şükela:  tümü | bugün
62 entry daha
  • biri için diğerlerinin aynısı olmamak. sadece aykırı olmak anlamında değil, biri için özel/farklı olmak.

    sanırım beklenti bu oluyor genelde ikili ilişkilerde.
    en basit esnaf muhabbeti bile buna dayanır. bana kaça olur? neden çünkü ben özelim senin için.

    ya da okul veya iş hayatında. aslında herkese böyle yapılıyor da bana şöyle. neden çünkü hoca/patron beni seviyor.

    ilişkilerde de benzer bir durum var. onun için farklısın, farklı olmalısın. senin için değişmesini beklersin. sana farklı bakmasını, seni farklı bir yere koymasını.
  • toplum tarafından dışlanıyorsanız, insanlar sizinle konuşurken suratınıza anlamaz anlamaz bakıyor, yer yer küçümsüyorsa, biliniz ki farklısınız. farklı insan sevilmez. anlaşılmaz çünkü. farklılık görüntü vs ile olmaz. çok normal görünen bir insan farklı olabilir.
  • "bir gün seni korumak için burada olamayacağım. kendini korumak zorundasın, seçimler yapmalısın, kim olduğuna karar vermelisin, ne olmak istediğine. bu dünya farklı olanlardan hoşlanmaz, markus. kim olman gerektiğini başkalarının söylemesine izin verme."

    güzel bir oyundan bilgece bir replik. farklı olmak..bir makinenin dişlilerine çomak sokmak gibidir. görüşlerin sevilmez, yaşamın sevilmez. sen onları öyle kabul etsen de onlar hiçbir zaman seni kabul etmez. ailede başlar, iş yaşantısında pik yapar.

    ama aynı replikteki gibi boyun mu eğmeli yoksa kim olduğunu başkalarının söylemesine izin vermemeli mi? boyun eğdiğinde sıradan bir hayatın içinde makinenin diğer dişlileri gibi yaşar gidersin, kendilerini pohpohlama üstüne kurulu olduğu için sistem, sen de pohpohlanır gidersin. diğerindeyse bir başkaldırı var ve her başkaldırının da bir bedeli var.

    ama o bedeli seviyorum.
  • ne onlardan ne bunlardan olamama durumu.

    yanılgılarımız var.
    toplumun geneline uymayanları farklı zannediyoruz.

    oysa farklı olan, arada kalmakmış.
    kalıpların içine sığamamakmış.
    farklı olanı görmeme eğiliminde olmak ve farklı görmemekmiş.
    ben bunu dün gece fark ettim.

    bir kuzen var.
    harika bir çocuk.
    sıcakkanlı, dürüst, eğlenceli.

    ama biraz farklı. tabi ‘diğerleri’ne göre.

    başta ailesi, sonra çevresi, bu önüne geçilemeyen farklılaşmasını yadırgadı. çok ağladı, dışlandı.

    mücadelesi devam ediyor, kalıpları yıkmaya çalışıyor. bazen başarılı oluyor, bazen oturup ağlıyor.

    onu farklı görüyorlar. ben de farklı görüyordum.
    ama hiç yadırgamıyorum. en başından bu yana.
    böyle mutluysa böyle olsun.

    gelelim onu farklı görmemeye başladığım ana.

    dün annemle bir konu hakkında fikir ayrılığı yaşadılar. anneme göre olmaması gereken bir duruma ‘ne var ki bunda, ne olmuş ki?’ tepkisi verdi. uzun uzun konuştular ama ikisi de birbirlerini ikna edemediler. sonra gülüşüp sarıldılar ama ben hayretimden kolay sıyrılamadım.

    çünkü bana göre taraf olmak, aynılıktan sıyrılamamak demek.

    kendi yaşayış tarzı için ‘bize ne?’ denmesini isteyen birinin diğerleri için yargı dağıtması beklenen bir şey değildir.
    bana göre tabi.

    değilmiş.
    farklı olan değilmiş.
    tarafmış.

    bana göre günümüz koşullarında farklı olmak bir insanı yargılamamakla başlıyor.
    tamamen kabullenmekten bahsetmiyorum.

    aynı düşünce dünyasına sahip olduğunuz insanlarla bir arada olmayı seçebilirsiniz. bunda özgürüz.
    hatta diğerleriyle de zaman zaman bir arada olmak bize çok şey katacaktır. ama o kadar.

    iş ikna etme kısmına geldiğinde, herkes kendi kabuğuna çekilmeli. kendi aynasına bakmalı.

    başka kurtuluş yok.