şükela:  tümü | bugün soru sor
  • istanbul devlet tiyatrosunun 6 martta küçük sahnede prömiyer yapacak olan yeni oyunu. gösterim tarihleri 6-7-8-9-10 ve 11 mart.

    yazan : ali kemal güven
    yöneten : serkan salihoğlu
    oyuncular: özlem güveli , can şıkyıldız

    "şöhretli bir hollywood yıldızı olan fatima'nın eşyaları müzayedeye çıkarılmıştır. her bir eşya, onun önemli bir anısına tekabül etmektedir. kronolojik olmayan bu öyküde, fatima'nın kaba ve acımasız bir baba yüzünden intihar eden erkek kardeşini, türkiye'deki evinden kaçıp amerika'da aşık olmasını ve kaybedişini, şöhret basamaklarını tırmanmasını, piyasanın acımasız prodüktörlerinden birisi haline gelmesini, oğlunun yarattığı hayal kırıklığını ve yaşlanmaya başlamasını sinematografik bir kurguyla anlatır. aslında pırıltılar içinde görünen o şöhretin ardında saklanan acılar ve kayıplarla örülmüş bir kadının yaşamıdır anlatılan."

    şimdiden iyi seyiler
  • dot oyunlarındaki yönetmenliğini beğendiğim serkan salihoğlu'nun devlet tiyatrosu için oyun yönetmesine pek sevindim. umarım ali kemal güven'in metni hayal kırıklığı yaratmaz. prömiyeri 6 mart 2018 tarihinde küçük sahnede gerçekleşecek olan oyunun diğer gösterim tarihleri ise 7-8-9-10-11-13-14-15-16-17 ve 18 mart olarak belirlenmiş. keyifli seyirler!
  • izlenirken neresi flashback, neresi flashforward, hangisi güncel zaman patikası gibi sorulara yol açan oyun. sanırsın tarantino yazmış yönetmiş. özetle güzel oyundur, pişman olmazsınız, oyunculuklar güzel, duygular iyi yansıtılmış.

    ayrıca oyunu dt küçük sahnede izledik. google maps'e göre kapalı durumda, lakin henüz kapalı değil. birinin google maps'e henüz kapanmadığını bildirmesi gerekir sanırsam.
  • hikayesine bakmadan önce 'yedi kocalı hürmüz' benzeri bir oyun izleyeceğimi düşünmüştüm. devlet ve şehir tiyatrolarından bilet alırken hangi oyuna güzel bir açıdan yer bulursam alıyorum, amacım sezondaki bütün oyunları izleyebilmek çünkü. ki ikisinde de oyunculukların iyi olmadığı oyun çok nadir oluyor. hikayenin sarmadığı zamanlar olabiliyor yalnız. bu durumlarda da canlı izleme fikri her şeyin önüne geçiyor kafamda.

    --- spoiler ---

    fatima'nın erkekleri annelerini küçük yaşta kaybeden iki kardeşten erkek olanın babasının baskılarından dolayı intihar etmesi ve buna dayanamayan ablanın gemiyle amerika'ya kaçması üzerine bir oyun.

    amerika'da bir akrabasının oğluyla formalite evlilik yapıyor, aşık oluyor, yönetmen olmak için adeta sürünüyor ve bir gün zar zor birleştirebildiği görüntülerden oluşan filmiyle birilerinin dikkatini çekebiliyor.

    ''türkiye'de fatma olan ismine bir 'i' harfi ekleyerek yeni biri oluyor'' hayatı değişiyor.

    biz bunları ünlü yönetmen fatima'nın kişisel eşyalarından oluşan müzayedenin açılışıyla öğreniyoruz. fatima çıkıyor sahneye ve müzayededeki her bir parçanın hikayesini anımsıyor tek tek... biz de başından geçenleri görmüş oluyoruz.

    fatima'nın erkekleri derken; babası, kardeşi, sevgilisi, yakın erkek arkadaşı, eşi, doğduktan sonra ölen oğlu, birçok düşükten sonra doğmayı başarabilen tek oğlu aslan ve yönetmen olma serüveninde destek ya da köstek olan erkekler kastediliyor.

    --- spoiler ---

    küçük bir çiftlikte büyüyen ürkek bir kadının dönüşümünü çok iyi anlatmıştı hikaye. klişelerden ziyade canlı tutan diyaloglar vardı. iki kişinin bütün rolleri oynamasını da sevdim. özlem güveli çok iyiydi. daha önce canlı izlememiştim ama televizyonda gördüğümüz bir yüz. burnu estetikli olsa da iyi oyuncu. operasyon mimiklerini etkilememiş.

    can şıkyıldız kardeş, baba, sevgili vs herkesi oynayarak göz doldurdu. onu da takdir ediyorum.
  • geçtiğimiz hafta sonunda taksim küçük sahne'de izlediğim, devlet tiyatroları'nın bu sezonki yeni oyunlarından biri.

    oyunda, şöhretli bir hollywood yıldızı olan fatima'nın başından geçen ve onu derinden sarsan olaylar karışık bir olay örgüsü içinde anlatılmaktadır. fatima'nın hayatında çok önemli yer kaplayan eşyaları onun isteği ile müzayedeye çıkarılır. her bir eşya, onun önemli bir anısına tekabül etmektedir. kronolojik olmayan bu öyküde, fatima'nın kaba ve acımasız bir baba yüzünden intihar eden erkek kardeşini, türkiye'deki evinden kaçıp amerika'da aşık olmasını ve kaybedişini, şöhret basamaklarını tırmanmasını, piyasanın acımasız prodüktörlerinden birisi haline gelmesini, oğlunun yarattığı hayal kırıklığını ve yaşlanmaya başlamasını sinematografik bir kurguyla anlatır. aslında pırıltılar içinde görünen o şöhretin ardında saklanan acılar ve kayıplarla örülmüş bir kadının yaşamıdır anlatılan.

    oyun yapısı itibari ile biyografik tarzda bir oyun fakat geçmişte yaşanan olayları belirli bir olay örgüsü içinde izletmiyor oyun bize. olayların müzayedede satılan her bir eşyadan esinlenerek anlatılması fikri iyi düşünülmüş ve uygulanmış. iki oyuncunun da sadece kendi rollerini değil kendi dışındakilerin rollerini de oynamaları başarılıydı fakat ben bu durumdan çok hoşnut kalmadım açıkçası. oyuncular sadece kendi rollerini oynasaydı, diğer yer alan roller de başka yan oyuncular tarafından oynansa veya bir dış ses yardımı ile sahnelenseydi belki daha iyi olabilirdi. oyunda en dikkat çekici dekor ise tavandan aşağıya doğru inen ve tüm sahneyi kaplayan ışıklardı. bu ışıklar bir yandan fatima'nın en güzel günlerini yaşadığı zamanı yansıtıyordu, bir yandan da tüm o şan ve şöhretin içinde fatima'nın en zor günlerini geçirdiği o zorlu sürecin etrafını kaplayarak fatima'yı acısı ile baş başa bırakıyordu. konuyu fazla uzatmadan farklı bir tarz ile sunması ve oyuncuların başarılı performansı için izlenilesi bir oyun ''fatima'nın erkekleri''.
  • istanbul devlet tiyatrosunun bu sezon gösterime giren, küçük sahne'de izlediğim oyunu. sahne tasarımı oldukça eğlenceliydi, keşke orada olsaydım dedim. genel olarak hüzünlü bir hikaye ancak sürükleyici ve izleyici konsantrasyonunun dağılmasına müsade etmeyen bir oyundu. bunda başta özlem güveli olmak üzere oyunculukların büyük etkisi var. izleyiniz.
  • istanbul devlet tiyatrosu’nun tek perde ve 70 dakikalık taze oyunu.

    küçük bir kasabada, bir çiftlikte, hiç görmediği annesinin anısı ve babasının baskısıyla büyüyen fatma’nın (daha sonra fatima) yaşadığı büyük travma sonrası gemiyle amerika’ya kaçarak hollywood’ta zirveye tırmanışını ve gerisini anlatan kendi halinde bir oyun.

    fatima’nın çok güzel ifade ettiği gibi “insan sıralı yaşıyor da anlatması dağınık.” müzayedeye çıkmış eşyaları/anıları arasında savrulurken hem şansına hem şanssızlığına tanık oluyorsunuz. hayatının çeşitli dönemlerinden sırasız olarak kabuslar, çılgın partiler, hayaller ülkesinde var olma çabaları, erkekler ve bunların arkasındaki mutluluklar, dramlar, yıkımlar hızlı geçişlerle sahneye dökülüyor. hayatına çok iyi insanlar girmiş ama çok erken kaybetmiş. bu kayıplardan bizi en çok yakanı da ateş oldu. nasıl güzel bir kardeştir o öyle.

    ışıltılı dekor yer yer kör etse de ışık yönetimiyle birlikte hoş bir atmosfer yaratmış. o parlaklığın gerisindeki karanlık dokunaklı.

    özlem güveli ve can şıkyıldız iyi bir uyum yakalamışlar. fakat bir tık aşağıdan gitmelerinde fayda var. misal oyun biraz daha uzun olsaydı gerçekten yorucu olacaktı. tamam fatima coşkulu bir karakter ama çocuk, genç kız ve hollywood’un köpekbalığı olmuş fatima’yı ayırt etmek biraz güç. oysa ki geçmişiyle yüzleşebilmiş dingin fatima’yı kolaylıkla ayırt ettik. zaman karmaşasından çok bu kafa karıştırıyor bence. ek olarak ajda pekkan’ın seninleyim’i oyuna çok yakışmış.
  • ben oyunun fragman fragman (parçalar halinde) gitmesinden şikayetçi değilim, aksine bir karışıklık da yaşamadım. oyunun aşırı derinlikli/tekniğe boğulmuş olduğunu da söyleyemem zaten, daha çok duygulara hitap etme durumu mevcut. güzel noktalara değiniyor yine de. belki binlerce devlet tiyatrosu seyircisinin daha önce kendini koymadığı bir yere, birilerinin yerine koymasını sağlıyor. ve özlem güveli ve can şıkyıldız sahneyi süsleyen binlerce ışığın arasında parıl parıl parlıyorlar.
  • oyunu bu akşam izleme şansı buldum ve bu sezonun açılışını tiyatro adına yaptım. oyunun başlarında acabalar yaşamış olsam da, ilerleyen dakikalarda fatima adına yer yer üzüldüğümü, sevindiğimi, burulduğumu hissettim.

    senaryo ve oyuncular hikayenin içine çekti. dekor ise sanki başka bir şey olsa böyle etkilemezmiş diye düşündürdü.
    --- spoiler ---
    ışıl ışıl bir hayat içinde derin yaralar... hayatından çıkan tüm erkeklerden, en sevdiklerininden geriye kalan bir kadın.

    ajda pekkan’ın seninleyim şarkısı ile de tam zamanında 12’den vurmuştur. (son yarım saattir evde kendimi kaybedercesine dinlememe sebep olmuştur. buradan yetkililere sesleniyorum. romantikleri bu kadar da yormayın :))
    --- spoiler ---
  • öncelikle kronolojik sırada olmaması seyirciyi oyunda tutuyor. çünkü o kadar belirsiz geçişler var ki izlemeyi kestiğin an her şey daha da karışacak zannediyor insan.
    senaryo kronolojik sıraya uygun olsaydı ne olurdu diye düşündüm. bu durumda da oyun çok basit ve anlamsız bir hikaye gibi duruyor.

    iyi mi kötü mü olduğunu cevaplayamadığım bir oyun kısacası. fakat bir arkadaşıma kolay kolay tavsiye edeceğimi düşünmüyorum.