şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: farisi)
  • iran, kuzey irak taraflari, guney azarbeycan, guney turkmenistan taraflarinda kulanilan farsistan dili.
  • türkçeyi, kürtçeyi, zazacayı, ve genel olarak hazar civarındaki bütün milletlerin dillerini oldukça etkilemiş hint-avrupa dili.

    örnek bir kelime:

    çapraz: < fars. çep u rast [çep (sol) + u (ve) + rast (sağ)]

    rast kelimesi hem "sağ" hem de "doğru" anlamlarına gelir. tıpkı yine hint-avrupa dil ailesine mensup olan ingilizce ve almanca'daki "right" ve "richt" kelimelerinde olduğu gibi.

    türkçe'deki "rast gelmek" deyimi de yine aynı kelimeden köklenmektedir.

    benzer nitelikte sayısız örnek verilebilir.
  • osmanlıca'ya dolayısıyla türkçe'ye neredeyse arapça kadar sözcük sokmuş dil. bir dönem arapça'nın işgaline uğrayıp yozlaşmış, 11. yüzyılda firdevsi ile yeniden doğmuştur bu dil. günümüz farsça'sı şehname ile başlar.
    fonetiği bakımından dünyanın en güzel dillerindendir. bu yüzden, çok az anlaşılsa bile okuması, dinlemesi, şiiri, şarkısı hoşa gider.
  • sürekli olarak mehsemşkeleşebehesmeheşelekemeheşebehesmehe şeklinde giden, konuşanlarının saatlerce dur durak bilmediği, nefes bile almadığı bir dil. hayır dilin arapça gibi gırtlaktan telafuz edilmeyip tereyağı gibi kayması, nefis bir tonasyona ve telafuza sahip olması bu adamları o kadar geveze yapmış ki, konuşmaktan nasıl vakit bulup da devrim yapmışlar* hayret ediyor insan. bir de arada "meaaa meeaaa" şeklinde nidalar yükseliyor -hayır gibi birşey sanırım-, gözlerinizi kapatsanız kendinizi ağılda sanırsınız; o derece.
  • türkçede en sık kullanılan dini terimlerin (namaz, oruç, abdest gibi) arapçadan değil de farsçadan gelmesi ilginçtir. sanırım islam'ı farslardan öğrenmişiz veya farsça kaynaklardan.
  • arapça yerine öğrenilmesi gereken dil.

    esat coşan 1993 yılında bilkent'te verdiği bir konuşmada "çocuklar arapça değil farsça öğrenin" demişti. ne yazık ki bu tavsiye, salondaki 300 kişinin bir kulağından girdi, öbüründen çıktı.
  • zen-kadın

    merd-erkek
  • farsça da şenbih gün demektir ve bizim haftanin günlerinden cumartesiye tekabül eder ve çar-ı şenbih ve pencü şenbih bizdeki çarşamba ve perşembedir.
  • salaam,

    bu farsça böyle ipek gibi, şarkı gibi akıp giden bir dildir allah sizi inandırsın. ağızdan çıkınca başka, kağıt üstünde (bkz: nakış) başka güzel durmaktadır. kendisini arapça'yla karşılaştırma gafletinde bulunanlar olsa da arapça'dan yazması da okuması da kat kat daha basittir, üç adet zaman vardır: geçmiş, şimdi ve gelecek. dili öğrenmenin en zor yanı alfabeyi ve tersten yazmayı sökmektir. sonra geriye her ortak kelimede sevinçle dolup taşmak kalır. iran sinemasını fazladan sevme sebebidir, ne hikmetse özellikle küçük çocuklar ve yaşlı insanlar farsça söylenirken dünyanın en ama en şirin varlıkları olurlar. (bkz: beyaz balon) (bkz: on). ırak'ta konuşulanı biraz daha kabacadır, ama arapça'nın yanında yine bülbülcedir. beli, eledir.

    teşekkür.