şükela:  tümü | bugün
  • ne zamandır hakkında yazmak istediğim ülkelerden biriydi fas. özellikle avrupa'dan sıkılmış ve fotoğrafçılıkla ilgilenenler için, ulaşılabilirliği de göz önüne alındığında, gezilebilecek en iyi ülkelerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

    elimden geldiğince, bu ülkeyi gezip görmek isteyen arkadaşlara yardımcı olmak için böyle bir yazı hazırladım. oldukça uzun oldu ama özellikle fas gezisi düşünenlere yararı olacağını düşünüyorum. ayrıca gezdiğimiz şehirlerin ve yol üstü fotoğrafların tamamına verdiğim linklerden ulaşabilrsiniz.

    geçtiğimiz kurban bayramında 8 günde, 5 kişi yaklaşık 2000km yol yaparak fas'ın gezilmesi gereken şehirlerininin büyük kısmını içine alan bir tur yapma şansımız oldu. rotamız casablanca, rabat, meknes, volubilis, fez, ifrane, erg chebbi, ouarzazate, marakesh ve tekrar casablanca şeklindeydi.

    harita üzerinde incelemek isteyenler için; https://maps.google.com/…4561&spn=8.00353,16.226807

    bana göre bu rotanın en önemli eksiği essaouira şehriydi. eğer bir günümüz daha olsaydı bu şehri de gezip, gözümüz arkada kalmadan dönecektik. ancak işer her zaman sizin istediğiniz gibi olmuyor. eğer siz zaman bulabilirseniz essaouira'ı da programınıza eklemeyi unutmayın.

    sekiz gün için oldukça yoğun bir program olsa da gezi sonunda yolculuktan memnun olmayan kimsenin olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. gezi sonunda herkesin oldukça yorulduğu bir gerçek, ancak ben gittiğim yerin hakkını veririm diyorsanız böyle bir geziden asla pişman olmazsınız. bu rota ile fas'ın okyanus kenarında cezayir sınırına, sahra çölünden atlas dağlarına, en geri kalmış yerleşim alanlarından en gelişmiş şehirlerine kadar her yerini göreceğinizi garanti ederim ve bunların hepsi de görülmeye değer yerler.

    tahmin edeceğiniz gibi böyle bir turu araç kiralamadan yapmak, bu kadar kısa sürede, mümkün değil. rotanın zorluğu da dikkate alındığında 4wd araç tercih etmek en iyi seçeneğiniz. araç kiralamayı düşünen arkadaşlar için tavsiyem gezinizden 1 ay önce istediğiniz aracı güvenilir bir şirketten rezerve ettirmeniz ve mümkünse telefonla onaylamanız. zira son günlerde 4wd araç bulmak imkansız gibi bir şey. ayrıca kiraladığınız araca gps ekletmeyi sakın unutmayın. ülkenin trafiğinden bahsetmek gerekirse; faslılar için trafik kuralları pek bir şey ifade etmediğinden, araba kullanmak tahmin ettiğinizden biraz daha zor olabilir. eğer bu konuda kendinize güvenmiyorsanız, fas tatili sizin için kabusa dönen yolculuklar'a dönüşmeden farklı bir alternatif düşünmekte yarar var.

    konaklama için tavsiyem mümkün olduğunca şehir merkezinde butik otelleri tercih etmeniz olacaktır. fas'ın oryantal havasını yaşamak için, butik oteller en iyi seçenekler ve verdiğiniz paranın hakkını fazlasıyla size veriyor. ancak butik oteller şehrin genelde medina bölgelerinde olduğundan aracınızı güvenle park edebileceğiniz yerleri önceden öğrenin. otel rezervasyonu yapmak için tabi ki booking.com en iyi seçenek.

    fas genel olarak küçük ve yürüyerek gezilen şehirlerden oluştuğu için birçok yerleşim için bir gün, bazıları için yarım gün bile oldukça yeterli oluyor. bu sebepten turumuzda sadece marakesh şehrine iki gün ayırdık. eğer gün içinde 5-10km arası yürümekte zorlanmıyorsanız bütün şehirleri bu sürelerde gezebilirsiniz.

    fas birçok eski ve yeni dönem yapılara sahip ve görülmesi gereken birçok alan mevcut. ancak bu yazıya bu yerlerin tamamına yer vermek mümkün değil. bu sebeple yazının devamında gezilmesi gereken başlıca yerleri elimden geldiğince paylaşmaya çalışacağım.

    gezimize uçak bileti, rota gibi değişkenleri dikkate alarak casablanca şehrinden başlamayı uygun gördük. ancak şehre geç saatlerde ulaştığımız için casablanca'yı turun son gününe bırakıp, ilk günün sabahında yaklaşık bir saat mesafede bulunan fas'ın başkenti rabat şehrine geçiyoruz. rabat-casablanca yolu, otoyol olmakla beraber oldukça güvenli ve araç için uygun bir yol. rabat da casablanca gibi okyanus kıyısında yer alan ve fas'ın geri kalanına göre gelişmiş bir şehir. bu şehirde aracınızı, gezmek istediğiniz alanların yakınına park etme olanağına sahipsiniz. bana göre bu şehirse gezilmesi gereken en önemli yerler kasbah of the oudaias, hassan tower and the royal mausoleum ve chellah'dır. özellikle kasbah of the oudaias'ı gezmekten oldukça keyif alacağınıza eminim.

    rabat fotoğrafları için; http://burakalsan.smugmug.com/…2/morocco-rabat-2012

    öğleden sonra tekrar yola çıkıp meknes'e varıyoruz. meknes tümüyle unesco tarafından tarihi miras olarak tescillenmiş bir şehir. fas'ın diğer şehirleri kadar turist olmamasından dolayı günlük hayatı görmeniz açısından size güzel bir fırsat veriyor. bu şehir marakesh'in meşhur meydanı olan jemaa el fna'nın daha küçük bir versiyonu olan place hedim adında bir meydana sahip. biz şehre akşam üstü vardığımız için gezilmesi gereken yerlerin tamamını gezme fırsatı yakalayamadık ancak mausoleum of moulay ismail ve heri es-souani kaçırmamanız gereken yerlerden ikisi. bunun haricinde akşam kalabalığa karışıp place hedim ve pazar alanında dolaşmanızı tavsiye ederim. ertesi gün erken saatlerde yola çıkıp roma kalıntılarının bulunduğu 20 dakika mesafedeki volubilis bölgesine geçiyoruz. bu tip eserlere alışkın bir millet olduğumuz için size çok etkileyici geleceğini sanmıyorum. ancak meknes'e kadar gelip de görmemek olmaz. zaten maksimum bir saatinizi harcayacağınız bir alan.

    meknes fotoğrafları için; http://burakalsan.smugmug.com/…/morocco-meknes-2012

    volibilis'ten bir saat mesafede ve fas'ın en etkileyici şehirlerdinden biri olan fez şehrine saat onbir civarında varıyoruz. şehrin medina kısmında yer alan oteli bulmak neredeyse imkansız. bu nedenle otel müdüründen yardım almanız size birkaç saat kazandırabilir. bu şehrin insanları diğer şehirlere kıyasla rahatsız edici, ısrarcı bir üslübe sahip. insanlarla çok fazla muhattap olmamanızda fayda var. eğer bizim gibi şehre sadece bir gün ayırabilecekseniz otel yöneticisinden iyi bir tur rehberi ayarlamasını istemenizde fayda var. tur rehberinin yardımı ve anlatımı ile gezmek oldukça iyi bir seçenek olsa da, türkiye'de olduğu gibi turunuza halıcı, derici, kumaşçı gibi dükkanların da dahil edileceğinden şüpheniz olmasın. tabi bayanların bu durumdan rahatsız olmayacağı da bir gerçek. diğer yandan, yok ben ara sokaklarda kaybolarak kendim gezmek istiyorum diyorsanız fez'e en az iki gün ayırmanız gerekiyor. çünkü şehir binlerce farklı boyut ve genişliklerde sokaklarla dolu. yanılmıyorsam dünyada bu alanda bir rekora sahip. kafanızda canlandırmanız için mardin'in çok daha fazla sokağı olan ve yaşayan bir versiyonunu düşünebilirsiniz. bu sokaklarda gezerken çok ilginç kareler yakalamak her an mümkün. fez için görülmesi gereken yerleri söylemek çok anlamlı değil zira bütün şehir sizin gözle ayırt edemeyeceğiniz yüzlerce farklı bölgeye ayrılmış ve hepsinin kendine ait medrese, cami, hamam vb. kullanım alanları sahip olması bütün şehri görmeyi gerektiriyor. yaklaşık 10km'lik bir yürüyüş ile şehrin önemli alanlarını gezmeniz mümkün. unutmadan fas'a gelip de tabakhane görmemek olmaz. koku oldukça rahatsız edici olsa da marakesh'deki tabakhaneler yerine bu şehirde ki tabakhaneyi gezmenizi tavsiye ederim.

    fez fotoğrafları için; http://burakalsan.smugmug.com/…012/morocco-fes-2012

    ertesi gün yaklaşık 450km mesafede, cezayir sınırında yer alan erg chebbi'ye varmak için saat 6 gibi yola çıkıyoruz. yol uzun ancak yol üstü manzaralar ve ifrane gibi ilginç bir şehir yolculuğu oldukça zevkli hale getiriyor. ifrane yüksek, ormanlık bir alanda fas'ın geri kalanında izole olmuş bir şehir. burası isviçre, avusturya kasabalarına benzeyen kışlık bir alan. şehir avrupalı zenginlerin kafa dinleme mekanı olarak rağbet gördüğü söyleniyor. yolumuz uzun olduğu için arabayla içinde bir tur atıp yolumuza devam ediyoruz, zaten özellikle görülmesi gereken bir eseri veya alanı bulunmuyor. ancak şehir fas'ın genelinden aşırı derecede farklı olduğu için insanı oldukça şaşırtıyor. yolun devamında dağlık bir alandan çöl coğrafyasına geçişin etkilerini çevrenizde hissediyorsunuz. en son çöle vardığınızda ise artık etrafınızda erg chebbi ve sonsuz bir düzlükten başka bir şey kalmamış oluyor.

    erg chebbi sahra çölü içinde yer alan kum birikintilerinden biri. yaklaşık 22km'lik bir alanı kapsayan bu birikinti 150m yüksekliğe kadar çıkıyor. tamamen rüzgar tarafından şekillenmiş bu birikinti güneşin ve kumun etkisiyle gün içinde kızıl ve turuncu renkler alıyor. fotağrafçılar için adeta bir cennet. fas'ta gidebileceğiniz iki erg bulunuyor. ancak erg chebbi ulaşım ve imkanları açısından erg chigaga'ya göre daha uygun. erg chebbi'ye ulaşmak için asfalt yoldan çıkıp yaklaşık 10km boyunca engebeli bir yoldan ilerlemek gerekiyor. yolu kaybetmemeniz için taşlarla yol sınırları belli edilmeye çalışılmış. zira yol ile yol olmayan alan arasında hiçbir fark bulunmuyor. erg chebbi'nin yanında otellerin bulunduğu alanın adı merzouga. burada otellerde kalmayı tercih edebileceğiniz gibi geceyi çölün ortasında berberi çadırlarında geçirme imkanı da buluyorsunuz. bu kadar yolu gelip de otelde kalmak olmaz. yaklaşık 1 saatlik deve yolculuğu ile çölün ortasında, berberi çadırlarına ulaşıyorsunuz. akşam berberi kültürüne ait yemek ve müziklerle geçiriyorsunuz. daha sonra ise biraz şanslıysanız milyonlarca yıldızın altında, sessizliğin içinde güzel bir uyku geçiriyorsunuz. sabah güneşin doğuşunu izlemek için yakındaki bir tepeye tırmanmakta yarar var. unutmadan benim gibi snowboard meraklısıysanız yola çıkmadan çalışanlardan board almayı unutmayın. önceden haber veremediğim için bağlamaları kırılmış ve botları olmayan bir boardla da olsa, bu tecrübeyi yaşamak güzeldi. kahvaltıdan sonra geldiğimiz yoldan develerle geri dönüyoruz. ayrıca turu ayarladığınız otelin duş alıp, giyinmeniz için bir oda vermesini başında istemeyi unutmayın. otelde hazırlandıkan sonra erg chebbi'yi geride bırakıp fas'ın hollywood'u olan ouarzazate doğru yola çıkıyoruz.

    erg chebbi fotoğrafları için; http://burakalsan.smugmug.com/…orocco-merzouga-2012

    ouarzazate merzouga arası yol 2 şerit olmasına rağmen çoğunlukla düz bir yol olduğu için 350km'lik yolculuk yaklaşık 3,5 saat içinde bitiyor. eğer golf gibi bir zevkiniz yoksa ouarzazate'de yapılması gereken tek şey atlas stüdyoları'nı gezmek olacaktır. çölün ve yolun verdiği yorgunluk nedeniyle akşamı otelde dinlenerek geçiriyor ve marakesh yolu üzerinde yer alan atlas stüdyolarını ertesi günün sabahına bırakıyoruz. atlas stüdyoları gladiator, ben hur, cleopatra gibi birçok meşhur filme ev sahipliği yapmış bir alan. yaklaşık 1 saat sürecek bir turla alan size rehber eşliğinde gezdiriliyor. biz gittiğimizde game of thrones dizisinin 3. sezonunun çekildiği stüdyoları uzaktan görme şansı da yakaladık. ancak alanda çekim yapıldığı için burayı gezme şansımız olmadı.

    ouarzazate fotoğrafları için; http://burakalsan.smugmug.com/…occo-ouarzazate-2012

    atlas stüdyolarını gezdikten sonra marakesh için yola çıkıyoruz. mesafe çok uzun olmamasına rağmen yol üzerindeki inanılmaz virajlar hız ortalamanızı zaman zaman 20km'ye kadar düşürüyor. bunun sebebi ise iki şehir arasında yer alan atlas sıra dağları. yol biraz mide bulandırıcı olsa da size inanılmaz manzaralar sunuyor ve hem dinlenmek hem de manzarayı seyretmek için yol üzerinde birçok kez durmak istiyorsunuz. marakesh'e vardığımızda kendimizi meşhur jemaa el fna meydanında buluyoruz. meydan beklentisi büyük olan kişilerde, özellikle gündüz görünce, büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. ancak akşamki görüntüsü görece daha etkileyici. yine de büyük hayaller kurmamak da fayda var. marakesh'de bizim en çok keyif aldığımız yerler majorelle gardens ve el bahia palace'dı ancak görülebilecek birçok yer var ve birçoğu yürüme mesafesinde. biz yaklaşık iki günde görülmesi gereken her yere uğramayı başardık. marakesh diğer şehirlere göre çok daha turistik ve başınıza bir iş gelme ihtimali daha fazla. bu nedenle, özellikle geceleri mümkünse ara sokaklarda bulunmamaya çalışın ve tek başınıza dolaşmayı gerekmedikçe tercih etmeyin. unutmayın kent merkezinden uzaklaştıkça soyulma ihtimaliniz de bir o kadar artıyor. fas'ın diğer şehirlerini gezince marakesh'in biraz abartıldığını hissedeceksiniz. yine de gezilip görülmesi gereken önemli bir şehir olduğunu kabul etmek gerek.

    marakesh fotoğrafları için; http://burakalsan.smugmug.com/…rocco-marrakech-2012

    marakesh'de iki gün geçirdikten sonra casablanca için yola çıkıyoruz. casablanca şehri fas'ın diğer şehirlerinden oldukça farklı ve dünyanın en önemli camilerinden biri olan ikinci hasan cami'ye ev sahipliği yapıyor. bu cami dünyanın en büyük camilerinden biri ve oldukça etkileyici bir mimariye sahip. camiyi gezmek için kapıdaki görevliye müslüman olduğunuza inandırmanız gerekiyor. cami'nin içi ise gerçekten inanılmaz bir işçilikle donatılmış ve dışardan gözüktüğünden çok daha geniş. fas gibi fakir bir ülkenin bu camiye bu kadar masraf yapmış olması akıl almaz bir şey. ikinci hasan cami haricinde şehrin medina ve yeni merkezini gezmek bu şehri tanımanız için yeterli olacaktır. fransa'da bulunmuş olanlar şehrin sokaklarının, bulvarlarının tamamen fransızlar tarafından tasarlandığını hemen fark edecektir. umarım casablanca'yı gözünüzde fazla büyütmemişsinizdir. eğer türklerin denize sırtını döndüğünü düşünüyorsanız casablanca'yı gezdikten sonra fikriniz değişebilir.

    casablanca fotoğrafları için; http://burakalsan.smugmug.com/…occo-casablanca-2012

    bu gezide beni en çok etkileyen şehirler fez ve meknes'di. bu iki şehir diğerlerinde olmayan bir doğallığa sahip. yaşadığımız en önemli tecrübeler ise erg chebbi'de geçirdiğimiz gün ve atlas dağları üzerinden yaptığımız yolculuktu. fas'ın coğrafyası da en az şehirleri kadar görülmeyi hak ediyor. bunların yanı sıra fas halkını tanımak başlı başına bir tecrübe.

    ayrıca yol üstü fotoğraflar için; http://burakalsan.smugmug.com/…morocco-on-road-2012

    unutmadan böyle bir yolculuğun maliyetini merak eden arkadaşlar için uçak biletleri, araba kiralama, konaklama ıvır zıvır kısaca her seyiyle kişi başı yaklaşık 2500-3000tl arasında bir maliyeti olduğunu söyleyebilirim. ayrıca fas'ta alacağınız her şey için pazarlık yapmayı unutmayın. bir çok yerde fiyatlar beşte birine kadar düşebiliyor.

    eğer buraya kadar sıkılmadan okumuş birkaç kişi kaldıysa, umarım onlara bir faydam olmuştur. ayrıca yukarıda bahsetmeyi unuttuğum veya merak ettiğiniz her hangi bir şey için elimden geldiğince yardımcı olabilirim.

    edit: açıkçası bu yazıyı yazarken bu kadar çok okunacağını ve birçok insana faydası olacağını tahmin etmiyordum. yazı hakkında bana gelen olumlu mesajlar, daha önce yaptığım bu tip gezileri ve bundan sonra yapacaklarımı yazıya dökmemde beni oldukça motive etti. sözlük ve facebook yoluyla mesaj atan herkese teşekkür ederim.

    edit2: fotoğraflarla beraber bu yazının daha uzun bir versiyonu voyager dergisinin 2014 haziran sayısında yer almaktadır. daha detaylı bilgi almak isteyen arkadaşlara tavsiye ederim.
  • kız başına da gidip gezilebilecek bir ülkeymis. 6.gun itibariyle henüz zengin bir faslı tarafından develer üzerinde çöle kaçırılmadık, hayattayız.
  • parasi dirham, yemekleri harika olan ulkedir. araplar ve berberler beraber yaşiyorlar, ve berberler kendilerini 3 tipe ayiriyorlar: kuzey berberler (savaşçilar), guney berberler (para için yaşiyan berberler) ve "sagdaki" berberler (tembel olanlar). faslilar arapçayi baya kusarak konuşurlar ve "fas" için "el magrebia" derler". mutlaka tajine (ozlellikle tajine berber) yenilmesi gerekiyor, tatlilar ustun ve çok agir, gunde 25 defa naneli çay içilir. krali muhammed vi dir (m6), hassan ii nin çoçugu, kendisi biraz yumuşaktir ama kralci faslilar bu lafa sinirlenirler ve "haaaşa el melik" derler (yani "yaşasin kral"). polisten korkulacak bir ulke, essaouira şehirinde herkes esrar içer ve herkes sanatçidir, rabat şehirinde herkez kralcidir, fez şehirinde herkez snob takilir ve faslilar nefret eder, casablanca da istanbul a bi çok yonden benzer, agadir de bodrum ya da marmaris gibi bi yerdir, volubilis de efes gibi bi yer, marrakesh te de butun binalar kirmizidir tek sari bi tiyatro var onun için de oranin valilik ozel bi izin vermiş ayrica jamaa el fna meydaninda her iki metrede bi kavga firsati vardir yani tehlikeli bir yerdir.
    fas turkiyeye bi çok konuda benzer ama en çok aklimda kalan ozellikte yemektir, cidden ustun bir gastronomiye sahipler hayatta tahmin edemezdim. insanlar da çok kibar.
  • eurosportta "a country that travels within you" diye bir reklam vermiş ülke. içinizde gezdiren ülke mi demek oluyor noluyor?
  • kralin yavas yavas yürürlüge koydugu reformlarla, islam ve demokrasi'yi bagdastirmaya calisan ve türkiye'yi model aldigini saklamayan kuzey afrika ülkesi.
    nasil bizim alamancilarin imaji kötüyse, faslilar'in da gurbetcileri öyle böyle degildir, alamancilar tabir ettigimiz insanlarimizdan cok daha berbattir. ha, fas güzeldir, fasli kizlar güzeldir, lütfü de iyidir. ve reform cabalari desteklenmelidir, ve dahi halk ve ülke sevilmelidir... gidilip sokaklarinda kaybolunasi bir ülkeymis, ama hangi sehirdi unuttum. kacirilmayiniz, mülteci sanip cöllerde birakilmayiniz.
  • okul kitaplarından başörtülü kadın fotoğraflarını çıkartmış ülke , gerekçesi ; siyaset (dinci) simgesi olan başörtünün kitaplara koyulmasıyla tek bir siyasi parti veya kümenin amaçlarına hizmet etmiş olunmasının , eğitimin herkese hitap etmesi gerçeğiyle çelişmesi . bu ince düşüncesiyle takdir ettiğim ülke.
  • 1987 'de oradaydım ve 1987 türkiyesiyle kıyasladığımda ne denli iyi durumda olduğumuzu düşünmüştüm. oysaki 2018 türkiyesiyle ne denli benzeştiğini üzülerek söyleyebiliyorum.

    o derece yani !
  • dünya gözüyle fası bi görelim dedik, royal air marocvasıtasıyla afrika halklarının bilumum temsilcileriyle 4 buçuk saatlik uçuş sonucunda casablancaya vardık. aktarma noktası olarak casablanca kullanıldığından uçakta togolulardan tutta da kenyayalılara kadar herkes var.

    ilk durağımız casablanca. şehrin merkezinde fasa özgü satıcılar hemen beliriveriyor. yerlere serilmiş tezgahlarda çakma markalardan, turistleri dürtmek için dört gözle bekleyen küçük hediyeliklere kadar her şey var. mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri kral 2.hasan camii. adamlar denize sıfır cami yapmış. dünyanın 3. büyük camisiymiş. en uzun minare de bu camininmiş. şehir de çok da bişey olmadığından gidip görmek de fayda var. diğer görülesi yer ise filme ev sahipliği yapan rick's cafe . mojito 80 dirhem di, tl olarak 15-20 arası bir şey oluyor. atlas okyanusuna atlayayım fln dememek lazım, girilebilcek gibi değil deniz. faslılarda bunu bildiğinden sahillere havuz yapmış. denize sıfır camiden sonra havuzları da gördük tam oldu. ama giremesek de denizin nimetleri gayet bol. kalamar ve karides oldukça ucuz. bir de hayatımda ilk defa mağazaların vitrinlerinin önüne yerleştirilmiş küçük demir mızrakcıklar gördüm, amaç kimsenin mağazanın önüne oturmamasıymış. casablanca da başka da bir şey yok gibi. sokağın da gez, camiyi gör, akşam da cafeye git, yeter gibi.

    ikinci durağımız 100 km lik yolculuk sonunda başkent rabat. fas da gördüğüm en temiz şehir burasıydı. fransız sömürgecilerin işini gayet iyi yaptığının en güzel örneği bu şehir. paris çakması olma yolunda güzel ilerlemişler. eski şehiri karşınıza aldığınız da surların içinde kalan şehirimsi mekan gayet güzel. içlerine doğru ilerlediğinizde yunan renkleri beliriveriyor. beyaz duvarlar mavi pencereler. bi an yunan adalarındaymış gibi hissettiriyor. casablancaya göre akşamı daha hareketli. çarşısı daha bi keşmekeş. stad çıkışı köfteciler burda gündelik hayatın parçası gibi. bilumum hediyelik eşya burada da fazlasıyla var. yapımı yarıda kalmış cami inşaatı oldukça ilginç. pek inşaat havası yok. minareyi dikmişler gerisini koyvermişler fakat burası da turistik bi mekan haline gelmiş. ayrıca adamlarda minare olayı bildiğimiz minare gibi değil, kare gibi bişiy, bi garip. akşam herhangi bir kahvehane de nane çayı içmek şart. çayı bardağa havadan döküyorlar, havayla ne kadar temas ederse o kadar tadı güzel olur diyip böyle bi tarz geliştirmişler.

    rabat dan sonra fez için yola düşüyoruz, yol üstün de saraylar şehri dedikleri mekneze uğruyoruz. yemişim sarayları diyorsanız, fez yolu üstünde eski roma kenti volibilsi görebilirsiniz. kapı da yerel rehberler var 3 beş milyona antik kentin hikayelerini anlatmaya başlıyorlar. saray gezmekten güzeldir.

    sonunda feze varıyoruz. gezmek için fas'ın en güzel şehirlerden biri. önceki fas şehirleri gibi burada da bi ton kakmalı süslemeli kapı mevcut. ama şehrin esas olayı eski şehir denen kısımda. sokaklar daracık, labirent gibi. dakka başı kaybolup duruyorsunuz. bir girdiğiniz yolu tekrar bulmak oldukça zor. kaybolmaktan zevk alırım diyorsanız sorun yok. eski zamanlarda dünya üniversiteleri ile boy ölçüşen medreseler burada. bilumum filozof gelmiş bu şehre.ibni ler filan doluşurmuş bu şehre. en az 1 gün eski şehirde geçer gider. deri ceketlerin filan yapıldığı yerleri görmek mümkün. ble küçük ufacık havuz gibi bişilerde dövüp duruyorlar derileri, leş gibi de kokuyor, halıcıları da baya çok. verdiği fiyatda yuzde beş yuz indirim yapabiliyor buranın esnafı. tam turist dürtmece. eşek üstünde mutfak tüpü taşımayı da bu şehirde gördüm. nası bi ekonomosi varsa bi eşşsek sağdan çıkıor, bi eşşek soldan. gırla tüp ticareti. sokakların duvarları büyük büyük. şansınız varsa bu adamların riyad dedikleri bi pansiyon tarzı bişileri var onları görün. paranız çoksa bunların lüksleri de mevcut. odaların hepsi ortada bulunan çeşmeye açılıoyr. öle garip bi mimarisi var. beşgen filan mı anlmadım tam olarak. fotoğraf çekmemize de izin vermediler, ki genelde zaten satıcıydı esnaftı bunların fotosunu çekmek biraz zor. adamlar kızıyor. olsun o kadar da diyelim. feze yakın mesafede ifran diye bi yerleşim yerleri var. kışları kayak merkezi oluyormuş. biraz kodaman yeri gibi. allahın afrikasında kayak turizmi varmış, şaştık kaldık.

    son durağımız fasın en fantastik şehri marakeş. bütün fas şehirlerinde geçerli olan 1 litre sıkma portakal suyu 2 lira kuralı burada geçerli. sabah akşam içilir. portakal suyundan başka diğer güzel yanı şehir de öle koca koca gökdelenler bulunmaması ve şehrin renginin kil rengine çalan kırmızı olması. bütün binalar aynı renk. garip böle karmaşık bi yapısı var bu şehrin. ilk durak bütün turistlerin yaptığı gibi djemaa el fnaa meydanı. bi yandan maymun ve yılan oynatıcıları diğer yanda sakat at tezgahları. her daim kalabalık bi mekan. akşamı ayrı güzel gündüzü ayrı güzel. değişik tadlar tadıcam diyorsanız salyongoz için en ideal yer burası. tadı da fena değil. böle tavuk gibi balık gibi ortada bi tadı var. yemek için fiyatlarda güzel kişi başı 10 tl ye sosisten kelleye köfteye bi masa kurabilirsiniz. eskiden idamlar burada olduğundan meydanın adı fena diye bitiomuş. bizi mi yediler bilemedim birisi de bize öle anlattı. yanlız burda fotoğraf çekerken dikkat etmek lazım, para ver diye yapışıor maymun oynatıcılar. adamlarda haklı maymunu çise çıkarmadı heralde amacı para kazanmak. bu sebepten bi ton tartışma çıktı turistlerle. parayı verin öle çekin. cık cık cık. meydanı tepeden gören cafeleri de pek güzel. marakeş de başka da bi yere gidilmez, meydan da sabah akşam dolanmak en keyiflisi. eski bi modacının bi bahçesi vardı adını bilemedim, if san loren mi öle bişi. oraya da giden çoktu. bunun dışında fas da hastaneye düşmeyin yeminlen cehennem gibi. hem pis hem ilgisizler. fırsatınız olursa mutlaka bi motorcuyla anlaşın, motorun arkasına atlayıp şehir turu yapın. her yer motor kaynıyor. sanki iran anasını satim. amin.
  • üzerine arapça ve fransızca dublaj yapılmış berberi ülkesi. evet.