şükela:  tümü | bugün
  • donanma davasında nazım hikmet kemal tahir emine alev şamilof ve hikmet kıvılcımlı ile birlikte komünizm yolu ile ile askeri isyana teşvik suçundan yargılanıp hüküm giyen fikir kadını.
    kemal tahir'in söz konusu olan davada 15 yıl hapis cezası almasına neden olan savcı iddiasının sadece o günlerde kitapçılarda satışı serbest olan sabahattin ali kitaplarından bazılarını gedikli başçavuş olan kardeşi ve onun iki arkadaşına verip "okuyun çalışın" demesinden ibaret olduğunu düşünürsek -ki bu suçlamalar bile tahir'in kardeşi ve arkadaşlarının tanıklığı ile reddedilmişti.- davanın da ne kadar siyasi olduğu anlaşılır...
    fatma nudiye yalçı hakkında günümüze ulaşabilmiş tüm bilgilerin toplandığı internet sitesi:http://www.fatmanudiye.com/index.asp
    ayrıca donanma davası ile ilgili olarak yararlı bir başvuru kaynağı: sintinenin dibinde
  • hikmet kıvılcımlı 'ya ait olduğu sanılan sosyete ve teknik isimli kitabın yazarıdır. giriş yazısında hikmet kıvılcımlı için " boş saatlerini değil, inkılâba bütün bir ömrünü vermiş" ifadesini kullanmıştır.

    tiyatro sanatçısı beklan algan'ın teyzesidir.
  • 1904 doğumlu türk komünisti.

    kızkardeşi emine hadiye, tiyatro oyuncusu beklan algan'ın annesidir.

    notre dame ve istanbul üniversitesi felsefe bölümü mezunu. resimli ay'da yazarken nizamettin nazif tepedelenlioğlu ile evlendi. (nudiye nizamettin adıyla bir oyunu var.) 1933'te boşandılar. kerim sadi'nin evinde tanıştığı hikmet kıvılcımlı ile hayatının sonuna kadar beraberdir. marx ve engels'ten çevirileri vardır. 1938'deki donanma davasında 10 yıla mahkûm olur, 47'de serbest kalır. 1954'te kıvılcımlı ile evlenirler. kurdukları vatan partisi 57 seçimlerine katılır. eyüp konuşması nedeniyle partiye kapatma davası açılır, kıvılcımlı tutuklanınca başkan olmasını önerenler olsa da kerim korcan ekibi (kadın olduğu için) istemez ve partiden ihraç edilir. bu dava yüzünden 1959'a kadar tutuklu kalsa da 61'de dava beraatle sonuçlanır.

    1965'te guatr tedavisi için gittiği yurt dışında 1969'daki ölümüne kadar yaşar.
  • türkiye'nin ilk kadın oyun yazarı.
  • türkiye'nin ilk kadın oyun yazarı olan fatma nudiye yalçı'nın yaşamı ve mücadelesi, kendisi gibi oyun yazarı olan bilgesu erenus tarafından yaftalı tabut ismiyle bir tiyatro oyununa konu oldu.

    bilgesu erenus, "beyoğlu 1931" adlı oyunun yazarı da olan ve tiyatro tarihçilerince bu coğrafyada yetişen repertuara alınacak değerde oyun vermiş "ilk kadın oyun yazarı" olarak kabul edilen fatma nudiye yalçı’nın (istanbul, 1904- varna, 1969) yaşam öyküsünden hareket ederek yazdığı "yaftalı tabut" adlı tiyatro oyunuyla birlikte ilgililere sunduğu dilekçesinde şu görüşlere yer vermişti:

    "ülkemizin ilk kadın oyun yazarı fatma nudiye yalçı’nın yaşam öyküsünden yola çıkarak yazdığım "yaftalı tabut" adlı oyunumu sekiz kopya halinde edebi kurulunuzun değerlendirmesine, 8 mart dünya emekçi kadınlar günü’nde sunarken; “sahnelenebilir” kararına karşılık ilk kadın oyun yazarımızın yazdığı "beyoğlu 1931"adlı oyunun darülbedayi’de oynanacakken oynanmayıp; el yazması halinde, devlet tiyatroları (dt)’nin "atılacak kitaplar çöplüğü"nde bulunduğunu anımsatmayı da hüzünlü bir görev sayıyorum..."

    “ülkemizin ilk kadın oyun yazarı fatma nudiye yalçı’nın hayat öyküsünden yola çıkarak yazdığım ‘yaftalı tabut’ adlı oyunumu 8 mart dünya emekçi kadınlar günü’nde sundum.

    bu oyun hakkı yenmiş, yanlış anlaşılmış meslektaşlarıma yönelik bir vefa borcu olarak duyurmaya çalıştığım, halide edip adıvar (halide), lillian hellman (güneyli bayan), virginnia woolf (kırmızı karaağaç), tevfik fikret (fikret) gibi; ilk türkiyeli oyun yazarı kadın fatma nudiye yalçı’yı da kucaklamak üzere, 2006 yılında ‘kelepçesiz mahkum’ adıyla senaryolaştırdığım, ancak çekimi gerçekleşemeyen, belki de hiç gerçekleşemeyecek olan metnimden yararlanarak sahneye önerildi. aldığım tebligattan öğrendiğime göre, oyunum şehir tiyatroları repertuarına alınmış. oynanır mı? beni ilgilendirmiyor"

    kadın emeğinin görmezden gelindiği ülkemizde fatma nudiye yalçı bize bu emeğin görmezden gelinemeyeceğini söylemektedir.”

    erenus'un; "yaftalı tabut" adlı oyunu ile ilgili olarak yazdığı "birkaç not" başlıklı sunuda şu görüşlere yer verildi: "...yaftalı tabut, biçem olarak, oyun içinde oyunlarla geliştiği için www.bossahne.com’dan sonra yazdığım ikinci kent seyirlik oyun diye tanımlanabilir. kendi tabutunu taşımak üzere hayatının yedi dönemiyle sahneye çıkan fatma nudiye yalçı’nın bu dönemleri, tamamlayamadığı 1964-1969 yılları dışında klasik on yıllık kuşak farkları gözetilerek belirlenmiştir. fatma nudiye yalçı’nın taşıdığı tabutundan çıkacak olan yedi yafta; fatma nudiyelerin sırtına yapıştırılırken, aynı zamanda da oyunun bölümlerini tanımlar.
    » yafta: şeytan!
    » yafta: kötü bir şeytan
    » yafta: komünizan eğilim
    » yafta: kelepçesiz mahkum
    » yafta: ameleden adamları mevkii iktidara getirme çabası
    » yafta: gönülsüz sürgün
    » yafta: bana aşıktı zavallı

    'kelepçesiz mahkum' adlı senaryomun izlek bölümünde şunlar yazılıydı: “adı neredeyse unutulmuş, aktivist-kuramcı yazar, marksist, (dr. hikmet kıvılcımlı’nın) vatan partisi merkez yürütme kurulu üyesi, haysiyet divanı başkanı fatma nudiye yalçı’nın bulgaristan’daki mezarlığından kemikleri türkiye’ye getirilmiştir. yeğenleri, gizemli bir gömü töreninin ardından, bugüne dek ihmal ettikleri bir şeyi yaparak, teyzelerinin izini sürercesine, doğum ve ölüm yılları olan 1904’ten 1969’a geçen altmış beş yılı, onun yaşadığı mekanlarda, bilebildikleri kadar anar, tartışır ve yorumlarlar.

    yeniden mezarlığa gelen yeğenler, onu kendi mezarının önünde uslu gülümseyişiyle bulurlar. üzerinde gelinliği vardır; en genç, en görkemli dönemindedir ve geleceğe dönük umut ve inadından hiçbir şey yitirmemiştir.” fatma nudiye yalçı’ nın özgeçmişini oyunlaştırırken, senaryoya oranla çok daha zoru seçtim. fatma nudiye’nin tabutunu kendisine taşıtıyorum. yaftalı tabut’a açılış müziği olarak ise, ölürken günah çıkarmadığı için gömülecek toprak bulmakta zorlanan paganini’nin müziği önerilmekte... oyunlaştırma çabasına giriştiğim geçen yılın bahar aylarından bugüne dek neden uzadığına dair bir not düşmek gerekirse: izleyicilerinden başka hiçbir kurum ve kuruluşa yaslanmadan tiyatro çalışmalarını sürdüren bulancak halk tiyatrosu, otuzuncu yıl dönümlerinde beni onur üyesi olarak adlamışlardı.

    misafir’in ve dokumacılar’ın sahneleyicileriydiler; gitmezlik edemezdim. çalışmalarıma ara verdiğimde tekrar onlara dönebilmem güç olsa da ölümünün 16. yılında sevgili mürsel gülmez’i de selamlama adına düzenlenen bu günlerde, karadeniz’de charlie chaplin’le birlikte sokaklarda yürümek iyi gelmişti. masamdaki çalışmama dönmek için yine de çok zorlandım sayılmaz, hedefim yarıda bıraktığım oyunu dünya kadınlar günü’nde bitirmekti, gerçekleşti. oyunlarımın yazıldığı yıllardan 5-10 yıl sonra oynanmasına bir ölçüde alıştırıldım. oynanıp oynanmaması beni ilgilendirmiyor dememe karşın, yaftalı tabut da böylesi bir ihtimalle karşılaşırsa, yönetmeninden dileğim; yoğunluğunu yalınlığına borçlu olan bu metnin sonuna dek korunmasıdır. yaftalı tabut, sözü tükenmiş yabancı tiyatroların, tekniğe sığınan sahnelemelerine uygun değildir; tam tersi, kendi geleneksel tiyatromuzun yoktan var etme yöntemiyle kurgulanmıştır ve kent seyirlik oyun tanımımı da bu nedenle hak ediyor.”

    kaynak: https://www.artigercek.com/…u-sehir-tiyatrolari-nda