şükela:  tümü | bugün
  • belalı bir hastalıktır.

    sene 2001 falan, kardiyoloji stajı bitmiş, kalp damar bölümünde sözlü olacağız. burcu da böyle şirin ve cazgır sınıf arkadaşı. hayvan gibi çalışmış tabiri caiz ise. üstelik biliyo da kız, cazgır mazgır ama şirin, üstelik komşu. tamam çok güzel değil, ama şirin bak, ne bileyim çok güzel değil belki... ama... neyse.

    şimdi hoca alıyor 3 kişilik ekibi karşısına, herkese çeşitli borul...sorular soruyor. burcu'nun yanındaki çocuğa "fallot tetralojisini anlat" diyor. zzavallı kurban, bir dakika sonra öleceğinden habersiz bildiklerini anlatıyor, hoca kesip "boşver laga lugayı, bileşenlerini söyle bakalım" diyor. çocuk bir kaç bişi söylüyor ama tamamlayamıyor. hoca burcu'ya dönüp "sen anlat bakalım, sınava böyle güzel güzel giyinip gelmişsin" diyor ne alakaysa.

    burcu "ventrikül hipertrofisi" diyor, "vsd" diyor, sonra da "ata biner tarzda aort" diyor.

    hoca neredeyse osururcasına gülmeye başlıyor. "o ne lan, aort hiç ata biner mi?" diye soruyor. sonrası şöyle:

    - o ne lan, ahahaoahoahazartoahaha aort ata mı biniyo lan?
    -- hocam ata biner tarzda aort işte.
    - aort nası ata biniyo bi göster bakayım.
    -- nasıl yani?
    - yani eyere nasıl oturuyor, gemi hangi eliyle tutuyor. sonra nası düşmeden duruyo at üstünde.
    -- hocam bize böyle anlattınız, yani şeklini falan çizebilirim ama bize bu isimle öğretildi ve bu şekilde biliyoruz.
    - banane ben öyle bir şey demedim. bana aort'un ata nası bindiğini, nalları falan göster ahahahahaha
    -- hocam ne yapabilirim ki siz hiçbir şekilde kabul etmiyorsunuz. ne diyeyim ki ben şimdi?
    - tamam çık, kaldın.
    -- hocam?
    - yürü git, aort ata biniyomuş ya şuna baka hahaahahaha.
    -- ama hocam...
    - ya çık gitsene.. ahahaha bak bi dahakine aort ata nasıl biniyor onu göster gelince.
    -- ühühühü...hğhühühhü...(kapıyıaçıpçıkovski)
    - (burcu'nun arkasından, kapı arasından) ahahahaha ata biniyomuş yaaa...
    -- böhühühüh...

    gördüğünüz üzere, bilinen en şerefsiz hastalıktır. hocalar bu sayede ego tatmin ederler. şerefssiz orospu çocukları.

    (sonra bi daha gördüm mü? gördüm tabi ki. sevgilisi falan vardı, sanal bebek almışlar tamagoççi, oynuyolardı. kardiyoloji'den bi daha sınava girdi, btünlemede geçti, sekretere durumu anlatınca adam gibi bir hocaya verdiler. ben hala kardiyolojiden geçemedim, zira sınava bi daha hiç girmedim)
  • teşhis edildiğinde, anne ve babalara çok kötü bir sürpriz olan doğumsal kalp hastalığı. minicik çocukları yaşamlarının ilk yıllarında çok ciddi bir ameliyatla karşı karşıya bırakarak, hem bedensel hem de ruhsal olarak örselenmelerine neden olmasıyla, çocuğa da, aileye de çetin günler yaşatır.

    bebek dediğin, derdini ağlayarak anlatır. bu hastalığı taşıyan çocuklar çoğunlukla mor bir yüz ve mor tırnaklarla yaşar zaten. ağladıkça, daha da morarır. ameliyat öncesi ayrı bir zordur, ameliyathane kapısı ayrı bir zordur, yoğun bakım merdivenlerinde sabahlamak ayrı bir zordur, ameliyat sonrası da bambaşka bir zordur.

    ameiliyat yaklaştığında şişe şişe kan ve plazma peşinde koşturur. çocuğa çeşit çeşit tetkikler yapılır. damarları incecik olan çocukta bu işlemler hiç kolay değildir. kollarını bacaklarını 3-4 kişi tutar, o çocuk ne olduğunu anlayamaz ve acıdan ağlar.

    ameliyat sonrası, solunum makinesinden çıktıktan sonra bile vücudunun her yerinde kateterler, hortumlar olan bir çocuk. gece nihayet uyurken, burnundan sokulan hortumla, aspirasyon yapılır. yine sık sık akciğer masajı için uyandırılır ve sırtına tokatlar iner. masajın şekli bu. yapılacak bir şey yok. o çocuk, bunun akciğer masajı olduğunu anlayamayacak kadar küçüktür.

    kasığındaki kateterden kalbine damla damla verilen ilaç, kalbin çalışmasına destektir. çocuğun altını temizlerken, bacaklarını kaldırmamaya dikkat etmek lazım. bu hareket, ilacın, kalbe hızla gitmesine neden olabilir ve kalpte dakikada en az 180 atımlık bir taşikardiye yol açabilir. gözler, kalbe bağlı monitörden hiç ayrılmadan, çileli ve korkulu bekleyişler, sabahlamalar daha bitmemiştir.

    ilaç yutacak kadar büyümemiş çocuğa 4-5 çeşit ilaç ezilir, enjektöre doldurulur ve ağzına fışkrtılır. bunlardan biri, diğer ilaçların yan etkisiyle oluşan potasyum eksikliğini gidermek için verilen kocaman bir tablettir. o kadar ilaç arasında bir bu eksiktir. bazen o çocuk bunu kusar. doktorlar aranır, endişeler artar.

    karaciğerin büyümemesi için sıvı çok sınırlı verilir. biberonla, günde sadece iki parmak kadar su hakkı vardır. o çocuk, susuzluktan, bağıra bağıra ağlar. kalbine bir şey olacak diye korkudan titretir. çocuğun, ağlarken kendini yerlere göğüs üstü attığı da olur. oysa, göğsüne darbe almaması, doktorlar tarafından sıkı sıkı tembihlenmiştir. gel de zapt et. neresinden tutacaksın? minicik bedeni dikiş ve yara içinde.

    bununla da bitmiyor. o iki parmak su hakkı, yoğurt yediğinde bile azaltılır. yoğurttan aldığı fazla su bile sakıncalı. muhallebi mi yedi? içindeki süt miktarını hesaplayacaksın ve içtiği sudan düşeceksin. sadece 5 cc su içer bazen.

    fallot tetralojisi, çocuğa da aileye de çok zor günler, yıllar yaşatan, ameliyat sanki dün gerçekleşmiş gibi hafızalardan silinmeyen, hiç bitmeyecek bir endişeye merhaba dedirten, tüm ailenin psikolojisini yerle bir eden ve göğsüne baskı olur korkusuyla, çocuğa sımsıkı sarılmayı özleten bir hastalıktır.
  • -saga kaymis aort (over-riding aorta)
    -ventrikuler septal defekt (karinciklarin arasindaki bolmede defekt)
    -sag ventrikul hipertrofisi (sag karinciga yuk bindigi icin fazla buyumesi)
    -pulmoner stenoz (akciger atardamarinda darlik)
    gibi 4 bulguyla tanimlanan hastalik. ayni zamanda patent ductus arteriosus da gorulur.
  • zamanında sahip olduğum hastalık. 3 yaşındayken total korreksiyon ameliyatıyla tedavi edilmişim hatırlamıyorum tabii o zamanları. alakalı mıdır bilmiyorum ama göğüs kafesimde bir dengesizlik var, sol taraf biraz daha yukarıda gibi duruyor. hatta bunun da bir adı varmış ama unuttum şimdi ne olduğunu. neyse demek istediğim çok korkmayın, bakın ben bu yaşıma kadar geldim, benimki biraz pısırıklıktan da kaynaklanıyor olabilir ama biraz kısıtlıyor fiziksel efor gerektiren aktiviteleri. (bkz: koşmak)
  • aortun ata biner gibi olduğu durumlara dikkat edilmelidir, denir.
    (bkz: konjenital kalp hastalıkları)
  • 9 aylık yiğenimin iki gün önce ameliyat edildiği hastalık. doğumsal kalp hastalıkları içinde en zor ameliyat edileni fakat tamamen düzelebilen bir anomali olduğunu söyledi doktor ameliyattan çıkınca. bir insanın ömründe geçirebileceği en büyük ameliyatmış.. bebekler ne kadar sağlamlar; 2. gün sütünü içti efendi gibi 3. günde yoğun bakımdan çıktı. yahu senin minnacık kalbini 6 saat ameliyatla kurcaladılar sen hala cin gibisin helal olsun sana bebek.

    bu da burada tatlı-acı bir anım olarak dursun.
  • ameliyat yapılsın veya yapılmasın, askerlikten muafiyet sağlar. gerçi askerlik yaşına kadar ameliyat olmamış fallot tetralojisi hastası pek yoktur sanırım. ömürleri yetmeyebiliyor.

    morarma yaşamayan fallot hasta ve ameliyatlıları, askerlik muafiyetinde b grubuna dahil oluyor. yani "barışta askerlik yapamaz. seferberlikte görev yapar." morarmayla seyretmiş fallot tetralojisi hasta ve ameliyatlıları da d grubuna dahil. "barışta ve seferberlikte askerlik yapamaz."
  • en sık görülen konjenital siyanotik kalp hastalığıdır.
  • (bkz: mor bebekler)
  • total korreksiyon ameliyatı ile düzeltilen bir anomali.