şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: gece hayatim)
  • yaninda calistigim "intel abi" adli yuce kisinin tahtadan, chipsetinin uzerinde budaklar olan intel pentium destekli anakartlar yapmasi, amdyi desteklememesine sebep olarak da cok isinip yangin cikarma tehlikesini one surmesiyle ufkumu acan ruya cesidi. ayrica bir zamanlar kucuk bir denizalti yapip adini "suboregi" koymama neden olan ruya cesididir.
  • yıllar önce -sanırım lise yılları- bir gece gitar (klasikti, naylon telli) çalmıştım, salonda bırakıp yatmıştım. rüyamda beyaz saçlı, sakallı, çook uzun tırnakları olan [ürkütücü tip] bir adam eline gitarımı aldı. en alt tele -mi- tırnağıyla dokundu. tel koptu. bu kadar. sabah uyandığımda hala bu garip rüyanın etkisindeydim. 100'ümü yıkayıp, bir gün önce yıkadığım 99'un yanına astım. salona yöneldim. o da neydi? gitarım bıraktığım koltukta ikiseksen (rakamla 2.80) yatıyordu. ama bir eksik vardı. en alt tel, mi teli yoktu! dikenlerim tüy tüy olmuştu. gülü seven durumu vardı ama bu kadarı da fazlaydı. bir süre bu hadisenin etkisinden kurtulamadım. tabii o zamanlarda beyin denilen salata ve çorba malzemesinin işleyişi konusunda pek de bi şey bilmiyordum. sonraki yıllarda düş nedir, beyin nedir, psikoloji nedir, insan da kim olur konularında kişisel merak yüzünden başıma gelmeyen kalmadığından muammayı çözmüştüm: beyin, ortamda algıladığı koşullar konusunda hikaye yazmaya -deneme babında da olsa- çok meraklı olduğundan [örnek: yatak odasında arı soksa, birisi iğne batırıyor filan gibi bir kurgu yaratır senarist-beyin] sıcaktan carttancurttan kopan teli duyup [kulak marifetiyle] bir öykü yazmıştı yine...
    yoksa o adamın ne alıp veremediği olurdu ki benim kıytırık gitarımla...
  • sevgili dostlarım ruya anlatmak pek iyi olmaz derdi rahmetli babannem ama geçenlerde gördüğüm bu fantastik ruyayı anlatmama izin verin.

    karanlık bir ortamdayız yanımda robert de niro var, silahlar filan hazır yuksek bir yerdeyiz.
    -abi ne var ne yok? diyorum
    -valla ne olsun ugrasıyoruz al pacino ipnesiyle. diyor.
    -hakkaten nedir abi sizin bu olay? bi hesaplaşamadınız gitti.
    -ipne çocugu akıllı ya ugrastırıyor bizi
    -siktiret abi ben seni daha çok severim zaten diyorum
    (bu arada al pacino ve bir kaç kişiyi görebiliyoruz açık bir alanda hummalı bir şekilde geziniyorlar)
    -bak görüyorsun değilmi şimdi istesem öldürürüm ama boşver serefsizin evladını
    -tamam abi kızma hadi gidelim.
    -nereye gidecegiz diyor. (ilginçtir casino'daki pembe takım elbise var üzerinde, ruya normal sankide kıyafet ilginç)
    -bize gidelim bi yemek yeriz
    -yok ya zahmet olmasın şimdi
    -zahmet olmaz abi de rahat edemezsen gitmeyiz surda esnaf lokantası var
    -tamam
    .....
    -abi yediysen kalkalım mı? bugun cuma. sela da okundu.
    -tamam kalkalım senin abdestin var herhalde...
  • sürekli görüldüğü zaman bağımlılık yaratan, sırf film izler gibi izlemek için gören kişinin fırsat buldukça uyuduğu, görmeyince üzüldüğü rüya çeşidi.
  • dün gece gördüğüm, senaryosu ve işlenişi ile sinema eleştirmenlerini bile dumura uğratacak başarıdaki rüyam da bu katagoriye girmektedir.

    gökyüzünde yeşil bir adacık gözükmektedir. rüyanın başlarında bunun ne olduğunu anlamaya çalışan karakterimiz, başta bunun bir gezegen olduğu düşünür. ve incelemeye başlar. bu yeşilliğin içinde ağaçlar, ara ara boşluklarda toprağın görünmesine rağmen müthiş bir yeşillikte rüzgarda savrulan çimenleri görmektedir. gökyüzünde cenneti andıran bu kara parçasının yuvarlak olmadığını ve çok yakın olduğunu fark eden kahramanımız bunun bir gezegen olmadığını anlar. ve uzun uzun inceler. ancak bu bir tuzaktır. bu uzaylıların kendilerini gizlemek için yaptıkları bir numaradır. ardından karakterimiz nasıl oluyorsa 3 kişiyi aynı anda yaşamaya başlar. biri bayan 3 kişinin gözünden olayları değerlendirmekte ve sözkonusu durumu tartışmaya başlamıştır. ilk ortaya çıkan karakter bunu 3 gündür gözlediğini anlatır diğer iki karaktere. ardından uzaylılar birinci karakterimizi kaçırır. diğer iki karakter ise bir başka uzay gemisinde kaçırılan karakter ile iletişime geçer. uzaylıların niyetlerini telsize benzeyen iletişim aracı ile iki uzay gemisinin içinde tartışmaya başlarlar. ancak rüyayı esas fantastik yapan ise kim konuşuyorsa rüyayı gören kişi herşeyi onun gözünden görmektedir, ve onun hisleriyle hissetmektedir. tıpkı bir film gibi sözlüğe anlatılamayacak bir çok dumur olayın yaşanmasının ardından carpenoctem kahvaltı etmesi için uyandırılır. rüyanın sonunu merak etmektedir. ilginç bir tecrübedir. carpenoctem sonunda kafayı yemiş midir? belki de...
  • annemin kulaginda ceyrek domatesten yapilmis küpelerle türkiye milli futbol takiminda top kosturup ceza sahasi disindan sahane bir gol attigi bugünkü rüyam saniyorum bu tür rüyalara en güzel örnektir.

    aslinda her ne kadar fantastik gibi görünse de saniyorum bu rüyanin altinda yatan sebep milli takimimizin basindakilerden umudu kesip forvet sorunumuza* kendimce cözüm arayisimda aranabilir. domatesten küpelere gelince o konuyu henüz tabir edemedim.