şükela:  tümü | bugün
  • bu dönemin türkiye'nin son 15 senesiyle acayip bir yakınlığı var. benzerliklerin varlığı aynı çöküşü yaşayacağımız anlamına gelmez, fakat kayda değer bir tek adam-parti devlet-yolsuzluk-hamaset örtüşmesi mevcut. itinayla inşa edilen il duce kültü, parti devlet saflarına ilişeni ihya eden yolsuzluk çarkı, sindirilebilir ülkelere karşı girişilen korfu çıkarmasıydı etiyopya işgaliydi derken milli mevzilerin tahkim edilmesi, konjonktürün açtığı alanda rejimin bomboş bir özgüvene kavuşması filan.

    mussolini'nin damadı bizim niteliksiz yüzükçünün aksine gidişatı iyi okurken, kel reis, ciano gibi ülkenin içinde bulunduğu perişan durumun farkında olanları dinlemeyip hem itibardan hem de ganimetten pay kapmak için iştahla führer'in kıçına takılıp savaşa giriyor. sonucunda almanlara teslim olmuş fransızlar italyan ordusunu püskürtüyor, yunan ordusu il duce'nin aslanlarını önüne katıp kovalıyor, stalingrad'da işe yaramaz rumenler bile almanların gözünde kara gömleklilerden daha faydalı addediliyor. ne ekonomik ne de askeri açıdan il duce'nin emperyal ihtiraslarını karşılayabilecek kalibrede olan italya'da daha savaşın başlangıcında halkın yarısı açlık çekmeye başlıyor. herhangi bir propaganda faaliyetinin örtemeyeceği bir çözülüş ve çöküş yaşayan faşist parti devleti sonunda kuzeye çekilip nazi oyuncağı küçük bir çiftlik haline geliyor. mussolini ile beraber partizanların eline düşenlerin cesetlerinin üzerine yüzlerce kişi işiyor, cesetler terlik, tekme, yumruk darbeleriyle tanınmaz hale geliyor. benzerlik filan diyordum ama temennide bulunmama hakkımı kullanarak burada bitireyim sdjk
hesabın var mı? giriş yap