şükela:  tümü | bugün soru sor
  • brezilya gezim ve incelemelerim sonucu ortaya attığım psikiyatrik sendrom.

    öncelikle favela ne demek onu bilelim. favela brezilya'nın gettolarına verilen isim. rio de jenerio, sao paulo, salvador, recife ve olinda şehirlerinde bulunmakta. brezilya nüfusunun yaklaşık %6'sı bu favelalarda yaşıyor. favelalardaki hayat çok vahim boyutlarda. daracık sokaklar, teneke evler, sokaklarda lağımların akması, uyuşturucu kullanımının %80'lere varması, erkeklerin çeteler tarafından sokak ortasında kalaşnikoflarla öldürülmesi, uyuşturucu çetelerinin bütün sokaklara hakim olduğu yerleşim yeri.

    şöyle bir video var. bu video favelayı çok güzel anlatmakta.

    https://www.youtube.com/watch?v=mvrqzozfckg

    https://www.youtube.com/watch?v=ms_pjwaqzye

    https://www.youtube.com/watch?v=8xzvggjcjb4

    favelada yaşayan insanlar fakirliği, açlığı, sefaleti en diplerde yaşayan insanlar. eğitim oranı çok düşük. nüfus artış hızı ise çok fazla. gayrimeşru ya da babası ölen ya da hapiste olan binlerce çocuk var. bu çocuklar ileride uyuşturucu çetelerinin eline çok kolay düşebiliyorlar.

    peki nedir favela sendromu?

    dediğim gibi favelalarda yaşayan insanlar fakirliği ve sefaleti en diplerde yaşayan insanlar. bizim gibi ülkelerde insanlar fakir dahi olsalar aslında bir umutla yaşıyorlar. kendileri okumasa bile çocuklarını okutma gayreti içindeler. bir ev almak, daha iyi bir evde oturmak ya da daha iyi bir yaşam şartlarına ulaşmak gibi bir umutları.

    favelalarda yaşayan insanlarda bu umudu bile göremiyorsunuz. favelada doğan bir çocuk hayatına bu sefaletle başlıyor. etrafındaki bütün insanlar sefalet içinde yaşamaktalar ve en önemlisi bu sefaletten kurtulmak için bir umutları yok. çok güzel bir deyim vardır "elle gelen düğün bayram" diye. aslında bu deyim favelayı çok güzel özetliyor. herkes fakir ve herkes sefalet içinde ve bu sefaletten kurtulmak için umut yok.

    bu umudun olmaması bir anlamda favelada yaşayan insanları depresyondan korumakta. normal şartlar altında öğrenilmiş çaresizlik yaşayan insanlarda depresyon çok daha fazla görülürken bu insanlarda depresyon daha az görülüyor. yaşadıkları hayatı öyle bir kanıksamış vaziyetteler ki depresyon yaşamak için sebepleri yok. etraflarına bakıyorlar herkes aynı. kimse kimseden üstün değil.

    peki madem bu insanlar umut yok ne var?

    umudun görülme ihtimali var. yani bir anlamda meta kognitif bir düşünce bu. umut yok ama umudun ortaya çıkma ihtimali var. bu insanlar sadece bu görülmesi muhtemel umut için yaşıyorlar. elbet bir gün kendileri için bir kurtuluş umudunun olacağını var saymaktalar. bakın umut içinde yaşıyorlar demiyorum. umudun görülebilme ihtimali içinde yaşamaktalar.

    favelada yaşayan bir çocuk için düşünelim. normalde bu çocuk için faveladan kurtulma ümidi yok. peki ne var?

    o çocuğun bir gün bir kulüp tarafından keşfedilip futbolca olma umudunun olması var. yani bir kulüp tarafından keşfedilse bile iyi bir futbolcu olmayabilir. onlar sadece onların birinin keşfedip başarılı olma şansını beklemekteler.

    ülkemizde fakir bir genç okuyup iyi bir yerlere gelme umudu vardır. faveladakiler ise okumak için bile birilerinin onlara destek olması şart. yani her okuyan başarılı olamadığı gibi, faveladaki çocukların başarılı olma şansını elde etme şansını beklemeleri diye de adlandırabiliriz.

    sistemleri oturmuş, dürüst politikacılar tarafından yönetilen, yargısının bağımsız olduğu ülkelerde favela gibi yerlerde yaşayanların başarılı olma şası maalesef hiç yok çünkü o sistemler torpil ya da adamcılık üzerine değil liyakat üzerine gelişen sistemler. zaten liyakat alacak eğitimi, kültürü ya da görgüyü almayan favelalanın bu sistemde keşfedilme ve sistemde büyüme şansı yok.

    bu tür kişiler sistemlerin adil olmadığı, adamcılığın ve torpilin yüksek olduğu ülkelerde bir yere gelebilir. yani o umudu beklerken, beklediği umut aslında torpil. kendisinin liyakatsız olduğunu bildiğinden sadece birilerinin kendisini keşfetme ve liyakatsız bir biçimde bir yerlere getirme umudunu beklemekteler.

    ülkemizdeki durum da aynı. her seçim sonrası cahil!! halk kitlelerine "celladına aşık olma " diye adlandırılan stockholm sendromu tanısı konsa da asıl konması gereken tanı favela sendromudur.

    etrafınızda görüyorsunuzdur iktidarın yaptığı onlarca haksız ve liyakatsız atamayı. tübitak'a hayvanat bahçesinde çalışanın atanması, akp ilçe başkanının oğlunun devlet memuru olduğu, bilmem kimin yeğeninin daire başkanı olduğu gibi atalamalar.

    haksızlıkları görüyorsunuz, yolsuzlukları görüyorsunuz ve bu haksızlıklara ses çıkarmayan halka hep bir ağızdan "cahil, kör menfaatçi" gibi yakıştırmalar yapıyoruz.

    kimsenin kör olduğu falan yok. bu insanlar tamamen favela sendromu içinde yaşamaktalar. zaten kendilerinin eğitimsiz olduğunun liyakatsız olduğunun farkındalar. sadece bir umut bekliyorlar. kendileri de aynı şekilde "bir yere atanır mıyım, ihale alabilir miyim, bu sefaletten kurtulabilir miyim" derdindeler.

    eğer dürüst idarecileri politikacılar ya da yargı olsa bu insanlara böyle bir umut verilmemiş olacaktı.

    aslında bu politikalar bilinçli politikalardır. bakın size bir yerlere gelme umudu veriyorum. siz de bir gün bu liyakatsız ve cahil halinizle x kişisi gibi olabilirsinizin ilanıdır.

    ya da sizde bir ihale alarak zengin olabilir ve sefaletten kurtulabilirsinizin ilanıdır.

    biliyorsunuz amerikada ki evsizler kendilerini daha milyoner olamamış kişiler olarak tanımlarlar. onlarda sistem daha adil olduğundan dolayı o kişiler umudunu sadece piyangoya bağlıyorlar. bizim gibi adil olmayan ülkelerde "bakın bizden olursanız siz de bu liyakatsiz halinizle bir yere gelebilirsiniz" imacı pompalanıyor.

    düşünün çukurun içindesiniz. daha da dibe inme ihtimaliniz yok. depresyona girer misiniz?

    peki yukarıdan biri size dese ki "biraz bekle sana bir merdiven göndereceğim" yani çukurdan çıkma umudu gösterse o kişiye sıkı sıkıya sarılırsınız. o merdiven size gelse de gelmese de.

    o yüzden toplumuzdaki en büyük sorun stockholm sendromu değil favela sendromudur. muhalefet partileri bu gerçeği göz önüne almadığı sürece başarılı olma ihtimali de yoktur.

    edit: youtube linkleri düzeltildi.
  • saçmalık, milyonlarca kişiden bahsediyorsun. bu sen ve sana benzeyenlerin anlayamadığı durumu anlamak için sarfettikleri çabanın sonucu olan bir tespit ama doğru değil. biraz daha uğraşın belki neden iktidarın bu kadar oy aldığını anlarsınız.
  • türk insanını dört dörtlük anlatan sendrom.
  • aslında çok daha diplere kök salmış bir mevzudur.

    orta sınıfın yükselişi, modernite ve zirvesini endüstri devrimi ile yaşadığı, self-made man yalanlarıyla dolu bildungsroman'larla iyice dimağlara işlenip jenerasyondan jenerasyona aktarılan, ford ve t modeli ile iyice somutlaşan bir gidişatın sonuçlarından biridir.
  • ''o , bu , şu çatır çatır benim , senin , onun malını çalıyor , çırpıyor ; sığır sürüsünden biri de çıkıp demiyor ki -aga burda neler oluyor?- ; demiyor çünkü elinde bir imkan olsa ilk iş bu sığır sürüsü de senin , benim cebime elini bileğine kadar sokacak , hırsızlık yapacak. e haliyle eline fırsatı geçirip soyup soğana çevirene de bir gün çalma sırası kendine gelene kadar hayranlık besliyor , gık demiyor '' şeklindeki kahvaltı masası tespitimizin ad konulmuş halidir.
    (bkz: sevim koş tespitimize isim koymuşlar)
  • akp'nin 9 milyon üye sayısını da bir yerde açıklayan sendrom.

    adamlar bir umudun ihtimali için partiye delicesine bağlı.
  • bedeni ve zihni uyuşmuş bir toplumun bağımlısı olduğu her türlü şey ruhu uyuşturulmuş bir toplumun içinde bulunduğu durum kadar vahim olamaz.ve bu vahim durumu hiçbir ifade " favela sendromu" kadar güzel açıklayamaz.helal
  • bir şey iddia etmeden önce google'da araştırma yapan yazarın açıkladığı sendromdur.

    favela sendromu adı altında bir sendromun tanımlandığının farkındayım ak göt yalayıcı. bu o kelimenin asla kullanılamayacağı anlamına gelmiyor. bir yerleşim birimi hakkında onlarca şey iddia edebilirsin. binaların yapısından tut içinde yaşayan insanların sosyolojik çözümlemelerine, futbol ve sanattaki başarı ya da başarısızlığına kadar yüzlerce konu bulabilir ve favela sendromu diyebilirsin.

    ha bu sendromun türkiye'de olmadığı gerçeğini de değiştirmez.

    çukurun dibinden bize de ekmek atarlar diye bekleyen ak itler de bunu anlasın.

    (bkz: de siktir git başka yerde havla)
  • favela'da uyuşturucu çetelerinden yazımda bahsettim. uyuşturucu çetesinin lideri olabilmek, onu da geçtim uyuşturucu çetesine girebilmek bile favelada yaşayan bir insan için bile bir umuttur.

    #46137930 bakın adam entryde yazmış. flamengo takımının nasıl favelalardan beslendiğinden bahsetmiş.

    uyuşturucu çetelerinin çatışmalarının ortasında kalıp ölmek başka şey, birebir çete üyesi olup ölmek başka şey. emin olun ilk ihtimal daha fazla favelalarda.

    türk insanının yalakalığı konusuna ise tamamen katılıyorum yalnız eğer türkiyede de aynı favela yaşantıları olsaydı aynı şeyler burada da olurdu.

    %10'un yaşadığı yanş 20 milyonluk favelada herkes uyışturucu, çeteler, hırsızlık ve gaspdan dolayı ölse dünyada brezilya diye ülke kalmazdı.

    emin olun favelada bahsettiğim şekilde yaşayan binlerce insan var.

    neyse yine de arkadaşın yorumu da fikir açıcı. bazı göt kılları gibi hakaret etmemiş.

    sonuçta bu bir hipotez. %100 doğru olduğunu iddia edecek kadar salak değilim.