şükela:  tümü | bugün
  • bir cesit terapi yöntemidir. profesyonel yardim görmeye cesaret edemeyen, buna gerek duymayan insanlarin bu yardim ihtiyaclarini cesitli ruhban araclariyla tatmin etmeleridir.
    fala baktiran kisi karsisina aldigi falci sifatli insanin kendisi hakkinda yorumlar yapmasi icin bazi kanallar acmasina izin verir. falci kisi bu acilan kanallar vasitasiyla her türlü özel hayat, kisilik test sonuclari, gelecek kaygilari yorumlarini cekinmeden yapar.
    burda dikkat edilmesi gereken falcinin elindeki gücü hissetmesi ve ona göre mimik yapip, degisik bir ruh haline girmesi. cünkü o sirada karsisindaki fal baktiran aciz insan agzi acik ona bakiyor ve ne derse kabullenip hafizasina kaydediyordur. aciz insan demek yanlistir belki de, bir bakima o sira da söz hakki olmayan islevsiz kisi de denebilir.
    falci sahis karsi tarafa önce adini sonra dogum tarihini sorar. bundan sonra kisilik analizine gecer ki; her türlü burc kitabindan ögrendigi seylerdir bunlar. o yüzden kesin tutar. ikizler; her daim ikilem icindedir, kararsizdir, daldan dala damdan dama ucarlar. (ayy valla bildi)
    bunun yani sira büyü filan görürler, korkuturlar, falin negatif enerjisinden etkilenip karsinizda kasinmaya, degisik sekillere girmeye baslarlar.
    iki secenek vardir önünüzde; ya falda cikan her seye katiksiz inanirsiniz, ya da esnekliginden yararlanip kendi hayatiniza uydurursunuz.
    örnegin baban rahatsiz biraz (evet, gripti biraz gecen hafta)
    her sey bir yana inanmasi da inanmamasi da bir secim meselesidir, bedavadir.*
    ama arada bir yapilirsa keyifli olur.
    isin en klasiklesmis hali; fala inanma falsiz da kalma
  • fali bakan sevgili hakkinda bir-iki nahos kelam ettiyse, akabinde sevgiliye surat asmak ve tartismakla nihayete erdigine sahit olunmus eylem.
  • meraktan degil ilgisizlikten fal baktırır insanoglu. falcıyla basbasa kalınan o kısa surede, sanki zaman durmus, butun gozler ustundeymiş gibi gelir. garip hisler doluşur kişinin içine, hakikaten önemli biri olduğunu düşünmeye başlar insan. falcılar da bu zaafı sonuna kadar sömürürler, hayatını çok önemsiyormuş gibi triplere girerler.. g.tunden sallıo ya da cinlerden haber aldı bilinmez; o tavırlar bitirir olayı. kariyerinin en ilginc falina bakio sanki anasini satim.
  • ya da;

    bir psikoloğa gidip, 200 ytl civarı para verip, içimizdekileri kusup daha da ümitsizleşmenin ve hiçbir çare bulamayacağımızı anlamanın yerine, 5 ytl verip, "sana bir kısmet var" "bak bütün dertlerini atıyorsun" diyen uydurukçu bir falcıya gitmek, hem daha mantıklıdır ve ümit vericidir, hem de daha karlıdır. **
  • akibetini merak edip, kukumav kuşu gibi düşünmekten bitap düşünce yaptırılası birşeydir. hep ben mi düşüneceğim geleceğimi, biraz da başkası kafa yorsun benim geleceğim hakkında demektir. kısır döngüye düşüp aklımıza getiremediğimiz olasılıkları akla getirmenin bir yoludur. * bazen de kendi kendini gerceklestiren kehanettir.
  • aslında beklentisi geleceği öğrenmek değil de iyi şeyler duymak olan bir grup kadın, kız kısmısının sık sık gerçekleştirdiği eylem..
  • turk kahvesinden pek hoşlanmayan bir insan olarak, içilen ortamlara uyum sağlayabilmek adına kendime bıraktığım açık kapı idi bugüne kadar.
    hatta çoğu zaman benimle ilgili az çok fikri olan insanların gerçekleştirdiği bir eylem olduğu için eğlenceli bir tarafı da vardı,
    belki karşımdaki insanın dillendirmek istediklerine kılıf oluyordu çünkü.
    bugün işin tüm keyfi kaçtı benim için!
    bir ziyaret esnasında, tesadüfen ortama giren bir şahıs tarafından içtiğim kahve bahane ve malzeme edilerek başlayan,
    daha sonra fincan bir kenara bırakılıp kısa süreli ama art arda yaşanan translar eşliğinde süren bir törene döndü olay..
    hatun gözlerini kapatıp, kendi kendine fısır fısır konuşuyor ve boynu istem dışı ya öne ya arkaya düştükçe aniden gözlerini açıp bana inanamadığım cümleler kuruyordu. gelmişimi geçmişimi, kendi unuttuğum yaşanmışlıkları ve hatta sadece aklımdan geçmiş, kendime sakladığım düşünceleri,
    fiziksel ve ruhsal arazlarımı, karakterimin kendisini ve gölgesini soluksuz anlatmaya başladı..
    bugüne kadar benzer şeyler yaşayan insanlara bıyık altından gülümseyerek dinlemiş olan benim
    elim ayağım hala titriyor şaşkınlıktan.
    tabiri caizse, dış kapının dış mandalı biri tarafından geçmişimin bu kadar net ve detaylı anlatılmasından geçtim,
    aynı kati tavırla geleceğime dair ortaya sürülen kehanetler beni benden aldı! şaşkınım, afalladım.
  • çok güzel rol keserim fal baktırırken. herkes öyle yapmalı bence. misal; her defasında (artık kimle gittiysem ona yönelerek) "ya sırf sen yalnız kalma diye baktırıyorum. geçen sefer de tavsiyeyle gittim, bi güzel sıktı herif. öylesine zaten, ben inanmıyorum ki" beyanatında bulunduktan sonra en cool tavrımı takınıp hiç çaktırmadan kendi içimde, sanki hayatımın bundan sonraki kısmını falcının söyledikleri belirleyecekmişcesine heyecan yaparım. önemli olan renk vermemek bence. kendi içinde çeliştiğini belli etmediğin sürece sorun yok, yalan dolan da sayılmaz hem. "fal ne kadar gerçek?" çelişkisi içinde kendini kandırıyorsun sırf, kendimi yani.

    en son gittiğimde giriş kısmını uyguladım aynen. herkes yedi zaten. sonra sıram geldiğinde hafiften heyecan geldi tabi, ama belli de etmemek lazım ya hani ( ki bu daha da eğlenceli kılıyor bence olayı, neyse ) oturdum falcı ablanın karşısına. baktı şöyle adımı falan sordu. söyledim. acaba yalan söylesem anlar mı diye de düşündüm ama vazgeçtim. sakata gelmiyim dedim. neyse ilk lafı şey oldu "akıllı biriyiz". tekiniz de düzgün bir yerden girin be dedim, içimden. ona da "öleyimdir" diye güldüm. birde bir şanstı bence. üstünde durmadım. sonra derslerden girdi oradan buradan çıktı. arada sağlam sıktığı şeyler de vardı. kafa salladım bir güzel. nasıl kanıma işlemişse, kendimi kandırdığım gibi falcıyı da kandırmayı severim. benle uzak yakın alakası olmayan şeylere de "evet evet" diye onay verip nasıl saçmalıycak diye eğlenirim. yaptım bunu da. sonra eski sevgiliye falan geldi. iki harf söyledi, 2/29 oranından büyük ihtimalle tutturacaktı zaten. nitekim öyle oldu, üstünde durmadım. sonra tarif etti. gayet spesifik olarak. "içine doğmuştur, ehe" dedim üzerinde durmadım. sonra hikayemizden parçalar sundu. oha dedim. kafamı zaten sallıyordum, daha bir şevkle sallar oldum. geri dönecek dedi, çok yalnız kalmış(mış). dönmesin dedim, çok üzdü beni. falcı ablayı güzin abla sanıp o an başlayabilirdim içimdeki her şeyi bir bir dökmeye. yapmadım, hakim oldum kendime. "görürsün bak" dedi abla. sıçtık dedim. zaten ona dair her şeyi unutmak için beşyüz takla atmıştım, on milyonluk eğlencem kabusa dönüştü.

    çaktırmadım ablaya, daha konuştu da konuştu. arada yine salladı, ben yine kafa salladım. sonra bir iki daha tutturur gibi oldu, o bomba atışın yerini tutmasa da. yeni biri olacak dedi, tarih bile verdi. atma abla dedim içimden. "aa cidden mi" diye de gülümsemeyi ihmal etmedim. aslında iyi olurdu ama, buna inansam öncekinin de olabilirliği kısmen artacaktı inancıma göre. saçmaydı ama, kafamı karşıtırmıştı bir kere falcı abla.

    neyse ablanın diyecekleri bitti. arkadaşların yanına dönüş yolunda toparladım kendimi. sanki bir tanecik şeyi bilememişçesine fala inanmayan insan moduma girdim. "ehe saçmaladı işte" gülüşünün ardından içimde derin sukuta daldım. çok güzel rol kestim kesmesine de "fala inanmam" diye ahkam keserken "al bak ne kadar gerçekmiş fal" diye gözüme sokmuştu abla. "gitmeyecektin kızım" dedim kendime.

    biraz zaman geçti, acıkmıştık yemek falan yerken "bir daha hayatta gitmem falcıya falan" dedim kendi kendime. sanırım, fal baktırmak uzun zamandır kendime yaptığım en sağlam kötülüktü.
  • gerçeklerden 5-10 dakikalığına da olsa uzaklaşıp, tatlı yalanlar duyma arzusudur bir nevi. bazen öyle anlar vardır ki her insan evladı güzel yalanlar duymak ister kendinde yaşama gücü bulabilmek adına. nihayetinde büyük türk düşünürü sevgili düzağaç da "bana yalanlar söyle bu gece ihtiyacım var" dememiş midir? tozpembe yalanlar dinleyip tatlı hülyalara dalma yöntemleri muhtelif olup, inanın ya da inanmayın fal baktırmak da bu yöntemlerden biridir.
  • "ay kııııııız gerçekten çok iyi yere kancayı takmışsın" gibi komik lafların duyulabildiği aktivite...