şükela:  tümü | bugün
  • ihtiyac olan miktardan geriye kalan.
  • dayanilmasi mumkun olan miktarin uzerinde olan

    (bkz: fazla naz asik uzandirir)
  • çok kelimesinin negatif olanı
  • beklentiyi asan, sasirtan, hatta simartan..
  • bir miktar için haddini aşan. bazen az bile kalan.
  • "çok" ile eşanlamlıymış gibi kullanılan, hakkında fena halde yanılgıya düşülen kelime.

    esasen fuzuli ile aynı kökten türemedir. gereksiz, gereğinden çok anlamına gelir.
    (bkz: fazla vermek)
    (bkz: fazlalık)

    sıfat veya zarf olarak kullanıldığında da aşırı anlamına gelir. (ara: fazla iyi*) (ara: fazla akıllı*)

    bir ürünün içeriğinin genişliğini övmek için "çok fazla x!" denmez.
    bir rakam optimum değilse ondan çoğundan "x'ten fazla..." diye bahsedilmez
    olumlu eylemlerde üstünlük belirtmek için "en fazla...", "daha fazla", "-dan fazla" denmez
    bir eylem gereğinden çok yapılmıyorsa "fazla x etmek" denmez.

    ama artık deniyor. gazetelerde, dergilerde boy boy görüyoruz.
  • yeterli üstü.
  • (bkz: fazl)
    (bkz: fazıl)
    (bkz: fazilet)
    (bkz: fuzuli)
    (bkz: gına)
    (bkz: gani)
    (bkz: müstağni)
  • çok seviyorum bu kelimeyi. kimseye eyvallahı yok. sen 'fazla' diyorsun mesela. gerçekten fazla olup olmadığını bir cümle sahibi, bir de mevzu bahis kelime biliyor.
    geri kalan umurlarında değil.
    bu rahatlık güzel işte.

    misal; fazla coldplay dinlemek ibnelik belirtisidir

    al sana muhabbet.

    kim demiş? kime demiş? ölçmüş mü? biçmiş mi? birimi ne? koy götüne. fazla dinleme yeter :)
  • gelen şey.

    tam sinirimi yatıştırmaya başlayıp bunun bir "yol kazası" olduğunu düşünmeye geri dönmüşken olan.

    tam "her şey elbette çok güzel olabilir; tarihte tekerrür edecek güzel şeyler de var neticede" derken tekerrür eden.

    tam kendine "senin ideal tanımında sorun yok, sorun bunun ziyan edilmiş olması" cümlesini kurarken, ideal dediğinin aslında irrasyonel olduğunu,

    rasyonel olanı da asla beceremeyeceğini,

    sen bu kadar beceriksizken, "rasyonun bağlamının" hiçbir şeyi değiştirmediğini,

    yaşadığının bir "yol kazası" olmadığını çünkü zaten öyle bir yolun hiç bulunmadığını,

    yüzüne vuran.

    şey.

    *

    keşke öfkeli kalsaydım.

    *

    (bkz: anger is a gift)