şükela:  tümü | bugün
  • film bilgisi matrix'ten biraz öteye gidince yurdum üniversitelisinin girdiği tribal hastalık.

    semptomları arasında tüm bağımsız filmleri güzel sanmak, ve her ortamda film eksperi kesilmek yer almakta.

    okan bayülgen'e "okan" diye hitap eden tırt öğrenci kitleyle kesişim kümeleri epey yüksek bu hastalığa sahip insanların...
  • bahsettikleri filmi bilmeyenleri asagilamak seklinde de yan etkileri vardir bu kulturlulugun. bilmiyorum, izlemedim, hic isim olmaz derseniz yandiniz..
    yaa senin gibi biri nasil olur da bilmemne bilmemne.. bana nasil bir anlam yuıkluyorlarsa artik? film izlemeyince bozuluyor yerim gozlerinde.
    bir de tarkovsky filmleri izlenmis olacak mutlaka. ozellikle de stalker. bunlarin cenesinden kurtulayim diye edindim sinsice o filmi. bakiyorum, bakiyorum, bakiyorum, bayilmisim.. evet abarttim bayilmamisim ama iyi de olmadim yani. ne o derin anlamlari anladim, ne bir suyu cekerken aslinda ne demek istedigini anladim. sig miyim? onlara gore evet, bana gore cokolata..
    eger kitabini okumamis ve her gun halaaa okuyor olmasaydim yuzuklerin efendisi uclemesini bile izlemezdim.
    oscarli film, oscarli film diye konusurlar, dedim onca oscari yalamis yutmus, dur bi su titanic'i izleyeyim. neydi lan o film oyle? turkan soray filmi tadinda, turkler yapsa asagilanacak bir ask oykusu, iki de gemi, birkac maket.. bi git hele dedim ya. oscarli filminizi de gorduk. oscar isi de dustu gozumden.
    tom cruise muptelasiyim 20 senedir, onun bile filmlerini sadece elemana bakmak icin izlerim, bu yuzden benim gibi dusunenleri de cok esas almamak lazim ama igrenc birsey film izlemek. butun hayallerim oluyor, kitap gibi degil, hayal kurma imkani yok, surekli akip giden sahneler bilmemneler.. adam olur be konsantre olacagim diye. ama mesela fasulye ayiklanacak, veyahutta efendim utu yapilacak, ya da birseyler katlanacak ve bu is tv.'li odada yapilacak. o zaman tamam. is bitene kadar bir yandan da film seyredilebilir, sonra ortasinda kapatir cikarim odadan. filmmis.. peeh.
  • başkalarının verdiği gazla gelişir biraz.
    siz sıradan hayatınıza devam ederken,
    yav geçen de şu filmi izliyodum adam böyle böyle dedi çok enteresan di mi kuşum, napıyosun, film izliyorum ya sen?, nerdesin yahu sabahtan beri seni arıyorum!, film festivalindeydim açamadım telefonu kusura bakma, ya dünyanın en dandik filmi şu değil mi allah aşkına, aa o ne ki ilk defa duydum ben......
    tipi konuşmalar sıklaşınca çevredekiler her boku bilmenizin sırrını filmlere atfederler. fazla film izleyince kültürlü olurum zanneden bir ibiş değil, fazla film izlediğinden kültürlü olduğu zannedilen bir zavallısınızdır o kadar.
    e haliyle size öykünen genç dimağlar kendilerini filmlerin dünyasına atıverirler, gayet normal.
    bırakınız öyle sansınlar, film izleyip kendini bir bok sanmak cezai müeyyideye tabi değil.
  • sevdiğimiz bir "sanmak"tır, güzel bir sanmaktır. bir kere izlenen her film, daha fazla şey gösterir insana. lafı gevelemeyim. film izlemeden önceki halini tabula rasa farz et. 4 luni 3 saptamani si 2 zile'yi izlersin, çavuşesku dönemi romanyasıyla ilgili bilgi edinirsin, jfk izlersin, kennedy suikastı ile ilgili kafanda soru işaretleri oluşur. the doors izlersin, jim morrisson ilginç adammış dersin, i wanna hold your hand izlersin, 60'ların ortasında beatles'a yakın olmak nasıl bir hismiş anlarsın, man on the moon izlersin, andy kaufman'ı tanırsın, aptal kutusunun içinde nasıl iğrenç kalıplara karşı durulacağını görürsün, lenny'yi izlersin, "ayıp" denen şeyi sorgulayan bi adamı tanırsın, lord of war'ı izlersin, kan üzerinden köşeyi dönenleri kaydedersin, höstsonaten'i izlersin, aile içi ayrılıkların insanda nasıl iz bırakabileceği ile ilgili bir fikre tanık olursun, mean creek'i izlersin, belki de hayatından "önyargı" kavramı bir daha girmemek üzere çıkar. bunlar insana kültür katmıyorsa ne katıyor merak ederim. insana hiçbir şey katmadığı iddia edilen filmleri izlese bile, bir film manyağı, tüm "ceki çen" filmlerini 100 kez izlese bile çok güzel bir alt kültür girişi yapar, yine kültür kelimesini kullanmadan tanımlayamazsın o adamı, yine nefistir.

    ha çıkıp çok film izledi diye biri kendini yılların münevveri, duayen entelektüel sanıyorsa zaten gebeşin xxl big king versiyonudur ama bugün oturup 10.000 film izlemiş bi adam, başka hiçbir şey yapmasa, sadece çay içip, ıspanak yiyip film izlese dahi kültürlüdür, kendini kültürlü sanmakta da gani gani haklıdır. hele bir de insanlara tepeden bakmamayı becerebilmişse bu kişi, hem kültürlüdür, hem de insan-ı kamildir. artsın o insanlardan, görmek istiyoruz etrafta.
  • herkesde aynı sonuca ulaşılmasada bazı insanlar için gerçek olabilecek tutumdur. nasıl mı? şöyle, her yönetmenin film yapmadaki amaclarını biliyoruz, ister beğenelim ister beğenmeyelim, fark edelim ya da etmeyelim, her yönetmenin söylemek istediği bir şeyler veya filmin göstermeye çalıştığı bir şeyler vardır. çok fazla film izleyen bir bünye, en azından fikren belli bir çeşitliliğe ulaşmış olmalı diye düşünüyorum ki kültürün içinde bu da yok değil. ayrıca bu terim yani kültür, dinden sanata, doğadan, mimariye birçok şeyi karşılıyorsa film dediğimiz olayda bilakis bu işin içinde. bugün bir çok film türü ve dalı var. dini filmlerden, belgesele kadar. özellikle belgeseli irdeleyecek olursak yıllarını belgesel film izleyerek geçirmiş bir bünyenin gerizekalı olacağını hiç zannetmiyorum. dolayısıyla geniş bir perspektiften şöyle bir olayı döndürürsek, evet olabilir sonucu çıkıyor.
  • kültürlülülülülük sinemadan anlamayı da gerektirdiğinden sanmaktan da öte gerçeğin bir parçasıdır. recep ivedik seyredenler tabi ki bu kültürlülülülülülük evreninin tamamen dışındadır. bu konuda nicelikten çok nitelik önemlidir. sen tarantino, godard falan bilme. en sevdiğin film borat, en sevdiğin yönetmen togan gökbakar olsun. senden değil kültürlülülülülülü bir insan, recep ivedik bile olmaz...
  • muallak bir olay. fazla film izlemiş olmakla kültürlülük arasındaki korelasyonu incelemeden önce kültürlülüğü tanımlamak lazım, diyerek uyuz bir giriş yapayım. ilk önce şu kesin; çok fazla film izlemiş birisi filmlerin niteliğinden azade filmlerle ilgili bir kültüre kesinlikle sahiptir, bunun sanrısı falan olmaz. yani söz konusu "filmler" olunca o insanın kültürsüz olduğunu iddia edemeyiz, dolayısıyla bu kişinin kendisini film konusunda kültürlü sanmasında herhangi bir sakillik yoktur.

    zurnanın zıt erenköy dediği yer kültürlülük meselesi. diğer taraftan film izleme biçimi de önemli tabi. ancak yine de o kıstas özneldir, evrensel bir geçerliliği yoktur. aslında sorun kültürlülükte (entelektüellikte) herhangi bir şeyi gereklilik olarak görmekte başlar. kültürlü olmak için, kendini gerekli olduğuna inandığın şeyleri izlemek ya da okumak zorunda hissediyorsan ve sırf yapmış olmak için, anlamadan "fazla" izleyip ya da okuyorsan, sen kültürsüz değil lümpensindir; karıştırmamak lazım.
  • bundan daha beter bir durum daha vardır ki o da fazla film izlememiş olmayı kültürsüzlük zannetmektir.
    gene hiç yoktan iyidir tabi, nispeten zahmetsiz ve masrafsız kültür edinme yolu sonuçta..
    şurdan buyrun: (bkz: sinema kültürü/#25343102)
  • değişik versiyonlarla hayatta karşımıza çıkabilecek durum. misal, belirli müzik türlerindeki eserleri bilmek de çokça "kültürlülük" adına birer göstergeç olarak kullanılır. benim fikrim, bu iki tip "kültürlülük ölçütü"nün kitap denen şeyden birhaber toplumlarda daha çok olduğudur. esasen film izlemek ve müzik dinlemek de kitap okumak kadar ciddi birşeydir. ancak, bir film veya müzik eseri üzerine konuşulacak şey ve harcanan zaman genellikle kaliteli bir edebi eser veya felsefe eserine nazaran çok daha azdır. bu tamamen eserin veya bilginin ifade ediliş biçimiyle alakalı olup, eserlerin kalitesinden bağımsızdır. her ne kadar "kültürlülük" kavramının tanımı henüz net olmasa da, sezgisel olarak örneğin sartre'ın "varlık ve hiçlik(1943)" eserinin tarkovsky'nin "stalker(1979)" eserinden daha fazla "kültür" içerdiğini söyleyebiliriz. bu durumda 3 insan alalım, insan1, insan2, insan3 sırasıyla sadece sartre'ın varlık ve hiçlik eserini okumuş, sadece tarkovsky'nin "stalker" eserini izlemiş, bunların hiçbirini yapmamış olsun. bu durumda insan1, insan2, insan3 ün kültürlülüğü aşağıdaki gibi olacaktır:

    insan1 > insan2 > insan3.

    şimdi insan3 e tarihten çarpıcı birisini atayalım: aristoteles.

    bu durumda, günümüz insanlarının birçoğu aristotelesten çok daha kültürlü. hatta aristoteles için çok rahat kültürsüz diyebiliriz. bu örnek sizi çarpmadıysa, tarihten favori insanınızı seçin, ondan çok büyük ihtimalle daha kültürlü çıkacaksınız. buradan "kültürlülüğün" zaman ve mekanda evrensel bir kavram olmadığını rahatlıkla çıkarabiliriz.

    kültürlülük aslında bir bilinç düzeyi ölçüsü gibi görünse ve hatta bilinç düzeyiyle çoğu kez paralel gitse de ondan farklı birşeydir. newton stalker izlemediği için kültürsüzdür, varlık ve hiçlik okumadığı için de embesilin biridir hatta, ama bilinç düzeyi çoğumuzdan(içimden geçen kelime "herkesten") daha üstün. bağlantısız mı göründü? alın bağlıyorum o zaman: kültür denen şey hayatta dolu görünen çok şey gibi boş birşeydir, boş birşeyin ardından da sanrı edinecek kadar koşmak saçmadır.