şükela:  tümü | bugün
  • attığınız taşın nişan aldığınız kurbağayı ürkütüp ürkütmeyeceğinin değerlendirilmesi.
  • çağdaş devlet anlayışıyla birlikte devletin fonksiyonları artarken buna paralel olarak kamu harcamaları da artmakta ancak artan bu gereksinimler karşısında kaynaklar yetersiz kalmaktadır. buna göre, mevcut kaynakları en iyi biçimde kullanmak ve devletin yürüttüğü hizmetlerin fayda ve etkinliğini arttırmak, diğer bir değişle kamu hizmetlerinin fayda ve maliyetleri arasında bir ilişki kurmak faydasının maliyetinden fazla olmasını sağlamak gerekmektedir.
    fayda – maliyet analizi kamu kesiminde kaynakların etkin kullanımını sağlamak amacıyla başvurulan yöntemlerin en önemlisidir. günümüzde bu analiz devletçe gerçekleştirilen çoğu yatırımda (yol, köprü, baraj, v.s.) yaygın olarak kullanılmaktadır
  • a.q. ne kadar havalı bir cümle.

    ekonomistim, ortalığı az sonra zkcem, istatistik tamam piyasalara bomba gibi iniyorum az sonra türünden bir kalıp.
  • yapılacak işten elde edilecek yararı anlatan kavram.
    ekonomik ilişkilerden tutun sosyal ilişkilere hayatın her alanında yapılması gereken bir hesaptır.
    harcanan enerji elde edilecek yarardan fazla ise o işi yapmaya değmez. sürekli kaybeder sonunda eksiye düşersiniz.
  • bunun hemen her politika için zorunlu bir şart olması lazım aslında. büyük sorunlar (ki bu büyük sorunlar genellikle toplumu ilgilendiren sorunlar oluyor) için daha da önemli fakat insanlar fayda-maliyet analizi yapılmasına çok yüzeysel sebeplerden karşı çıkıyor. robin hanson'ın covid-19 ile ilgili yayınlanmış fayda-maliyet analizi olup olmadığını sorduğu şu tweetin altına gelen yorumlara bir göz atılırsa ne dediğim anlaşılacaktır sanıyorum. aynı konuda peter singer'ın yazdığı yazıya da benzer tepkiler geldiğine şahit oldum. singer'a "neoliberal bir felsefeciden başka bir şey beklemek yanlış zaten" dendiğini gözlerimle gördüm.
    aynısı küresel ısınmayla ilgili politikalar konuşulurken de geçerli. halbuki bizim bu alanlarda fayda-maliyet analizine çok daha fazla ihtiyacımız var zira kapsamları çok geniş ve işin ucunda çok şey var.

    fayda-maliyet analizi kolay değil -hele bu kadar çok değişkenin olduğu konularda-, mükemmel de değil, ama elimizdeki en iyi araçlardan ve bir şekilde kullanmamız gerekiyor. işin içinde bolca soyutlama olduğu için f-ma yapmaya çalışanların "insanları istatistikten, matematiksel bir denklemin bir parçasından ibaret" gördüğü suçlaması yapılıyor, burun kıvrılıyor. "paha atfedilmemesi gereken şeylere değer biçmek" en büyük günahlardan sayılıyor.* bunu bir sınıf meselesine dönüştürenler de bol. belki de f-ma gerçekten sosyopatça görünüyordur; ama bu görüntü izlenilmemesi gereken yol olduğu anlamına gelmiyor. eğer rasyonalite ile insanların duygusal hoşnutsuzları arasında seçim yapacaksak rasyonaliteyi tercih ederim açıkçası.

    bunun yanında f-ma'ya gelen tepkiler de fma'yla alakalı değil aslında. muhtemelen en önemli faktör toplumsal cazibe eğilimi. "insanlar içsel olarak önemlidir, insanları sayıdan ibaret göremeyiz" demenin sinyallediği şey ile "insan canına/doğaya vb. sayısal değer biçebilir ve karşılaştırma yapabiliriz" demenin sinyallediği şey bir değil. birincisi kulağa çok daha hoş geliyor, insanlara "diğer insanları önemsediğinizi", toplumla aynı değerlere sahip olduğunuzu yansıtıyor. buna karşılık ikincisi toplumsal olarak çok daha az cazibeye sahip. bunun aynısı toplumsal diğer konularda da geçerli. "belki de eğitime fazla para harcıyoruz" diyen biri (haklı da olsa haksız da olsa), "eğitim çok değerli, bunu parayla ölçemeyiz, daha çok bütçe ayırmamız gerekiyor." diyen birinden çok daha kötü karşılacaktır.

    son tahlilde f-ma mühim bir şey. hangi politikaları izlememiz gerektiği hususunda yol göstericiliği var, yararlanmak lazım.