şükela:  tümü | bugün
  • sevgili rüştü,

    bugün hürriyet gazetesi’nde engin futbol bilgin ile vizyonun, kıymetli tespit ve yorumlarınla süslediğin köşeni okudum.

    türkiye’nin amiral gemisi olan hürriyet’te köşe sahibi olmanın öncesinde seni yakinen tanıyan, özellikle futbolculuk ve sonrasındaki sürede gelişimini gayet iyi bilen biri olarak günlük hayatında kullandığın kelime sayısından fazlasını yazılarında kullanabiliyor olmana çok sevindim. sanırım bağlı olduğun yöneticilerin de bu akıcılıktan ve zengin ifade biçiminden memnundur.

    sana dair hatıralarımda iyisiyle kötüsüyle, eğrisiyle doğrusuyla, sevabıyla günahıyla ne çok şey olduğunu; bunların bir kısmında sana olan destek ve yardımlarımı, bir kısmında sadece bende kalması gereken anların bulunduğunu söylemeden geçemeyeceğim. kısaca aslında kim ve nasıl biri olduğunu biliyorum.

    bilmediğim ise köşende kimin kalemiyle yazdığın, sana kalemini ve aklını ödünç verenlerle birlikte ne tür beklenti ve menfaatlerinin olduğu ve daha önemlisi kıymet bilmez, vefadan anlamaz bu tavırların aslında içinde hep mi var olduğu yoksa sonradan mı edinildiği.

    belli ki hayat seni yormuş ve yıpratmış rüştü. belki de sevgi ve şefkat ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ortamın da yok. veya bilerek yada bilmeyerek bir yara açıldı sende ve sürekli kanatılıyor.

    üzülme rüştü. bunlar geçici ve telafi edilir şeyler. sen, seni sen yapan değerlerinden vazgeçme. kendinden başka kimseye güvenip yola çıkma, arkanı döndüğünde ne kadar yalnız olduğunu bilmek daha çok koyar adama. sahadaki örnek futbolculuk modelliğini bozma.

    haa bir de herhangi bir şeyi yapmadan önce haddimi aşıyor muyum, aşmıyor muyum diye bir değil 2-3 kez düşün.

    hayat, ektiklerini biçtiriyor. temennim, senin ektiklerinin sana zarar vermemesi ve ben nerede yanlış yaptım dedirtmemesi.

    benden yana endişen olmasın. yazdıklarını ve niyetini ciddiye alacak ve yaygara çıkaracak değilim. sadece hukuki süreci başlatacağım.

    sevgilerimle
  • fatih terim'in adana el satırı ile ince ince kıydığı mektuptur.

    sinsi sinsi laf koymalı, seviyeyi korur gibi yapıp alttan oymalı tartışmaları sevdiğimden çok hoşuma gitti bu mektup. bu huyumu değiştirmem lazım.
  • rüştü'nün günlük hayatında kullandığı kelime sayısını ti'ye alan adamın konuşurken karşısındaki insanı kanser eden biri olması ironik. köşeyi başkalarının yazdığını ima eden bu mektubun da kendisinin elinden çıkmadığı oldukça aşikar, bu da ironinin katmerlisi.
    alttan alta edilen tehditler, seni biliyoruzlar mektubu yazan kişinin terim'i iyi tanıdığının ve işini iyi yaptığının göstergesi.
    yasal yollara başvuracakmış, birini istifaya çağırmak hangi yasada suçtur acep?
  • "günlük hayatında kullandığın kelime sayısından fazlasını yazılarında kullanabiliyor olmana çok sevindim"

    sonrasini okumadigim yazi. ulan rustu'ye bunu diyen fatih terim, su cumlenin gectigi paragrafi kameralar karsisinda hatasiz yazsin, ucuncu koprude "fatih terim'in gotunun giliyim" diye bagirmazsam serefsizim.
  • çakma imparator mektubun sonunda hukuki süreci başlatacağım demiş. oysa ki rüştü'nün yazdığı bahsi geçen yazıyı okudum. tek bir hakaret ya da kaba söz yok. adanalı neyin hukuki sürecini başlatacak anlamadım.
  • nuriş-çakıcı kapışması gibi gider bu mevzu..
    rüştü'nün cevabını merakla bekliyoruz.
  • madem hukuki süreç başlatabilmeyi akıl edebiliyorsun, o zaman kavgaya karışmadan da başlatsaydın dedirten yazıdır.

    beni temsil etmeyen ve başından gitmedikçe tutmayacağım milli takımın baş ahkâm keseninin yazdığı yazıdır aynı zamanda.
  • "... bir kısmında sadece bende kalması gereken anların bulunduğunu söylemeden geçemeyeceğim. kısaca aslında kim ve nasıl biri olduğunu biliyorum."

    demek istediği:
    futbolcuyken sana az yardım etmedim. yaptığın yanlış işleri de unutmadım. benim ağzımı açtırma.

    -----------------------------------------

    "... bilmediğim ise köşende kimin kalemiyle yazdığın, sana kalemini ve aklını ödünç verenlerle birlikte ne tür beklenti ve menfaatlerinin olduğu ..."

    demek istediği:
    birisi beni eleştiriyorsa mutlaka beni sevmeyen birileri onu gazlamıştır ve ona mevki/makam vaat edilmiştir. yoksa bir insanın beni sevmemesi imkansız. imparatorum olm ben.

    -----------------------------------------

    "... hayat, ektiklerini biçtiriyor. temennim, senin ektiklerinin sana zarar vermemesi ve ben nerede yanlış yaptım dedirtmemesi."

    demek istediği:
    ileride federasyon başkanı ya da spor bakanı falan olursam seni barındırmam. ya da en kötü arkası sağlam tanıdıklarıma barındırtmam. bundan sonra ayağını denk alacaksın.
  • fatih terim'in fesleğen gibi oturttuğu mektup. rüştü reçber'e o yazıları kim yazdırıyorsa ona da gitmiştir bu yazı.

    not: beşiktaşlıyım ve fatih terim'i sevmem.
  • "günlük hayatında kullandığın kelime sayısından fazlasını yazılarında kullanabiliyor olmana çok sevindim" kismi ile plazada birbirine laf sokarak kavga eden calisanlari hatirlatip güldürmüs mektuptur.
    (bkz: #69730472) arkadas zaten benim söylemek istedigimi birebir yazmis. rüstü'nün de süper zeka fiskiran akillica beyanatlari aklima gelmiyor maalesef, ama fatih terim gibi saatlerce konusup, iki kelimeyi bir araya getirme yetisinden yoksun birinin rüstü'ye laf etmesi de tuhaf olmus. karakterlerini göz önüne getirince de, kimin kim oldugunu herkes biliyor. rüstü'yü seven de, sevmeyen de efendiligine, saygili üslubuna cok laf etmez herhalde.
    ne tarz, ne kelime dagarcigi olarak bu mektubu fatih terim'in yazmis olma ihtimali bence yok. hatta bu mektubun kizlarindan birinin elinden ciktigini düsündüm kendi adima.
    bir de rüstü ters bir sey söylememis, istifa etmesi gerektigini söylemis yalnizca ki, fatih terim bunda bir suc unsuru görüyorsa, türkiye'de futbolla biraz ilgilenen insanlarin en az %80'ini suclu görüyor demektir.