şükela:  tümü | bugün
  • fatih terim için küçük bir okazyon, fakat ingilizce için... resultanty importanty.
  • seviye acisindan takdir ettigim bir ingilizcedir. lakin terim'in ingilizcesi, metnin icerigi ve mimikleriyle birlesince "komik" oluyor. bu da ingilizce bilmemesinden degil, yabanci bir dile cevrilemeyecek derecede absürd olan aforizmalarindan, konusma metninin iceriginden kaynaklaniyor.

    ben ki 24 yasinda baska bir dil ögrenmek zorunda kalmis bir insan olarak; belirli bir yastan sonra yabanci dil ögrenmenin zorlugunu iyi bilir iken, yasini hesaba kattigimda hayran kalarak seyrettim. seviyesi gayet iyiydi.

    degerlendirme acisindan ele alir iken dikkat edilecek bir kac husus vardir;

    ülkemizde hele ki terim'in okul döneminde ingilizce ögretilmemistir. bir insan isvicre,almanya,finlandiya'da su saatten sonra terim gibi ingilizce konusursa ayiplanabilir. ülke ortalamasinin altinda bir performans göstermis olur vesaire.. hagi icin türkce konusmak ne ise, terim icin ingilizce konusmak da odur. hagi türkce'yi konusurken pazarci sivesi ile ekranlara ciktiginda nasil "tebrik" edildiyse, ayni sekilde terim de tebrik edilecegi yerde asagilaniyor. konu daha cok ingilizcesi degil, aldigi basarisiz sonuclaridir.

    siritan bir yan var, o da ingilizceden kaynaklanmiyor. belki kibiri, ya da türkce konussa da siritacak olan metnin icerigidir. "what can i do" derken ki ruh halidir.

    "what can i do" 'nun türkcesi aynen sudur;(muhtemelen bunu yunanistan karsilasmasi sonrasi da kullanacaktir)

    "ne yapabilirim ki ben ? rakip takimin teknik adami bizim takimi, taktigi her seyi cözmüs, elimi kolumu baglamistir. ben ne yapabilirim? hem rehagel kim ben kim? futbolda bazen boyle teknik adam yenilgileri de oluyor, yapabilecegimiz bir sey yok. aciz kalmadik, aciz birakildik. iyiyim dediysek de o kadar da degil.. wat ken ay du abim.. adam asmis, boyle kiskivrak yakaladi can cekistirdi.. "

    budur aglanacak haline gülünecek olan tema.
  • özgüven, sempati, iletişim kurma becerisi.
  • komik işte.
  • fatih terim italyancasi ndan cok da farki olmayan bir fenomendir.
    gecen mayis ayinda mircea lucescu kendisine soru soran ukraynali gazetecilere soyle buyurmus,

    --- spoiler ---

    trk ukraina, konstantyn frolov: you speak many languages, but still not able to speak russian. why?
    - i have no problems with the russian language. my russian is good enough to be able to communicate with the players. i am trying not to use russian in interviews to avoid misunderstandings. i don't want people to laugh at me. in this respect fatih terim is coming to my mind: when he started to work with the serie a clubs he thought he was obliged to speak italian. he became the laughing stock of the italian television! the same was with giovanni trapattoni in germany. i think it is better for a coach to use the language he is fluent in to convey his thoughts to the players and to the journalists. so, don't bother about my russian.

    --- spoiler ---

    soru soyle, bircok dili konusabiliyorsunuz ama neden hala rusca konusamiyorsunuz?
    yani ozetle diyor ki, topcularla anlasacak kadar ruscam var ama yanlis anlasilmalara mahal vermemek icin rusca demec vermem, milletin bana kaba etleriyle gulmesini de istemem. kaba et demisken aklima fatih terim geldi. kendisi italyaya gittiginde italyanca konusmayani dovuyolar zannetti. italyan televizyonlari kendisiyle ful tosak gectiler. ayni sey giovanni trapattoni nin basina alamanyada geldi. bir hoca icin en guzeli dusuncelerini en iyi anlatabilecegi dili kullanarak konusmasi gasteci ve topcularla. o yuzden bosverin benim ruscami.
  • "more" kelimesinin telafuzundaki mukemmeliyete endekslenmis ingilizcedir.. soyle ki; su bir dakikalik goruntu boyunca kirip dokup ingilizce'ye can cekistiren fatih hocam "more" derken ki "r"yi soyle bir yuvarlayip mukemmele yakin bir ingiliz aksaniyla telafuz etmistir. eee, yigidi oldur, hakkini yeme, ya da sezar'in hakki sezar'a; hah bu daha bir guzel uydu sinyor terim'e.
  • örnek alınası bir ingilizcedir. şöyle ki ben bugüne kadar öyle güzel "more" diyebilen birine rastlamadım.
    amma velakin beni kızdıran tarafı kendini kanıtlamış [kanıtlamamış olsada farketmez] bir teknik direktörün neden ana dilinde bir basın açıklaması yapmayışıdır...üç beş yıl türkiyede teknik direktörlük yapan hocaların hala yanlarındaki çevirmenle dolaştıklarını düşündükçe ve her basın açıklamalarında türkçeyi bilmelerine, anlamalarına, konuşabilmelerine rağmen hala çevirmene eziyet ettirdiklerini düşününce, nedir saygın insanlarımızdaki ingilizce konuşma merakımız anlam veremiyorum....

    yahu kardeşim esprisine sonunda "good night all" dersin, "in the tabele" dersin bi cümle arasında ama sen tutuyorsun basın açıklamasını ingilizce yapıyorsun, ne eziyet ediyorsun kendine...
    türkçe ne güne duruyor, yabancı basından varsa merak eden "fatih terim ne dedi acaba" diye türkçe-ingilizce almanca fransızca italyanca ecnebice çinçe bilen muhabir barındırır zaten bünyesinde,

    vatan millet sakarya diyoruz yardım kampanyaları yapıyoruz sonrada ingilizce açıklamalar yapıyoruz olmadı hocam...
  • ingilizce değildir.bir takım ingilizce kelimelerin neredeyse rastgele arka arkaya söylenmesinden ibarettir.kimse kendisinden ingilizce konuşmasını talep etmediği,ingilizce parçalamasına hiç gerek olmadığı halde sırf artistlik yapacağım diye ingilizce denemeyecak kadar berbat bir ingilizce ile basın açıklaması yapması,bu açıklamayı yapanın psikolojik durumu ile ilgili fikir vermektedir.