şükela:  tümü | bugün
  • bir nesnenin bir veya birden fazla quality'sini artiran etkiye denir..
  • (bkz: utility)
  • bu faydalar icinde yer/mekan faydasi ile zaman faydasinin birleskesi bizim bugun vatan diye oldugumuz soyutun bayrak olup gondere cekilmis halidir. cunku neden, sundan: talep olan bir mala yonelik arza talep veren mallar dunyada ayni anda bir cok degisik yerde bulunur. hani bu para dedigimiz mubadele araci var ya, onun az bulunan kolay islenen bir metal olan altin uzerinden belirlendigi gunlerde (ki bu insanligin eblehliginin en onemli gostergelerindendir. altin lan? ne var altinda? az bulunuyor diye tut kendini deli divane et. benden de bir tane bulunuyor, senden de bir tane. agirligimizca altin mi ediyormuyuz? yarim ekmek doneri her zaman altina tercih ederim.) dunyanin cesitli yerlerine dagilmis olan kaynak ve hammadeler ve onlardan mamul mallar serbest salinim halinde. yani atiyorum ipek istiyorsun, cine gideceksin. sike sike. ya da cinden sana gelecek. o daha kolay. ama neticesi ne, oradan sana gelesiye bir dolu sey giriyor araya. bir ve en onemlisi zaman giriyor. zaman fena, bugun variz yarin yokuz. demek ki hemen gelmesi lazim. mekan da sorun. bu mekandan o mekana gitmek yine zaman aliyor. hata bazen zaman alsa da gidemiyorsun. o zaman gidebilen birileri lazim. oldu giden getirsin, dedin mi ona da iki uc altin tokalayacaksin. o iki uc altin tokalayan da oralara gideseyi yine zaman kaybedecek. mala mulke ihtiyaci var. yarim ekmek doner cekiyor cani. yolda yiyecek. neticede ne oldu, birbirinden bagimsiz bir cok arz ve talep noktasi arasinda hatlar olustu. ipek yolu dedigimiz ve aslinda tek basina bir yol olmayan guzergah boylesi bir amaca hizmet ediyor.

    ee o guzergahtada karni ac, yarim ekmek doner yemek isteyen, ipekli gomlek giymek isteyen iti var kopugu var. yol kesiyor su bu. o yoldaki adamlara az daha para toka ediyorsun. onlar da silahlaniyor. ama daha silahli haydutlar daha buyuk mal tehlike olusturuyor. oyle olunca bir ust merci kuralim bu haydutlari islah etsin, onlara da iki uc toka edelim diyorsun. hop o guzergah uzerinde kurulu yerleskelerden birbirinden kopuk devletler olusturuyorsun.

    simdi insanin bu birbirine uzakligi diline yansiyor. oyle bir hal ki bu birbirini gormeyen ve uzun sure oyle yasayan ayni soydan iki ayri insan kumesi dahi birbirini anlayamayacak kadar anlasilmaz farkli dillere sahip oluyor.

    bu farkli dillerin ogrenilmesi guclugunu de isin icine kattin mi, minik ayni dili konusma esprisi uzerinde bir araya gelmis topluluklar olusuyor. genellikle de o topluluklar bu ticareti kontrol etmek icun, iki de kendileri nasiplenmek yarim ekmek doner ve ipekli gomlek giymek icin o devletleri olusutuyor, bu dil ayrimindan hareketle merkezi bir yonetim kuruyorlar. bu yonetimlerin basindaki adam da kendine cok onemli bir adam sekli veriyor. insanlarin da genel bir "inanma" icgudusu oldugundan bu kolpayi yiyrlar. bu ipekli gomlek seven ve yarim ekmek doner yemek isteyen adam, ipekli ve altin akisinin onune engel olan basinbuyruk adamlara haydut diyor. onlarla savasiyor. ama onlarla savasmak icin ipekli gomlek ve altinlara sistematik olarak el koyuyor.

    neyse uzun vadede bu kralin aslinda cok da kral olmadigini idrak eden ve buyuyen sinirlar uzerinde daha hakim olan kralin yakin cevresi, kralinkine denk bir iktidar kuruyor. aristokratlar da ipekli ve yarim ekmek doner sevdiklerinden krala lolo cekiyorlar. meclis kuruyorlar. kral mecbur kabulleniyor. meclis icinde ilk basta kralin yakin cevresi kafadan uyeyken zamanla yakin cevrenin yakin cevresine sarka sarka capi buyuyor. halka kadar iniyor. ama bu halkin bir siniri olsun diyerek, mevcut din, dil ve irk paydasindan bir isim uyduruluyor. genellikle klan ve kabile adi olan bu isim ulus adi olunca hayati boyunca ipekli hic bir gomlegi olmayan kisiler, ceyrek ekmek doner gormemis insanlar bir seye sahip olmanin gaziyla bu ulusu sahipleniyorlar. mevcut ticaret icin dusunulmus kaynaklari eskiden kralin emriyle sike isgal eden, baska krallarin saldirilarina karsi savunan bu insan toplulugu. bu soyut mulkiyet sonunda kendinden vazgeciyor, kendisine ait olmayan topraklar icin kendisinden once haybeden olmus insanlara oykunerek olumlere kosuyorlar.

    neyse gel zaman git zaman mevcut kaynaklarin cevresinde bir cok ulus devlet kuruluyor. kaynaklarin onemi ve siralamasina gore her bolgede ayri bir ulus ve devleti olusasi oluyor. yeni kurulan ulus devletlerin manipulasyonu daha kolay oldugundan ulus devletler diger ulus devletlerin icindeki potansiyel ulus devletleri gazliyorlar. o gaz tutuyorsa ulus devlet kurtulus savasi neticesi bagimsizligini ilan ediyor. tutmazsa ayrilikci terorist oluyor. bu sirada bu ayri gayridan hareketle gittikce buyuyen bazi ulus devletler, birden fazla ulusu birlestirip ulus ustu ulus devletleri kuruyorlar. bu ulus ustu uluslar da kisa zamanda uluslasiyor. normalde birbirine tahammul edemeyen adamlar ulusuz tribine giriyorlar. bu cokuluslu devletler diger tek uluslulari da cokulus parantezine almaya calisiyor. tek uluslular cokuluslulara emperyalist diyor. cok uluslular digerine totaliter diyor. cok uluslular cok ulusun hukumdarligini yaymak icin demokrasi, ya da komunizm ayagina ipekli ve yarim ekmek doner istegi bitmeyen mercilere hizmet ediyor.

    uzun vadede ozellikle olayin ipekli ve yarim ekmek doner ekseninde dondugunu idrak eden bazi cok uluslularin yonetimi ipekli ve yarim ekmek donerin akisini saglayan cok sahisli kurumlara geciyor. bu sahislarin olusturdugu kurumlar ise tamamen daha fazla ipekli ve yarim ekmek doner prensibiyle hareket ettiginden yer ve mekan faydasini minimale indirmek icin regulasyonlara giriyor. bu kurumlar kendi yukumluluklerini merkezi yonetim ve devletten azad ediyor, kafalarina gore takiliyorlar.

    buraya kadar geldik, buradan sonrasi gelecek hafta

    ama ozetle nedir: ipekli ve yarim ekmek doner icin cekilecek rezillik degil dogrusu.
  • yeni bir butik acans..
    http://www.fayda.net/
  • (bkz: ilyas başsoy)
  • mal ve hizmetlerin herhangi bir ihtiyacı giderebilme yeteneğidir.
  • meme emmeye benzer. emen de emilen de bu anıyı sömürerek yaşar.
  • üniversite öğrencilerine de faydalı olabilmek adına her eylül ayında ajansı iki gün kapatıp haftasonlarını kendi icatları rekatlon'da öğrencilerle geçiren bir patrona ve çalışanlara sahip olan butik ajans.
  • bir an, durduk yerde ozlemini duydugum bir ajans. neden oldu, nerden cikti bu duygu bilmiyorum... rekatlon olsa da gitsek...