şükela:  tümü | bugün
  • erdoğan aydın'ın fatih'in 1453 tarihli istanbul fethiyle ilgili olarak öncesi, sonrası, o'su, bu'su derken etraflıca yazmış olduğu ve resmi tarih kitaplarının aksine sürrealist çabalara girişmeden tarihte yaşananları aktardığı belgesel tadındaki kitabıdır.

    tarihsel edit: kronoloji dikkate alınırsa ii. mehmet'in 1453 tarihli konstantinopolis fethi olması daha makbuldür herhal. nitekim fetih sonrasında fatih adını alacak ve fethedilen şehre de çok sonraları resmi olarak istanbul denilecektir.

    not: düzeltme için hıdrellez'e saygılar!
  • fetihi farklı bir bakış açısıyla anlatan kitap. ilk okuduğumda öğretilenin dışına çıktığı için önceleri garibime gitmişti ama şimdi düşününce kıyak kitap diyorum..
  • fatih sultan mehmet'i ve fetihi karalamak ve kötülemek için karalanmış sayfalar bütünü.

    zöge : kitabı baştan sona okudum ve vardığım kanaat bu.hemen ilk sayfalarda belli zaten çamur atmaya başlayacağı.eleştirmek başkadır çamur atmak,kötülemek başkadır.
  • ecdadımızın ne kadar süper olduğunu başka bir kitaptan tekrar tasdik etmek için, millyetçi duygular eşliğinde okunmaya başladığında, bu tarz kitapları eleştirmemiş yahu çamur atmış şeklinde yaftalamak kaçınılmazdır.

    bu zihniyete göre eleştiri ancak;

    - ya atatürk çok içiyordu, yanlış yapıyordu, içmemeliydi.
    - ah şu süleyman hürrem'e bu kadar kaptırmasaydı, yanlış yaptı.

    şeklinde mümkündür.

    çünkü çocuk yaştan beri karadan yürütülen gemilerle, kuşatmanın 50 küsür gün sürmesinin görkemiyle, osmanlının bütün anadoluyu, balkanları, istanbulu alarak oralardaki insanları huzura kavuşturması masallarıyla dolup taşan kişiye hayır kardeşim o öyle değil böyleydi derseniz, o insanın bünyesi bu bilgileri kaldıramaz. hayatı boyunca doğru olarak kabul ettiği ve fikirlerini üzerine inşa ettiği bilgileri söküp atmasını beklemek ütopik olur.

    neden öyle değil de böyle olmasının daha akla yatkın olduğunu kaynakları göstermekle kalmayıp hangi kaynağın kaçıncı dereceden olduğunu, doğruluk olasılıklarının ne kadar olduğunu, üstelik de çok düzgün bir üslupla anlatıyor olmanız önemli değil bu durumda.

    eğitim sistemi elvermediği için okuyan kişinin bilimsel yetkinliği yok. kaynak kullanımı nasıl olur bilmiyor, karşılaştırmalı tarih nedir bilmiyor. daha da önemlisi özgür bir düşünce ortamında büyümediği için, otorite tarafından söylenen şeyleri kesin doğrular olarak kabul ediyor.

    eğer ki açık fikirli bir otamda yetişiyor olsa bir çocuk; ulan o kadar gemiyi nasıl taşımışlar diyerek kafasında bir soru işareti oluşturur.

    onu bile geçtik; yahu o kadar gemiyi tepeleri aşarak taşımak ciddi emek ve güç gerektiriyor, bu kadar manyakça bir şeyi yapabilecek güçleri varsa neden haliç'in önüne çekilen zincirleri ufak bir taarruz ile kesmeyi denememişler. zinciri keserek çok daha fazla gemiyi, çok daha kısa sürede içeri sokar, yine şaşırtırlardı diye sorması gerekir makul seviyede zekası olan, bir insanı geçtim, bir çocuğun.

    neyse efendim, okuyunuz bu kitabı. zaten size önceden de mitolojikmiş gibi gelen bu resmi tarihin en gözde kısımlarından birinin ne kadar saçma sapan bilgilerden oluştuğunun dışında, "fetih"in iç yüzünü ve dinamiklerini de ortaya serip ufkunuzu ikiye katlayacak, yeni sorular sorduracak bir çalışma.
  • erdoğan aydın'ın gayet cesur bir insan olduğunun kanıtı olan , ikinci mehmed ve istanbulun üzerine yazılmış en güzel kitaplardan biri.
  • aynı zamanda mithat cemal kuntay'ın 1953'te son posta gazetesinde tefrika edilen eserinin adıdır. sağlığında kitaplaştırılmayan bu eser, bugünlerde alfa yayınları tarafından kitaplaştırılmış.