1. fatih'te çarşamba mahallesi, öteki türkiye'nin ötekisi ; türkiye'deki iran.
  2. erkeklerin cüppe ve sarıkla gezdiği, kadınların hiç mi hiç ortada görünmediği, kız çocuklarının uzun etekler, başlar kapalı kapı önlerinde fısıldayarak evcilik oynadıkları, fener'in hemen üstünde, fatih'in azıcık altında bir garip mahalle. 100 metre aşağıda bulunan fener rum lisesi'ne nispet olsun diye yapılmış çirkin mi çirkin bir de kuran kursu var dev boyutlarda dökme betondan.
  3. suleymancilarin degil, mahmut hocaci denilen bir naksibendi tarikatinin kalesidir. ismailaga camii ve yukarida da ismi gecen ismailaga kuran kursu etrafinda kumelenmislerdir bu insanlar. bir zamanlar, bu camiinin vaiziydi bahsi gecen mahmut hoca. hala orada midir, yasiyor mudur, bilmiyorum.. bu adam, islama aykiri diye mikrofon kullanmamakla nam yapmisti.. (1998'de istihare sonucu kullanmaya baslamis!) ama mercedes'e binerler misal..
    korkutucu bir yerdir cidden de carsamba. ergenlik cagina yeni girmis, sarikli cubbeli ve cikmayan sakallarini uzatmaya calisan cocuklar, catik kasli sakalli, cubbeli amcalarla.. istanbul'dan islamci goruntuleri almak isteyen yabanci gazetecilerin ve fotografcilarin da favori mekanidir.. ama fatih'in geri kalani iyidir gene de, severim..
  4. fener bölgesi diyebileceğimiz haydar ve kasım güranı mahalleleriyle çarşamba bölgesi arasında garip bir biçimde binalardan, kilise ve camilerden oluşan bir set mevcuttur. bu yüzden her iki türden insan birbirine pek rahatsızlık veremez. çünkü fenerli sahilden, çarşambalı da fatih tarafından istanbul'un diğer yerlerine gider. ancak, çarşamba'nın veletleri bazen kiliselerden mum çalar. daha büyükleriyse fener rum lisesinin önünde bekleyip çıkışta öğrencilere sataşırmış. ancak şu anki öğrenci mevcutu 10-15 kişi olduğu için bu opsiyon ortadan kalkmıştır. bazen de kiliselerin camları kırılır, soyulmaya kalkışılır ve bazen soyulur, nadiren de kapılarına sıçılır. ancak bunları kimin/kimlerin planlı mı/plansız mı yaptığı da belirsizdir. çarşamba'nın da kendine has bir dokusu mevcuttur. bu istanbul'un kozmopolit yapısını en güzel biçimde özetler. fener rum patriğiyle şeriat yanlısı adam arasında bir kaç yüz metre vardır. işte sayın george maroviçin söz ettiği hoşgörü ve dostluk ortamı da budur...
  5. buradaki naksi evlerinde azinmayacak sayida yabanci ozellikle amerikali kendini arayan genc de bulunur. bunlar bir kac ay burada kalip naksiler tarafindan beslendikten sonra gezmeye devam ederler. tibet'e, hindistana gitmek gitmek default olmustur, yeni bir oryantal arayis midir, yoksa kendilerini bulurlar mi bu gencler orasi bilinmez.
  6. vaktiyle bir kisim anketör kisiler bu cihette, bir tuvalet kagidi markasi için pazar arastirmasi yapiyorlardi. bu malzemeyi kullanip kullanmadiklari soruluyordu mesken sahiplerine, akabinde kullanmiyorlarsa bir adet numune birakiliyordu. en azindan yapilmasi gereken buydu lakin yaklasik 80 kisilik ekibin çogu hastanelik oldu. kalan az bir kismi ise arkasina bakmadan kaçti. öyle güzide bir mekandir bu çarsamba..
  7. yazvuz selim lisesi'nin önünden dönüp karakolun yanından çarşamba'ya girince nedense hep pasaport sorulacakmışım hissine kapılırım. bir keresinde yaşlı bir dede uzun saçlarımı görüp bana aferin aferin uzun saç peygamberimizin sünnetidir sakallarını da uzat tam olsun demişti.

    (bkz: geçmiş zaman olur ki)
  8. birkaç sene önce evlerinin önünde taso oynayan çocukların o taso denen şeyleri "ya allah bismillah" diyerek cihatanlayışıyla ortaya attıklarına şahit olduğum yer.
  9. insanın içinde yürürken kendisini iran(!)a gitmiş gibi de hissedebileceği oysa manzarası, tarihi yapısı pek güzel bir istanbul semti.
    (bkz: fatih)
  10. piyer loti ye gitmek amacı ile taksiye binip sahil yolunun kapalı olması dolayısı ile taksiyle geçmek zorunda kaldığım mahalle. 5 dakikalık bir sürede burada gördüğüm herşey saka gibiydi. öncelikle belirtmek isterim ki burası bir mahalle degil burası türkiye'den bagımsız çarşamba cumhuriyeti yada irana bağlı bir eyalet. yabancı basında görülen ve hadi ordan bi arap ülkesinden çekmişler koymuşlar resimleri, türkiye olamaz burası denebilecek herşey vardı bu mahallede. 12-13 yaşlarında cübbeli erkek çocuklari, evlerinin önünde oynayan kara çarşaflı kız çocukları. cübbesi ve uzun hacı sakalı olmayan erkek görmek imkansızlıgı ve arada nadir de olsa kocasının arkasından yürüyerek sokakları süsleyen penguenler gibi kara çarşaflı kadınlar. inanmak istemedim bunlara, kabus görüyorum diye düşündüm. medeni çağdaş bir türkiye bünyesinde böyle bir yer olamazdı, olmamalıydı. gözlerimi kapadım, rüyada olmak istedim, bunları görmemek için gözlerimi açmak istemedim. açtıgımda ise herşey aynıydı, hemen taksinin yanından geçen daha sakalı çıkmamış bir cübbeli çocuk, her yerde göze çarpan tesettür dükkanları, uzun agarmış sakallar ve siyah renk. mahalleden çıktıgımzda ülkem için üzüldüm, kendim için üzüldüm. üzüldüm çünkü kabullenmek istemediğim, çagdaş bir türkiyede olmaz dediğim herşeyle acı bir şekilde yüzleştim. ülkemizin resimlerinin dışardan görünen yüzünü gördügüm için üzüldüm. sonra tuttum bunları eksi sözlüğe yazdım. yazdım ki insanlar gitsin görsün oraları ya da ülkemizde böyle yerler oldugunu bilsin istedim, atatürk'ün armagan ettiği laik, cağdaş olmaya çalişan türk devletinin degerini anlasın, onu korumak için daha bir özen göstersin istedim.
    edit: kötüleyen arkadaşlara saygı duyarım. ama biraz cesaret gösterip neden kötülediklerini içeren msg la beni bilgilendirselerdi keşke. burda yalan bişey yazmadın. gerçegi böyle kötü butonuna basarak karanlık elleriyle örtebileceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar.

fatih çarşamba hakkında bilgi verin