şükela:  tümü | bugün
  • buradan kazandığım kuponların bir kısmı hala durur bende..
  • benim de gitmişliğim var.ama yaşım 8 olduğu için, 9 yaş ve üstünün girebildiği lazerium'a girememiştim.o içimde hep uhde kalmıştır.hala da laser tag yapmadım.
  • yasini almis nesildir.

    sene 89 ya da 90 filan, ilk gittigim eglence merkezi gibi biseydi. aklimda lazerle ates ettigin o karanlik yer kalmis. bi de icindeyken saga sola sallanan panelvan benzeri simulator.
  • alt kata buz pistine yada ust kata bowlinge de gitmis nesildir.

    gelin size bi sarilayim.
  • tatilya'ya gitmiş efsane nesilden bir önceki nesildir.

    eskişehir'de yaşayan biri olarak her istanbul'a gidişimizde annemi darlardım fame city'ye gidelim diye. dayımlar ataköy'de otururdu ve oraya gidince kuzenlerle beraber hemen fame city'ye giderdik.

    kuzenim oraya ayda bir belki daha da sık gittiği için her oyunda çok iyiydi ve çok fazla kupon toplayıp onları biriktirip çok güzel oyuncaklar alırdı, bense anca yılda 1-2 kez gidebildiğim için topladığım kuponlardan en dandik oyuncakları alabilirdim.

    sonra eskişehir'e de fame city'nin çakması bir yer açılmıştı da çok sevinmiştim ama çok dandik olduğundan bir kaç kez gidip bırakmıştık orayı da, zaten 1-2 yıl açık kalıp kapanmıştı sonunda.

    edit: seneler 1990 - 1995 arasıydı sanırım
  • gelik'te akşam yemeği, sonrasında fame city. hey gidi günler.
  • dahil olduğum nesildir.

    en sevdiğim kısmı da atari salonuydu. street fighter 1 vardı, o derece retro yani düşünün.

    7-8 yaşlarındaydım. demek ki yıllardan 90-91 falandı. bu mekan ataköy'de galleria alışveriş merkezinin içinde yer almaktaydı. dev gibiydi. veya biz çok küçüktük, bize dev gibi gelirdi. kapıda belli bir para mukabilinde jeton alırdın. içeriye girip, jetonlarını makinelerde veya oyun odalarında kullanırdın. bazı makinelerden, oyunlarda gösterdiğin başarı neticesinde kupon çıkardı. daha sonra bu kuponları çeşitli eşyalarla değiştirirdin. mesela anahtarlık 30 kupon, oyuncak ayı 150 kupon gibi. kupon veren makinelerdeki oyunlar, mesela uçaksavar gibi bir tüfekten çıkan toplarla oyuncak palyaço vurmaca, delikten çıkan köstebeklerin kafasına vurmaca, basket atmaca gibiydi. atari salonundaki arcade makineleri tabi ki kupon vermezdi.

    bir bölüm vardı, hatırlıyorum, kovboylar dönemindeki bir bar gibi tasarlanmıştı. belli bir yerde sabitlenmiş bir tüfekle bardaki maketleri vuruyordun. mesela piyanisti vurursan piyano çalmaya başlıyordu, akbabayı vurursan gaklıyordu. büyüklerin çokça iştirak ettiği bir oyundu burası.

    yanılmıyorsam 8 jeton karşılığı, adının define adası veya hazine adası olduğunu hatırladığım özel bir alana giriyordun. burada top havuzu, fileye tırmanmaca gibi çeşitli atraksiyonlar vardı. yaşı küçük olanlar için dizayn edilmişti.

    bir de uzay otobüsü vardı. şimdi 7-8 boyutlu sinemalar var ya. mantık o mantık. bir platforma sabitlenmiş uzay gemisi gibi bir şeye giriyordunuz. içinde 8-10 tane sıralı koltuk. önde de bir ekran, ekranda film oynarken, otobüs filmdeki aksiyona göre hareket ediyor. ben araba yarışı filmine girmiştim. sonradan new york seyahati filmi oynuyordu, ona girememiştim, hep içimde kalmıştır.

    anlayacağınız, çocuklar için cennet gibi bir yerdi burası. tabi şimdi bir çok avm'nde bunun gibi yerler var. bir bebeğim var. biraz daha büyüsün, onunla birlikte gidelim. o da benim o yıllarda yaşadığım heyecanı yaşayacak mı, gözlemleyeceğim.
  • yıllardır ismini femsti diye bildiğim, içinde olduğum nesil. demek ondan femsti deyince millet yüzüme aval aval bakıyordu. hay tipimi sikiyim. bir de mustafa sandal'ın "aya benzer yüreğim doğal olarak da ipneyim" şarkısını yanlış anlamıştım yıllarca.
  • goruyor ve artiriyorum.

    (bkz: fame city'de pentagram konserine gitmis nesil)