şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • fatih altaylı'ya açmış olduğumuz davayı(istanbul 5. asliye hukuk mahkemesi 2010/331e.) dün itibariyle kazandık, ekşimiş ruhların buluşma yeri başlıklı yazısı nedeniyle 7500.-tl, tekzibimizin yayınlandığı günkü yazısı nedeniyle 2000.-tl tazminata hükmedildi. karar henüz kesinleşmedi, temyiz edilmesi halinde süreç bir yıl kadar daha sürebilir.

    sosyal sorumluluk projelerimizden bağımsız olarak, bu davadan elde edilecek tazminatı bir hayır kurumuna bağışlayacağız ancak hangisine bağış yapacağımız konusunda henüz karar vermiş değiliz, yasal süreç sonunda bu konuda ayrıca açıklama yapacağız.
  • sırada ne var? çocuk istismarına dikkat çekmek için çocuk pornosu yayınlamak mı?

    11 yaşındaki çocuğu da görsün istemiş. alkış. çocukların vahşetle yetişkinler kadar iyi başa çıkamadığı söylenirdi ama fatih altaylı sorun yok diyorsa sorun yoktur. tüm türkiye'nin çocukları: vahşetle tanışın. kaldırın tv'deki +18'leri vesaireleri. sabah erkenden kişilik gelişminizi alt üst edin, giyinin en güzel travmalarınızı. fatih babanız sizi yeni bir dünyayla tanıştıracak.

    kadına şiddete tepki çekiyormuş. ama bir kadının makyajsız resmini izinsiz yayınlamanın bile illa ki ahlaki ve hak tabanlı açılımları olan bir dünyada ölmüş, vahşete uğramış çıplak bedeninin resminin yayınlanmasının istemeyebileceği gözardı edilmiş. çünkü bir erkek kendi gerekçelerini o kadının hak ve isteklerinden üstün görmüş. tam erkeklik iş: bir kadının en özel haklarını hoyratça gaspederek kadın şiddetine dikkat çekmek.
  • sözde karizması çizilmemiş, yarılmış gazetecimsi.

    mevzubahis söyleşiyi bir daha izlerseniz göreceksiniz ki:

    fatih altaylı daha söyleşinin başında, karşısında bu ülkenin en önemli mizahçılarından biri olduğunun farkında olmadan, her zamanki gibi gözlükleriyle oynaya oynaya ukala tavırlar takınarak işe başladı ve dersine çalışmamıştı.

    levent kırca söyleşinin başında "ben ömrümün son perdesindeyim" gibi bir laf etti. fatih altaylı bunun üzerine, -o her zamanki ben lafı koyarım edasıyla-, "bu perdede bütün bir ömür elde edilen başarıların içine etmek de mümkün" dedi.

    dikkat ederseniz o laftan sonra levent kırca'da film koptu.

    levent kırca o laftan sonra, "sen beni maymun etmeye niyetlenmişsin, adam öyle maymun edilmez, böyle maymun edilir" diye düşündü ve yaptı.

    helal olsun levent kırca'ya.

    fatih altaylı denen ekran delikanlısının karizmasını öpüp attı.

    edit: bu entry "götümüze girebilir" diye ispiyonlanmış. sevgili ispiyoncu bence sen bu işin müptelası olmuşsun, entry'leri bahane ediyorsun.
  • fatih altaylı hakkında yazılmış olan entrylerden 476 tanesinin silinmesi talebiyle bize avukatı aracılığıyla başvurdu. bu entrylerden 50 tanesi ya yazarları tarafından düzeltildi, ya tarafımızdan ya da yazarı tarafından silindi. kalan 426 entryde bir sakınca görmediğimizden kaldırmayı reddettik. geri kalan entrylerin tamamının silinmesi talebiyle mahkemeye başvurdular, mahkeme bu entrylerden 97 tanesinin silinmesine karar verdi. toplamda silinmesini talep ettikleri 329 entry mahkeme tarafından da sakıncasız bulunduğundan yayında kaldı.

    kararın içeriği söz konusu entrylerin yayından kaldırılmasından ibaret, başkaca bir husus yok.

    şahsi fikrim, mahkemenin silinmesine karar verdiği entrylerin sakıncalı olmadığı yönünde, sakıncalı olduğunu düşünsek ilk başvuru sonrası zaten silerdik. yani kararın tümden yanlış olduğunu düşünüyorum ancak bu süreç de bizim tekzibimiz kadar doğal bir hukuki süreçtir ve önceki örneklerlerimizle karşılaştırıldığında, talebi incelemeden, doğrudan ve tümden kabul eden hakimlerden sonra, tüm içeriği inceleyen, doğru ya da yanlış şahsi görüşü doğrultusunda karar veren bir hakim söz konusu.(bunun bir meziyet olduğunu anlayacak kadar işin içinde olmayanlar için garip geliyor olabilir.) karar, internet medyasına bakışta başlayan değişikliği göstermesi açısından gayet güzel. kararın yazımında yapılmış gözardı edilemeyecek hatalar var, en önemlisi güncel durumu göstermeyen entry sıra no.ları üzerinden yayından çıkarma kararı verilmesi nedeniyle oluşan belirsizlik. bunlar da umarım zamanla düzelecektir.

    bu süreçten yapılacak çıkarım, türk yargısının eleştiri algısının ekşi sözlük'ün yürürlükteki eşiğinden yani benim ve diğer praetorların eşiğinden daha düşük, kısıtlı olduğu.
  • gazeteci!.

    aynı ülkede uğur mumcu gibi gazeteciler de yetişmiştir, fatih altaylı gibi de... birileri öldürülmüştür, diğerleri zengin olmuştur.
  • buna bir cesaret gelmiş hayret.

    güzel saydırdı akp ye...corona sürecindeki beceriksizliği ve bakanın yalanlarından bahsetti, açıklanmayan gerçek sayılardan bahsetti. aferin fatih cesur ol böyle. yalancıları ifşa et. bu yalan, devletin söylediği ilk yalan değil son da olmayacak malesef. masum bile kalır diğer yalanların yanında.

    vitesi fazlasıyla yükseltmeye başladı.akp ye gidici gözüyle bakmaya başladı belli ki.

    edit : bugün cesur bir gazeteci davranışı sergilemiştir.umuyoruz böyle devam eder. iktidardan,güçlüden yana değil halktan ve haklıdan yana olur. bu milletin sesini duyuracak aydınlara, sanatçılara, gazetecilere fazlasıyla ihtiyacı olduğu zamanlardan geçiyoruz.
  • oğluma hiç doğrudan öğüt vermişliğim yoktur, zaten o da anne baba laflarının bünyede alerji yarattığı yaşlara girmekte, konuşmanın bir faydası da yok. hepsini biliyorum, ama dayanamadım, dün akşam youtube'daki ses kayıtlarını açtım, gel bakayım yanıma dedim, kayıtları dinlettim. bitince, "oğlum" dedim, "bak bu adam ülkenin en tanınmış, yükselmiş, para kazanmış gazetecilerinden biri. sen büyüyünce ne iş yaparsın, neye inanırsın, kiminle evlenirsin, nerede yaşarsın, kaç para kazanırsın, ben bilemem. ama lütfen bu sözümü unutma, ne olursa olsun utanma duygunu koru". gözlerime baktı, "peki baba", dedi.
  • bugun beyoglu 1. sulh ceza mahkemesinde yanyana duruyorduk. insan bi selam verir.
  • "... doğrudur. levent kırca'nın katıldığı teke tek'te son derece kötü bir duruma düştüm. çünkü benim derdim levent kırca'yı konuk alıp rezil etmeye çalışmak, bitirmek değildi" demiş, alenen yalan söylemiş. levent kırca'yı çağırırken tek derdi, onu yumuşak karnından vurup, rezil edip itibarsızlaştırmaktı.

    niyetini programın hemen başında, levent kırca "hayatımın son perdesini oynuyorum" diye girizgah yaptığı anda araya dalıp, "o perdede rezil olmak da var" demekle açık etti (http://www.youtube.com/…lpage&v=dmplmy8lmhe#t=195). film de ondan sonra koptu zaten. levent kırca aptal değil, bir umut "belki konuşturmak üzere çağırmıştır" diye geldiği programda ne yapılmak istendiğini anladı, "haa. öyle mi, buyur o zaman" diye şovuna girişti, ağzından girdi, burnundan çıktı, ava giden kifayetsizi ininde avladı. hiç boşuna kıvırmasın, millet salak değil, ne olduğu ayan beyan ortada.
  • ahmet hakan'a fena giydirmiş

    --- spoiler ---

    10 yıl farkla

    bir yazar arkadaşımız, abdullah gül’ün uzun yıllardan sonra 30 ağustos’u katlamayı hatırlamasına takılmış.

    gül’le epey bir dalga geçmiş.

    demiş ki, “- bakın, bakın... ben artık 30 ağustos geldiğinde hastalanmıyorum. - bakın, bakın... daha önce hiçbir 30 ağustos’ta mesaj atmamıştım ama bu 30 ağustos’ta attım. - bakın, bakın... nasıl da atatürk diyorum. - bakın, bakın... nasıl da gelişme kaydettim. - bakın, bakın... bakın yahu... bakın... bakın ama...”

    ilk bakışta yazar haklı gibi görünse de bana göre abdullah gül’ün de artık atatürk’ün değerini anlamış olması önemli bir gelişme.

    ve öğrenmenin yaşı yok.

    yeter ki samimi olsun.

    çünkü abdullah gül’le dalga geçen bu yazar kardeşimiz de yakın zamana kadar 10 kasımları umursamamakla, saygı duruşunda bulunmamakla, atatürk’ü önemsememekle ve değer vermemekle övünürdü.

    o da gül gibi sonradan fikir değiştirdiği açıkladı.

    gül’le alay eden yazar, atatürk’ün kıymetini 50 yaşından sonra anladı.(anladıysa)

    yazarın alay ettiği abdullah gül de 60’ından sonra...

    10 yıl için birbirinizi kırmayın.

    sonuçta aynı siyasi soydan geliyorsunuz!
    --- spoiler ---