şükela:  tümü | bugün
  • vizyon misyon strateji gibi uydurulmuş, bence içi boş kavramlardan biri.
    fark nedir, kimden farklı olmalısın, niye farklı olmalısın, yaratılan fark ne olmalı gibi hiçbir temel soruyu cevaplamaz.
    özellikle reklam ve müzik sektöründe çok sık kullanılan bir kalıp haline gelmiştir.
    herkes, her işinde o kadar çok fark yaratır ki bu lafı kullanmayan biri gerçekten diğerlerindenden farklıdır. normal olmak bile artık diğerlerinden farklı hale getirir.
  • baska birisinin hayatinda fark yaratmak anlaminda da kullanilabilir ki varolusun temel sorularindan biridir hayatta daha dogrusu baska canlilarin hayatinda fark yaratip yaratmamak.
  • yasami ancak fark uzerinden algilariz. farkin farkina vardigimizda da ben deriz ve tam tersi de gereklidir.
    buradan su cikar: ne fark yaratmaya takmali kafayi ne de fark yaratmadan gecip gitmeli.

    bir zor denge. demek ki cig bir haldeyim.
  • defalarca anlatmaya, üzerinde saatlerce düşünmeye, uykusuz kalmaya, kendini hırplamaya ve hırpalamaya yorulmaya değen yegane şey.
  • bir insan kaynakları mottosu. tüm fiil çekimleri ile kullanılabilir.

    cümle içinde kullanmak gerekirse:
    "bugun şirkette fark yarattım"*
  • son dönemde alman'ların en iyi yaptığı şey.
  • nefret ettiğim kapitalist söylem. bu topraklarda fark yaratmak, batı'da algılandığı gibi yaptığın işe ivme kazandıran yenilikler yapmak değil; kendini satarak, koyunun olmadığı yerde kendine abdurrahman çelebi dedirtip o işte tekelleşmek. "o zaman başkaları da yapsaydı?" diyenleri duyar gibiyim. bu ülkede yaptığı işi sadece usulüne göre yapmayı bilen, hinliğinden bihaber olan ya da bilmek istemeyen, tek derdi; sepet örüyorsa en iyisini örmek, demir dövüyorsa en iyi şekilde dövmek olan bir sürü dürüst insan var. ve sistem, "sen, ustaların gibi demir dövdüğün sürece emsallerin içinde kaybolup gideceksin" diyor. gıcık olduğum durum bu.
  • "bir seferinde, tanıdığım birisinin ölüm ilânını görmüştüm. gazete ismini yanlış yazmıştı. evet siktiğimin ismini yanlış yazmışlardı. hepsi bu. bunun dönüşü yoktur. gelecek sefere öldüğünde, ismini doğru yazma şansları yok. hayır! gazetenin o sayısı arşivlere girecek ve tanıdığım bu adamın, muhtemelen ömründe en çok gururlandığı şey olan ismi sonsuza kadar yanlış hatırlanacak...

    eninde sonunda ölüm ilânında ne yazdığı çok da mühim değil, nasıl olsa okuyacak halin yok. gazete kâğıdı solar, kâğıt hamur haline gelir. arkanızda bırakacağınız iz daha derin olmalıdır.

    geride bırakacağınız iz, başka bir insanın ruhuna işlemelidir..."

    (bkz: augustus hill)
    (bkz: oz)