şükela:  tümü | bugün
  • fecr-i ati akiminin öncülerindendir.
  • -ses-

    ---------fazıl'a

    günlerce, ne gördüm, ne de bir kimseye sordum;
    "yârab! hele kalb ağrılarım durdu." diyordum.
    his var mı bu âlemde nekaahet gibi tatlı?
    gönlüm bu sevincin halecâniyle kanatlı
    bir tâze bahâr âlemi seyretti felekte.
    mevsim mütehayyil vakit akşamdı bebek'te;
    akşam... lekesiz, sâf, iyi bir yüz gibi akşam...
    tâ karşı bayırlarda tutuşmuş iki üç cam,
    sâkin koyu, şen cepheli kasriyle küçüksu,
    ardında vatan semtinin ormanları kuytu;
    bir neş'eli hengâmede çepçevre yamaçlar
    hep aynı tahassüsle meyillenmiş ağaçlar;
    dalgın duyuyor rüzgârın âhengini dal dal,
    baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal;
    bir lâhzada bir pancur açılmış gibi yazdan
    bir bestenin engin sesi yükseldi boğaz'dan.
    coşmuş gene bir aşkın uzak hâtırasıyle,
    aksetti uyanmış tepelerden sırasıyle,
    dağ dağ o güzel ses bütün etrâfı gezindi;
    görmüş ve geçirmiş denizin kalbine sindi.

    ânî bir üzüntüyle bu rü'yâdan uyandım
    tekrâr o alev gömleği giymiş gibi yandım.
    her yerden o, hem aynı bakış, aynı emelde,
    bir kanlı gül ağzında ve mey kâsesi elde;
    her yerden o, hem aynı güzellikle, göründü,
    sandım bu biten gün beni râmettiği gündü.

    yahya kemal beyatlı

    iç. "kendi gök kubbemiz", istanbul fetih cemiyeti yayınları no: 47 / yahyâ kemal enstitüsü no: 4 / yahyâ kemal külliyatı no: 1, 3.b., istanbul-1967, s. 131-132.
  • kınalıadalı üstadın yahya kemal'e adlı şiiri:

    uğramadın bu yaz bize hiç kemal
    neyi bekliyorsun sanki güzü mü?
    bizi unutturdu sana ihtimal
    gene bu viranbağın ekşi üzümü
    cidden bir şey oldu sana bu sene
    eski dostlarını bıraktın bütün
    canım kınalı'ya kadar gelsene
    ekmek vesikanı alıp da birgün
  • şair. istanbul'da doğdu (1884). gümüşhane rüştiye'si ve musul idadisi'nden sonra istanbul'da fransız lisesi'ni bitirdi. bir süre güzel sanatlar akademisi'nde öğrenim gördü. sonra mektupla öğrenimini sürdürdüğü fransız siyasal bilgiler okulu'nu bitirdi.
    arapça ve farsça'yı, özel dersler alarak öğrendi. başyazarlık yaptı. uzun yıllar istanbul'daki bazı okullarda edebiyat ve felsefe dersleri okuttu. elazığ milletvekili olarak (1927-1938) tbmm'de bulundu. istanbul'da öldü (1967).

    yapıtları:

    şiir:

    divançe-i fazıl (1913)
    harman sonu (1919)
    kırpıntı (1924)

    düzyazı:

    şeytan diyor ki (1927)
    tarih dersi (1928)
  • kulüp rakının atatürk zannedileni. inönü olduğu sanılanı ise, etiketin yaratıcısıydı zaten...
    (bkz: ihap hulusi görey)
  • hele var ki bir tablo
    görse şaşar anibal
    ördeklerden bir filo
    bir de kazdan amiral
  • mehmet emin yurdakul hakkında, 1917 senesinde yazdığı mizahî bir manzume:

    "yazıyordum: tan yeriydi simsiyah
    yazıyordum: gerçi yoktu okuyan
    yazıyordum: ağlıyordu hamdullah (*)
    yazıyordum: gülüyordu her duyan

    üstünde ah ne çiçek var, ne de yeşil bir yaprak
    ağu almış içersine ulu ağaç kütüğün!
    nece kişi ister şimdi başcağızın okutmak
    ey milletim! yok mu senin bir pabucu büyüğün?

    ey koç yiğit, tosun kardeş! tasa etme, gam yeme
    eğerçi sen bahtiyarlık, ellerine ermedin;
    lâkin sonra (ey türk uyan!) dedim de ben şi'rime
    uzun uzun esnemekten gayri cevap vermedin!

    yüce ırkım! kervanını ataların bir zaman,
    kafkaslardan, urallardan sapasağlam aşırdı;
    fakat sonra ne oldu ki ey gökleri yaradan
    birçok adam düz caddede tutup yolu şaşırdı!

    türk dilinin bostanına olsun diye peşkeşim
    demet demet yonca derdim, tatarcadan, uygur'dan
    hem dimyat'a pirinç için gidiyorken kardeşim
    sen şu işe bak ki oldum evimdeki bulgurdan!

    ne harmanda saman kalmış, ne köyde değirmen
    çoban gitmiş ırgatlığa bir süren yok davarı;
    dilimizin uçkurunu bağlamasam eğer ben,
    yâd ellerde parçalanıp gidecekti şalvarı!

    yazacağım: olsa güneş simsiyah
    yazacağım: olmasa da okuyan
    yazacağım: ağlasa da hamdullah (*)
    yazacağım: gülse bile her duyan!"

    (*)zamanın türk ocağı reisi hamdullah suphi, yurdakul'u 'şiir peygamberi' olarak görmekteydi. ziya gökalp ise yurdakul'un türkçülük tarafını kabul ediyor ve fakat şairlik yönünü zayıf buluyordu.

    kaynak:
    m. sunullah arısoy
    "türk hiciv ve mizah antolojisi", 1967
  • bilmek dilerim fikrini ben doğrusu yarin
    "aşk olmasa manası nedir sanki baharın!"

    gönlünden eğer taşmasa seller gibi hicran
    niçin köpürür böyle delirmiş gibi umman?

    sen söyle güzel gözlü, güzel duygulu sultan
    "aşk olmasa manası nedir sanki baharın"