şükela:  tümü | bugün
  • eski yunan mitolocisinde,dedikodu (?) tanricasi,gösterdigi ustun performansla,dido ve aeneas'in askinin da icine etmistir kendileri..
  • fransızca* kadın anlamına gelen femme kelimesinin şu an hatırlayamadığım latince kökenine kaynaklık eder.
  • halkın sesinin sembolü olan fama, yer’in kızıdır. sayısız gözü ve ağzı vardır. çok hızlı uçar. ovidius’a göre bu tanrıça, dünyanın tam ortasında, binlerce ses deliği bulunan tunç bir sarayda otururdu. en hafif bir fısıltı bile ona ulaşırdı. herşeye kanma, korku, yalan, neşe, dehşet, cazibe onun arkadaşlarıdır.
  • bildigim* kadarıyla yunan degil de roma mitolojisinde dedikoduyu, sohreti, unu simgeleyen tanrıca ...
  • tabii bunları bir de julio cortazar'dan okumak gerekir, cronopio'larla beraber. açıklayıcı bilgiler el kitabı'na yöneliniz bu iş için.
  • latincede ün, şan anlamları olan kelime. aynı zamanda bu isimde bir de tanrıça vardır. (söylenti ve şöhret tanrıçası)
  • hannah arendt illuminations'a yazdığı önsöze fama'nın bazı niteliklerini sayarak başlar ve bu tanrıçanın en nadir ve en az arzu edilen özelliğinin "ölümden sonra gelen şöhret" (posthumous fame) olduğunu söyler. ölümden sonra gelen şöhret, benjamin'in de başına konan bir talih kuşu olduğundan, fama'yla benjamin arasında bir bağlantı kurar arendt.
  • yaşadığım il sınırları içerisinde yayın hayatını sürdüren, ulaştığı kitleye göre oldukça kaliteli aylık aktüel dergidir.
  • bir başka boubacar traoré şaheseri. başka türlü bir ezgi bu, kendini anlatmak için söze ihtiyacı olmayanlardan.

    mutsuzluğuna çare aramayan insan olduğumu hatırlıyorum bunu dinledikçe.

    "bir şarkı dinlendiği anı nasıl kanatır?" sorusunun yanıtı.