şükela:  tümü | bugün
  • hayatın kendisini dönüştüren fark olarak olaylar, bir sanat eserinin sanatçısının (özneleşen varlığın) kendisine içkin olarak yeni anlmlar türetir. bu anlamlar, özne üzerine değil fakat bir şey (bir sanat eseri) üzerinedir. sanat eseri özneleşen sanatçının virtüele doğru edimselleşmesidir. bir sanat eseri, karşılaşılan bir şeydir. sanat eseri, bakanın, dinleyenin dokunanın hayatını virtüelliğine doğru edimselleştirir. bunu yaparak, sabit bir özneyi yersizyurtsuzlaştırır. sanat eseri, bazıları için korkunç bir ironi taşır. ironi, yüzeyin derinlere olan karşıtlığından değil, yüzeyin bakanın, görenin salt öznelliğine olan bağından dolayıdır. sanat eseri, dışsal bir güç ilişkisini imlediği vakit değer yitirir. etkin bir kuvvet olarak yaratım edimi, ancak etkin duygulanışların bolluğuyla ve köle-efendi diyalektiğinin yokluğuyla değerli hale gelebilir. aksi takdirde zaten var olan bir dünyanın temsilinden başka bir şey olmayacaktır. bir sahnenin hayatın kendisinde var olan bir olayı taklit ettiği söylenemez. bir sahne, hayatta olanın kendisindeki farkı imler. bir sahne, bir film karesi öznede hazır bulunan kategorik imge repertuarını istikrarsızlaştırdığı sürece kent mekansallığının uyuşturucu kıtlığını ve boş hacmini aşabilir. kentli bir özne kendi kendisine (ve bununla beraber imge repertuarına (şu imgeyi sevip bu imgeyi sevmemek gibi)) yabancılaştığı sürece edimselleşir. aksi takdirde gezinen bir temsilden ibarettir.