şükela:  tümü | bugün
  • shakespeare'nin ünlü sözüne selam gönderen alternatif ikilem.

    (bkz: olmak ya da olmamak)
  • insana kendi varlığını sorgulatabilecek ikilem.*

    -ya yoksam?
  • özellikle henüz okul çağındaki çocukların gelecek yaşamlarında toplum içindeki durumlarını özetleyen mihenk taşı bir cümle. ki bu bağlamda öğretmenlerin hangi sosyal ve duygusal öğrenme yöntemleri ile kendilerine destek sağlayabilecekleri üzerinde araştırmalar da yapılmakta. önemli.

    '' amerika, nevada’daki cold springs ortaokulu’nda öğleden sonra zil çaldığında öğrenciler okul servislerine doğru ilerlerken, öğretmenler, duvarları 980 öğrencili okuldaki ''her öğrencinin isimleriyle dolu posterlerin asılı olduğu kütüphaneye'' yöneldi.

    öğretmenler oturduktan sonra bütün dikkatlerini okul müdürü roberta duvall’a yönelttiler. müdür eğitmenlerinden, bir çocuğu sadece ismiyle ya da başka herhangi bir şeyiyle (notları, aile hikayesi, hobileri gibi) bilip bilmediklerini belirtmeleri için renkli kalemlerle listelerin üzerinden geçmelerini ve “isim/sima”, “kişisel bir şey”, “kişisel/aile hikayesi” ve “akademik duruş” etiketli sütunların altına birer tik atmalarını istedi.

    öğretmenler listeleri dikkatlice taradı ve sürekli meslektaşlarıyla karşılıklı bilgi alışverişinde bulundu. “delaney’nin gıda boyasına alerjisi var,” dedi bir öğretmen. “ayrıca evinde, yüzebildiği bir göleti var,” diye ekledi başka bir öğretmen gülümseyerek. yeni okul yılı başlayalı sadece iki ay olsa da, bazı çocukların bütün kategorileri işaretliydi. ama bazı çocukların okulla bağı henüz zayıf gibiydi ve sadece ismen ve sima olarak tanınıyor, okul dışındaki hayatları bir sır olarak kalıyordu.

    “bu uygulama okulumuzun temelini oluşturuyor,” dedi duvall öğretmenlere. okulla anlamlı bağlar kurmayan öğrencilerin davranış problemlerinin, okulu bırakma ve hatta intihara teşebbüs etme risklerinin daha yüksek olduğunu hatırlattı herkese. “her öğrenci bu binada her gün en az bir öğretmen ya da yetişkinle bağ kurmalı ve kendini ait hissetmeli.”

    bu basit çalışma ülkenin kırsal bir bölgesinde yer alan cold springs okulu’nda artık standart bir uygulama. çalışma, okul kadrosunun öğrencilerini ne kadar iyi tanıdıklarını görmeleri için derslerin ötesine bakmalarını sağlarken, bir çocuğun geleceğinde bir fark yaratabilecekleri gerçek bağlar kurmalarına sebep oluyor.

    sosyal ve duygusal öğrenmeye odaklanan bu uygulama sadece bu okulda değil, 64,000 öğrencinin eğitim aldığı tüm washoe county bölgesinde hayata geçirildi.

    washoe county bölgesinde son on yıldır yüzde 55 civarında olan lise mezuniyet oranları, okul liderlerinin, öğrencilerinin üniversiteye devam etmeleri ve iş sahibi olmalarını sağlamak için farklı bir şeyler yapmaları gerektiğini fark etmesine sebep oldu.

    “öğrencilerin okulu bırakmasına iki şey sebep oluyordu: okul binasında hiçbir yetişkinle anlamlı bir bağ kuramıyorlardı ve kimse isimlerini bile bilmiyordu,” diyor bölgenin sosyal ve duygusal öğrenme koordinatörü trish shaffer. “araştırmaların bize gösterdiğine göre iyi ilişkiler ve kurulan yakın bağlar çocukları okulda tutuyor.”

    sebat ve empati gibi sosyal ve duygusal becerilerin akademik ve genel öğrenci başarısını artırdığına dair araştırma sonuçlarından ilham alan washoe county bölgesi, tüm bölgeye yayılan bir sosyal ve duygusal öğrenme programını 2012 yılında hayata geçirdi. hedef, 2020 yılına kadar öğrencilerin mezuniyet oranını yüzde 90’a çekmekti.

    tüm bölgedeki 98 okulda okul kültürünü ve iklimini, veli iştirakini ve öğrencilerin kendi seslerini duyurmalarını geliştirmek için çalışmalar başlatıldı. öğrenciler üzerinde yapılan yıllık bir ankette okulları hakkında ne hissettikleri ölçülürken, “anne baba üniversitesi” gecelerinde ebeveynlere sosyal ve duygusal gelişim uygulamalarını evlerinde nasıl kullanacakları konusunda eğitimler verildi. okul yöneticileri öğrencilerin devamsızlıklarını, okuldan uzaklaştırılmalarını ve okulu kırmalarını yakından takip ederek her öğrenci için bir “okulu bırakma riski” seviyesi belirledi. ardından, çok geç olmadan hangi sosyal ve duygusal öğrenme yöntemlerinin onlara destek olabileceğini belirledi.

    sosyal ve duygusal öğrenme odaklı yaklaşım uygulamaya geçtikten sonraki beş yıl içinde, washoe okullarında daha yüksek okula devam oranları ve test sonuçları görülmeye başladı. sosyal ve duygusal becerileri artan çocuklar arasında daha az disiplin ihlalleri ve okuldan uzaklaştırmalar görülüyordu. bölge çapındaki mezuniyet oranları yüzde 18 yükseldi.

    washoe county bölgesindeki pek çok öğretmen için bu çalışma büyük bir uyanış oldu. özellikle cold springs okulu’ndaki öğretmenlerin, ekstra desteğe ihtiyaç duyan öğrencilerin her zaman zannettikleri öğrenciler olmadığını fark etmelerini sağladı.

    kütüphanedeki toplantılardan birinde beşinci sınıf öğretmeni stephanie horne, hakkında hiçbir şey bilmediği öğrencilerden birinin, ödevlerini her zaman eksiksiz tamamlayan ve hiç yardım istemeyen, sınıfındaki en iyi öğrencilerden biri olduğunu fark etti.

    öğretmenler öğrencileriyle aralarındaki bu bilgi uçurumunu algıladıklarında, onları daha iyi tanımak için kullanabilecekleri sınıf uygulamalarına yönlendirildiler: ritüellere ve rutinlere kucak açtılar, daha interaktif ve ilgi çekici öğretme yöntemlerini uyguladılar ve dersin sonunda öğrencilerin görüşlerini aldılar.

    örneğin horne, başarılı öğrencisiyle arasındaki mesafeyi kapatmak ve kişisel bir bağ kurmasını sağlayacak herhangi bir şeyler yapmak için hemen harekete geçti. öğrencisine ismiyle daha fazla hitap etti ve genç kızın sınıfa getirdiği öyuncaklar ve çıkartmalarla ilgili sohbetler açtı. horne aynı zamanda sosyal ve duygusal öğrenmeyi akademik öğrenmeyle birleştiren bir “rol değiştirmeli matematik oyunu” yarattı. bu oyun tüm öğrencilerine, sınıfın farklı köşelerinden gelip odanın ortasında sesini duyurma şansı veriyordu.

    bir başka beşinci sınıf öğrenci bir başka beşinci sınıf öğrencisi kaly krentz ise her cuma sabahı yaptığı çember çalışmasıyla topluluk ve aidiyet duygusunu teşvik etmeye çalıştı. öğrenciler anonim bir şekilde akranları hakkında post-it kağıtlarına iltifatlar yazdı ve bunları bir kutuya attı. krentz bunları sesli olarak okudu. iltifatlar her öğrencinin grup içinde bilindiğini ve takdir edildiğini hissetmesine sebep oldu. ayrıca öğretmen de öğrencinin kendisi hakında daha fazla şey öğrenme imkanı buldu.

    yedinci sınıf fen öğretmeni chris ewald, sosyal ve duygusal öğrenme etkinliklerinin bir selamlaşma kadar basit olduğunu fark etti. ewald öğrencilerini sınıf kapısının önünde sıraya dizerek her öğrencisini tek tek selamladı ve sınıfa davet etti. bazen bir beşlik çaktı, bazen de “en çok neli dondurma seviyorsun?” gibi “buzları eriten” diye tanımladığı basit sorular sordu.

    “ilgi alanlarının neler olduğunu bulmak istiyorum ve bu da kapıları açıyor sanki. oradan, ‘ne tür zorluklar yaşıyorsun?’ sorusuna geçebiliyorum” diyor ewald. “güven ve sadakat duygusunu geliştiriyoruz. o zaman öğrenciler artık birer veri değil, gerçek bir insan oluyorlar.”

    okul müdür duvall’a göre bu sosyal ve duygusal öğrenme stratejisini uygulamaya geçirmeden önce öğretmenler için öğrencileri ve ailelerini tanımak çok daha zordu, çünkü kırsal topluluk geniş bir bölgeye yayılıyordu ve birbirinden o kadar kopuktu ki kimi zaman iyice asosyal oluyordu. duvall, okuldaki öğrencilerin yoksulluk sınırının devletin verdiği rakamlardan (yüzde 42) daha yüksek olduğunu (yüzde 50) çünkü bazı ailelerin yardım istemeyecek ya da özel bilgilerini devletle paylaşmayacak kadar gururlu olduğunu söylüyor.

    ama bugün cold springs okulu’nda gelişme belirtileri görmek mümkün: öğrenciler okula daha fazla devamlılık gösteriyor ve sınıfta çok daha başarılılar. özellikle de daha önce okulda bocalayan ya da daha zorlu şartları olan evlerden gelen öğrenciler.''

    ayrıca okulda, öğrenci-öğretmen ilişkilerinin geliştirilmesinin ötesine geçen bir bütüncül okul kültürü değişimi de yaşandı. idari kadro, yemekhane çalışanları, hademeler ve gönüllüler de öğrencilerle daha ilgili olmaya ve daha fazla bağ kurmaya başladılar.

    örneğin, aslında gerçek işi gün içinde öğretmenlere ve ofis personeline gönüllü yardım etmek olan ve “donna ana” olarak bilinen donna selyn’in artık işinin büyük bir kısmı öğrencilerle ilgili. genellikle kahvaltı ya da öğlen yemeğinde donna’yı yemekhanede çocukların ödevlerine yardım ederken, anlaşmazlıkları çözerken ya da birilerine sarılırken görebilirsiniz.

    okulun, 30 adet sekizinci sınıf öğrencisinden oluşan öğrenci liderlik takımı’nı haftada dört gün küçük çocuklar için oyunlar organize ederken görmek mümkün. amaçları, çocukları kişisel olarak tanımak ve işbirliği ve iletişim gibi sosyal ve duygusal öğrenme becerilerini öğrenmelerini sağlamak. takım üyelerinden sekizinci sınıf öğrencisi moises aguilar, ekip üyesi olmanın iyi bir örneği olma sorumluluğu hissettiğini söylerken bir başka öğrenci katie lawrence, çocuklarla bir öğretmen gibi değil, bir arkadaş gibi konuşmayı unutmamaya çalıştığını dile getiriyor.

    okul müdürü duvall, hala yapacak çok işleri olduğunu söylüyor. test sonuçlarını ve geçtiğimiz yılın öğrenci iklim anketi sonuçlarını iyileştirmek bunların başında geliyor. bu ankette öğrencilerin yüzde 18’i okula gelmediklerinde hiçbir yetişkinin bunun farkında olmadığını söylerken yüzde 40’ı öğretmenlerin yaşadıkları problemleri anlamadığını dile getiriyor. ancak yine de duvall, doğru yolda olduklarından emin.

    öğretmenlerse sayılardan çok öğrencileriyle kurdukların bağları geliştirmeye odaklanıyor. kütüphane görevlisi joshua kolbet, yardımcısı olan uzun boylu ve utangaç sekizinci sınıf öğrencisini, henüz beşinci sınıfta akranları ve öğretmenleriyle yaşadığı ilişkilerde bocalarken tanımaya başladığını söylüyor. kolbet, son dört yıl boyunca zorbalıkla ilgili sorunlar yaşayan öğrencisine destek olmuş ve hem kendisinin hem de başkalarının duygularını fark etmeyi ve kabul etmeyi öğrenmesine destek olmuştu.

    bugün kolbet kütüphanede sosyal ve duygusal öğrenme etkinliklerine ev sahipliği yaparken, aynı öğrenci, bocalayan diğer öğrencilerle kendi yaşadığı sosyal sorunları bütün açıklığıyla paylaşıyor.

    “başkalarının yanında kendini nasıl garip hissettiğini anlatıyor, ama yine de herkesin önüne çıkabiliyor ve başka insanlarla ortak noktalarını bulabiliyor,” diyor kolbet. “onun büyüdüğünü görmek çok heyecan verici ve okul içinde kurduğu ilişkilerin önümüzdeki yıl lisede başarılı olmasını sağlayacağını biliyorum.”*

    kaynak