şükela:  tümü | bugün soru sor
  • denize giren her fakirin başına gelen felaket gerçek.

    tabii denize girmek derken asıl işkence denizden çıkınca başlıyor. denizdeyken güneş koruyucu sürülmediği için farkında olmadan yanmak, tuzlu tuzlu çıkıp kuma belenmek, şezlong kiralayacak parası olmadığı için güneşin alnında yine o kirli kumlara uzanmak, acıkınca evden getirdiği çökelek dürümünü yemek, dönüşte üstü başı kum ve tuzla toplu taşıma araçlarına binmek ve daha bir sürü şey..

    ay ifade ederken bile omuzlarımda güneş yanığı acısı başladı.

    yani demem o ki deniz de zenginlerin işi. plajda köpük partileri, dev minderlere serilip soğuk içeceğini yudumlamak, dönüşte hemen 15 metre ilerideki oteline ulaşmak. konfor ya konfor.

    ah benim yoksul vatandaşım.. sana yüzmek de haram..
  • belenmek , çökelek dürümü gibi kelimeleri bünyesinde bulunduran zengin sıçmığı yazı. çok zenginmişsin gardaş.
  • fakirlik mutluluktur, onurun ile yaşamaktır, birilerine yataklık etmemenin getirisidir, haksızlığa karşı susmamaktır, hak ve adaleti gözetmektir, israf etmemektir,küçük şeylerle mutlu olmaktır, rabbinin sunmuş olduğu güzellikelere şükretmektir, emeğinden fazlasını kabul etmemektir,kendini zengin sanan gönül fakirlerine maddi anlamda katkı sağlamak ama karşılığında alay konusu olmaktır.

    dalga geçen beyin fakirlerinin yanında maddi anlamda fakir olmak bir onurdur.

    (bkz: sizler anlayamazsınız)
  • allahın denizini parselleyip baba malı gibi satan düzenin yalakası sıçmığıdır. esas tespit edilmesi gereken sahile şerit çekince orayı satma hakkı nerden geliyor onu bulmaktır.
  • tarlayı satınca eline biraz para geçen köylü türkçesi bu. nerede görsem tanırım.
  • başıma bir şey gelmeyecekse katıldığım tespit.

    şezlong parası ve şemsiye ücreti veremeyecek, iskelesi olmayan bir yerden denize girip her tarafı kum ile güneş yanığı karışımı olacak fakirlerin denizde hobarey nidalarıyla eğleniyormuş gibi yapmasını garipsiyorum. yanlarında getirdikleri yiyecekleri yerken yiyeceklere bulaşan kumu da çatır çutur çiğneyen ve kum yuvarlanıp mideye gitsin diye sıcaktan hoşaf olmuş içeceklerini içen fakirler için dönüş toplu taşıması ile birlikte o gün işkence olarak biter.

    not: zamanında bu aksiyonu çok yaşamış biri yazıyor bunları.
  • fakirlerle denize girmek de işkencedir bir noktada. denizden cok karı kız keser yokluktan. onları da anlıyorum tabi ama paran olunca takılıyorsun böyle şeylere.
  • mükemmel tespit, tapiyorum
  • bazen zenginlik kimseye aldırış etmeden çökelekli ekmek yemektir bazense özgürlük ve mutluluk kimin ne diyeceğini umursamadan kumda belenmektir
  • gün gelip de yoksullar "neden iskeleden denize giremiyoruz? neden şezlonga verecek paramız yok?" diye sorana kadar bu işkence sürecek.

    onu da sormayacaklar gerçi.