmiş harika bir yapıt.
    görüntü kalitesi çok iyi olmasa da idare eder.
    bir sahnesinde parasını çekebilmek için bekleyen bir mudinin ağzını şapırdata şapırdata poğaça yiyip çayını höpürdettiği kare için bile izlenmeye değer.
    `:https://www.youtube.com/watch?v=csfyyqj-ekm`
    `:https://www.youtube.com/watch?v=oknhyfuo6ii`
  • hakkında bu kadar az yazı yazılmış olması garip geldi. kara mizah filmi aslında filmimiz. toplum eleştirisi hiç çekinmeden göbeğinden veriliyor.

    genco erkal'ın emekli memur rolü süper.

    toplumda değişen bir şey yok, kendimden biliyorum. dolar ne zaman yükselse kazık yemek için, keriz gibi silkelenmek için sırada bekleyen insanlar arasındaydım. bak şimdi para yok ya, akıllandım. dolar yükselince düşeceğini sezdim, yemedim kazığı. param olsaydı, tuzlukla koşardım. toplumun büyük kesimi kolay para peşinde olunca böyle oluyor. 2000'lerde batık bankaların, batmadan önceki yüksek faiz reklamları da hala kulağımızda. toplum hiç değişmedi.
  • feci şekilde underrated bir filmdir.

    çekildiği dönemi çok iyi yansıtabilmiş ender filmlerden biridir aynı zamanda. 1980-82 arasında yaşanan banker krizi ve yaşattığı toplumsal çöküşü anlatan başka bir film daha yoktur. *

    yalnızca banker krizi değil; o dönemdeki sosyal psikolojiyi ve toplumsal dönüşümü daha iyi anlamak için tekrar tekrar izlenmelidir.

    genco erkal'ın nesli tükenen şerefli devlet memurunu canlandırdığı mükemmel oyunculuğuyla ( ne şanslıyım ki kendisiyle tanışıp elini sıkma şerefine nail olmuştum ) yavuz turgul'lu şener şen fimlerini anımsatır.

    filmden aklımda kalanlar:

    --- spoiler ---

    kâmil bey'in ( genco erkal ) banker tarafından faizini alamayınca kirayı ödeyemeyip kapıya gelen apartman görevlisine zamanında bakan tarafından kendisine verilen "üstün hizmet ödülü" belgelerini vermek istemesi içler acısıdır.

    kâmil bey'in kızına kocasının neden hapse girdiğini sorduklarında cevap vermeyip kamera açısını elindeki renkli uçurtmayla kaplaması çok etkileyicidir. zaten filmde aklı başında tek kişi de kamil bey'in büyük kızıdır. kamil bey'in bankere gidebilmek için evini satmasına tepki gösteren tek kişi de odur. ama ne yazık ki sesi cılız kalmıştır.

    kamil bey'in kızının iş ve işçi bulma kurumunda iş bulması ve o dönemin işsizliğini, ekonomik istikrarsızlığı, yokluğu yansıtan kareler... hiçbir şey değişmedi.

    merdivenleri temizleyen kapıcı ile karısının kamil bey'in kızından "kocası anarşikmiş" diye bahsetmeleri de içler acısıdır. toplumsal geri kalmışlığın, cehaletin hiç değişmediğini tekrar gösterir. bu konuşmanın bu sekansta gerçekleşmesi de ayrıca düşündürücüdür.

    kâmil bey'in karısını ziyaret etmek üzere evine gelen ev hanımlarının konuşmaları devam ederken kameranın kadınları elleri üzerinde gezmesi. örgü ören, dedikodu yapan, kamil bey'in küçük kızının elbisesinin kısalığını eleştiren, kolları altınlarla kaplı kadınlar, kadınlarımız.

    insanların zenginliğe öykünmesi, pazarda meyve sebze satan küçücük çocukların bile kendi arasında mal-mülk sohbeti yapması. sürekli "mercedes" muhabbeti. kâmil bey'in hırs küpü damadının (ahmet sezerel) yolda gördüğü "mercedes"i sollamaya çalışması. dönemin toplumunun hayatta kalmak için vahşice birbirini ezmek, birbirinin üstüne çıkmak gerektiğini toplumsal bilinçaltına kazıyan küresel, devlet ve iktidar aygıtlarının dayatmalarının kısa ve öz anlatımıydı.

    kâmil bey'in evini satıp faizle geçinmeye başlayınca "bey oldum ben" diye düşünmeye başlaması, yürüyüşünün bile değişmesi. karısına bile yaklaşımının değişmesi. insanların çok paraları ve mülkleri olduğunda "sınıf atladıklarını" zannetmeleri.
    toplumun topyekûn zengin olma, kısa yoldan köşeyi dönme, voleyi vurma hayali ve sanrısı içinde olması. çok acıklı. gerçi bu zihniyet çok da değişmedi. ancak türkiye'nin (1980 darbesinin de sebebi olan) 24 ocak kararlarıyla neoliberal ekonomiye geçişiyle birlikte 1970'lerin türkiye'siyle 1980'lerin türkiye'si arasında oluşan devasa değişimi en iyi yansıtan filmlerden biri olduğu konusunda hemfikirim.

    --- spoiler ---

    sahip olduğu sinematografik ve tarihsel perspektifiyle ( özellikle yeni nesiller tarafından ) kesinlikle izlenmesi gereken türk sinemasının yüz akı filmlerinden biridir.
  • müsadenizle ben biraz gömeceğim. daha doğrusu bence eksiklerini sıralayacağım. bir kere 1982'de yaşanan(krizin patlaması), dönemin bankerler krizini perdeye taşıması açısından çok nadide bir film, değerli. zeki ökten her zamanki gibi, iyi bir yönetmenlik sergilemiş. filmde gerçekten de bir düttürü dünya havası, griliği, kasveti ve mesaj tadı var. lakin filmde özellikle senaryo ve oyunculuk olarak eksikler var bence.

    en önemlisi senaryo. senaryo bana adeta fantastik yazılmış, konuyu hiç de içeriden bilmeden kaleme alınmış gibi geliyor. adeta ısmarlama yazılmış hissine kapıldım. bir kere filmin her şeyi olan kamil bey karakteri oldukça sallantıdadır. memuriyet hayatı boyunca 22 adet takdirname almış 31 senelik devlet memurudur. bu karakter yeşilçam'ın esasen gedikli karakterlerinden de birisidir. lakin kamil bey hikaye içinde çizilen bu muhafazakar/namuslu, risk almayı sevmeyen profilden aniden ve çok çabuk vazgeçerek hemen "bankerci" oluverir. yine bu geçiş sonrası kamil bey, ilk faiz payları ile hemen hayalinde dahi olmayan kocaman bir apartman dairesine çıkar ve birden "beyefendi kamil bey" olma zevkine varır. üstelik daha dün adeta bir gecekonduda sürünülürken, eve temizlikçi/gündelikçi çağırma lümpenliğine de iki ayda erişiverir. bu bağlamda kamil bey hiç de gerçek bir karakter değildir. değişime direnç göstermez, mecburiyetten gelen değişime de muhafazakar değil adeta acıkmış bir tepki verir. kamil bey bana göre kendisi memur emeklisi ama gözü yükseklerde bir tipoloji ile karakterize edilmeliydi. yaptığı her şey bu kimliğe uygundu çünkü.

    oyunculuk açısından da genco erkal'ı öyle çok da başarılı bulamadım. filmdeki muhteşem oyunculuk bence kocası hapisteki büyük kız rolüdür.

    filmin bir zayıf yanını da müzikleri gibi gördüm. adeta kurtuluş savaşı belgeseli müzikleri. bu filme gitmemiş kanısındayım.

    neticede film benden 6/10 ancak alır. yönetmen iyiliğinden o da. öte yandan özel bir yere de ısrarla koyarım. birincisi kaç filmde genco erkal izleyebilirsin ki? ikincisi ise anlattığı toplumsal hikayede yapılmış tek tabanca film olması önemlidir bildiğim kadarı ile.

    unutulmasın bankerler faciası 1980'ler başında en az 500.000 kişiyi etkilemiş, oldukça köklü bir krizdir. üstelik devletin 200.000 liraya kadar kaptırılan paraları geri ödemesi de bu krizi ayrıca özellikli kılar. bu konuda çeşitli yönleri ile çok daha fazla sayıda film yapılmasını bekleyebilirdiniz. yapılmadı.