şükela:  tümü | bugün
  • çanakkale'de barakasında soğuktan donup ölen yaşlı kadın, konya'da açlıktan ölen bebek ve niceleri bu ülkenin gerçeği iken terörist mi, katil mi, hırsız mı ne olduğu belli olmayan milyonlarca suriyeliye 40 milyar doların üzerinde para harcayıp onlara ücretsiz hastane hizmeti vermek, onlarla maaş bağlamak, onlar için askerimizi savaşa sürüklemek benim zoruma gidiyor. fatih'teki 4 kardeş suriyeli olsa şimdi yaşıyor olabilirlerdi.
  • bu sene hayatta öğrendiğim en büyük ders, karşındakine 'sanki o çok büyük acılar çekiyormuş gibi yaklaş' oldu. insanların dört duvar arasında neler yaşadığını bilmiyoruz malesef. herkesin iyi kötü dertleri var evet ama bazılarının sandığımızdan da büyük. lütfen siz de insanlara böyle yaklaşın, sanki çok büyük acı çekiyorlarmış gibi,anlayışla, sevgiyle.
  • bilen bilir; 7 bucuk yildir losemiyle ugrasiyorum. cekmedigim fiziki aci kalmadi. tarifsiz kemik agrisi da yasadim, canli canli bicak altina da yattim. lakin 1 2 ufak an disinda intihari hic dusunmedim.
    saglikli bir insan neden intihari dusunur? nasil bir cikmazin icine girer?
    anlayamiyorum...
  • onurlarından intihar etmişler.üzgün olmamak elde değil.açlıktan ölmemek için intihar etmişler.soğukta üşümemek için.kimseden borç isteyipte alamamak durumuna düşmemek için.

    bir hayat düşünün babanız sizi küçük yaşta terk ediyor.anneniz kıt kanaat imkanlarla büyütüyor.kardeşlerinizden ikisi hasta diğeri asosyal.anne 80 li yaşlarında ölüyor.doğru dürüst maaş bile alamadan o maaşa da bir arkadaşına kefil oldukları yüzünden haciz geliyor.sonra icralar ve borçlar da birikiyor.ne hayat değil mi?bu insanlar hemen hemen hepsi torunlarına bakacak ve kısmen bizim gibi mutlu olacaklardı.hiçbiri maddi imkan(sızlık)lardan dolayı evlenememiş yuva bile kuramamış.bakkal öyle bir şey almazlardı mecburi gıdalar alırlardı peynir ekmek gibi diye açıklama yapmış.sonra bizde toplum olarak şöyle iyiyiz böyle misafirperveriz bak komşuluk böyle iyi hatta sosyal devletiz deriz.yersen.yiyoruz efendim.bu insanlar cehennemi bu dünyada yaşamışlar umarım huzur içerisinde uyurlar cennete gidene kadar.allah rahmet eylesin.siyasi iradenin bu olaydan ders çıkarmasını beklemiyorum ancak olay trajedide olsa siyasileri bizzat ilgilendiriyor.siyaset siyasiler için bu ülkede insanlar için değil bunu görmüş olduk yine.
    bu insanların cenazeleri bile ortada kalsa şaşırmayacağım artık.bir önemi de yok bence.
  • (bkz: the seventh continent)
    gibi,

    ama daha karamsari cunku gercek.
    daha sarsicisi cunku gercek.
    daha uzucusu cunku gercek.
  • hepimizin ayıbıdır. alnımızda kara bir lekedir. ayrıca alana iyi bir derstir. çevremizden bir haber olmak da suçtur. ihtiyaç sahiplerinin aranması bulunması gerekir ki kuran bu ihtiyaç sahiplerinin hallerini belli etmeyeceğini de söyler. vah vahlar tüh tühler de boşadır. rahmetli yaşar nuri öztürk, sadece 7 ayetlik bir sure için boşuna koca bir kitap yazmamıştır. 107-ma'un:

    1 - dini yalanlayanı gördün mü?

    2 - işte o, öksüzü iter, kakar.

    3 - yoksulu doyurmaya önayak olmaz.

    4 - vay haline o namaz kılanların ki,

    5 - kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler.

    6 - gösteriş yaparlar onlar,

    7 - ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler)
  • önce umut mu ölmüştü acaba... diğerlerine baktı sabır, tükenmek üzereydi, umut da artık yoktu! tutunacak dalı kalmamıştı. daha kötüsü neydi biliyor musun umut? huzur öleli aylar oldu ama yalnız kalmayalım diye ölmemiş gibi yapıyor dedi. sevginin de takati kalmamış aylar önce huzur ile birlikte vermişti son nefesini, o da bekliyordu huzur gibi kardeşlerini. umut ve sabır çok denediler sevgi ve huzuru tekrar yaşatabilmek için ama uğraşları yalnızca daha çok yoruyordu onları. umut tükenmiş, bitmişti. sabır direndi kardeşlerini geri getirebilmek için ama... huzurun hazırladığı sihirli iksirdi içtikleri, siyanür sandı insanlar, ölenleri ise fatih’te 4 kardeş...
  • uzaktaki büyük suçun yakındaki küçük ortaklarıyız.

    ece ayhan
  • demeyeyim, demeyeyim diyorum ama diyeceğim.

    belki de o yaşta bile çalışmak zorunda olan bir yaşlıyı yoğun saatlerde otobüste biniyor diye yargılayıp yer vermemek için her şeyi yapanlar, yemeği iki dakika gecikti diye kıyamet koparıp zor şartlarda çalışan kuryenin hızına eksiyi basanlar, aylan bebeğin ölümüne kahrolup her gün suriyelilerin gitmesi için naralar atanlar gelmişler de bu olaydan duyduğu üzüntüyü, boğazlarının düğümlenişini, kalplerine kanca saplanışını falan anlatıyorlar. bu insanlardan bir tanesini günlük hayatta görse "aaa hayvanları çok seviyor, insanlardan nefret ediyor, sorunlu galiba. ne iş yaptığı da belli değil zaten." diye içinden hiç geçirmeyeceğini(!) düşünen kişiler nasıl da duygulanıyorlar burada. bilmesem inanacağım.

    bu haberden sonra sanki sokağa çıkıp yoksul insan arayacakmış gibi hava yaratmanızdan, bu pişmanlığınızı hayat panonuzun en tepesine sabitleyip sürdürecekmiş gibi davranmanızdan öylesine tiksiniyorum ki! tarif edemem bu duyguyu.

    şu insanlardan birisi ölmeden önce size gelse "bakın artık intihara karar verdik biz. bir de son kez senden yardım isteyelim dedik. bize yardım eder misin?" dese hanginiz edecekti? hanginiz sorgusuzca elini uzatacaktı? çok yüksek ihtimalle hiçbiriniz etmeyecekti çünkü hemen hemen hepimiz, ihtiyacı olmadığı halde bin türlü yalan söyleyerek ve dilenci değilmiş gibi davranan dilenciler tarafından kandırıldık/kandırılmaya tanık olduk ve kimseye yardım etmeye elimiz varmıyor. ama bundan bahsetmeyip "vah vah, keşke yapabileceğim bir şey olsaydı mutlaka ederdim." diyebilmenize hayretler ediyorum.

    hayır kardeşim, vicdan mastürbasyonu yapıyorsun. elindeki en ucuzu 3 bin tl'lik akıllı telefonun ekranına baka baka yolda yürüyeceksin. seni ilgilendiren bir durum olduğunda yine o telefonda bir şeye bakıyormuş gibi yapıp işin içinden çıkacaksın. hiçbir vasfı olmayan bir instagram fenomenini beğenip milyonlar kazandıracaksın. kimse umrunda olmayacak. "mahallede falanca kişi vardı yoksa o da mı bunların durumunda?" demeyeceksin. yeterli üzüntüden sonra vicdanın rahatlamış şekilde oyununu oynayacak "ben mi ilgileneceğim, ben ne yapabilirim ki?" diyerek başının çaresine bakacaksın. kaç yüz tane örnek yaşandı, ne yapabildik? ne yaptık? üzüldük, geçti. üzüldük, geçti...

    bu olay bir ilk değil ve acı ki son da değil. artık bir yakınlığımız yok insanlarla. herkes bireyselleşti. aç mı tok mu ilgilenmiyoruz, ilgilenmek de istemiyoruz.

    tanım: ne diyeceğimi bilemediğim aile. o kadar bilemiyorum ki, "kahrolsun yoksulluk, bahtsızlık, insanlık" lafları iç soğutmuyor. lanet olsun insanlığa diyorum sadece.