şükela:  tümü | bugün
  • -kalın uçlu nokia şarjı olan var mı ?
  • üniversite son sınıftayız. iş mülakatı için izmir'den istanbul'a geldik ve zorunlu olarak bir gece kaldık. bu arada iki kişiyiz ve farklı evlerde kalıyoruz. neyse ertesi gün öğleye doğru otogarda buluştuk. kahvaltı niyetine üç liralık bir çorba falan derken sıra geldi bilet almaya.

    unutmuyorum, cebimizde tam tamına 89.5 lira var. metin sormuş tabi daha önce, kendinden emin "42 lira" diyor. hazırladık paraları tam verecekken, adam "44 lira" dedi.

    - hocam ben sordum 42 dediniz ona göre geldik!
    + beyefendi arkadaş yanlış söylemiş 44 lira izmir ücretimiz.

    yaşanan şokun etkisiyle müthiş cümleler dökülüyor tabi metin'in ağzından:

    - beyefendi değilim hocam öğrenciyim ben, yapamaz mısın bir güzellik? yap be?
    + (gülerek) kardeşim inan sistem bu fiyatın altına inmiyor. ben bir şey yapabilsem yaparım.

    beyefendi olmadığımız, öğrenci olduğumuz gerçeğini (?) ve biletleri yanımıza alarak otobüsü beklemeye başladık cebimizde kalan 1.5 lirayla. izmir'de evlerimize nasıl gideceğimizi düşünürken, birbirimize hayati önem arz eden hatırlatmaları yapıyoruz sürekli:

    - en geç feribotta tüm tuvalet ihtiyacını gidermiş ol bak daha giremeyiz!
    + doğru söylüyorsun!

    otobüsün kalkmasına yakın munis bir soru soruyorum:

    - fotomaç alalım mı lan bir tane 50 kuruşa, yolda okuruz?

    cevap çok sert:

    + yok lan o kadar açılmayalım!

    50 kuruş açılamıyoruz! hacca gideceğiz sanki o parayla. e haklı isyanım başlıyor bu noktada. iç geçiriyorum:

    - metin lan! şimdi o bilete verdiğimiz 4 liramızın olduğunu düşünsene!
    + offfffffff...

    ama o nasıl bir of! böyle bir iç geçirme, gözleri kısma, hayallere dalma... işte o 4 liralık "of", fakirlik belirten bir cümle olamayacak kadar kısa.

    bu arada merak eden varsa, o işlere girdik.
  • gercek hikayeden alıntıdır:

    halk ekmek önü..

    - abi bi ekmek lütfen (para uzatılır ekmek alınır)
    - hocam bu 5 kurus eski gecmiyor
    - tamam o zaman hocam kalsın (ekmek geri uzatılır)

    edit: olay basima bizzat gelmistir. merak etmeyin evde o gün biraz bayat ekmek vardı ölmedim yaşıyorum gördügünüz üzere. kanepe koltuk altlarından hic bozuk para cikmayinca böyle tatsız bi olay oldu.
  • - yanında içecek bir şey ister misiniz?
    - yok teşekkürler.
  • -soğuk havalarda ısınmak için bir mumun etrafında otururum. hava daha da soğursa mumu yakıyorum.
  • -dia sa kartınız var mı?

    -var.
  • 750.000(yediyüzellibin) liralık kantır açarmısın abi.

    (bkz: counter strike)
    (bkz: internet cafe)
  • sene 90'ların başları. dayım ve üniversitede okuyan ev arkadaşı salih abi eve giderken ne yesek diye düşünürler ve canları kıymalı yumurta çeker. paraları her zamanki gibi çok azdır ama can çekmiş bir kere, girerler kasaba:

    - 50 gr kıyma verir misin?

    adam şaşırır ama ayıplamaz. o zamanlar mahalle esnafı kültürü var. zeytinin tane işi alındığı, çeyrek ekmek satılan dönemler bunlar, kasap abi neler görüyor.

    neyse, şöyle üç parmağının arasıyla bir çimdik alır çekilmiş kıymadan ve atar terazinin üstüne:

    + 70 gr olsun mu?

    dayım salih abi'yle göz göze gelir iki saniye ve dünyanın en fakirlik belirten cümlesi gelir:

    - olsun be bi daha mı gelicez dünyaya!

    komiktir ama iç burkar aslında :)
  • - 5 lira dediğin nedir ki, yeri geliyor bir gecede harcıyorum ben o parayı..
  • - ne kadar bu?
    - 399 tl
    - sarısı var mı bunun?
    - yok
    - (ohh).. teşekkürler.
hesabın var mı? giriş yap