şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: zekanın belli bir seviyeden sonra elenme faktörüne dönüşmesi)

    belli bir seviyede zekaya sahip olan canlı, genlerinden gelen yaşama içgüdüsünden dolayı ite kaka yaşar belki ama çocuk yapmak, aile kurmak gibi şeylerden elini eteğini çektiği veya en iyi ihtimalle bunları minimalize ettiği için, zekasının kaynağı olan genleri, popülasyonunun gen havuzundan yavaş yavaş yok olur.

    bu durum gerçekleşir çünkü, anlamlandırmak ve anlamlandırdıklarının güvenceleri arasında huzur içinde yaşamak için programlanmış ve çevresindeki anlamsızlıkların farkındalığına vakıf olabilecek düzeyde zeka seviyesine sahip olan bu canlı için, çevresindeki bu denli çözülemez anlamsızlığın içinde yaşamak, işkenceden başka bir şey değildir, ve kendisine hayatta önemli olduğu söylenilen ve üreme üzerine kurulu hormonlarından dolayı da içsel olarak önemli olduğunu hissettiği aile kurmak, çocuk yapmak gibi şeylerin de aslında arkaları bomboş olan önemsiz şeyler olduğunun farkına vardığı ve bu şeylerle zaten olmayan vaktini işkence altında acı çeke çeke harcama fikrini son derece saçma bulduğu için, onlara hayatında yer vermez.

    bu süreç, doğada güçlü olanın değil, uyumlu olanın varlık formunu devam ettirdiği realitesine de son derece güzel bir örnektir.
    canlı istediği kadar zeki, güçlü, olsun; ondan daha az zeki, güçlü, olan ama 10 çocuk doğuran insan formunun yanında elenmeye mahkumdur.
    ve düşünüyorum ki, farkındalık seviyesi onu çıldırtacak derecede yüksek olan yaşam fromlarının doğada yerleri yoktur. genetiği, down sendromlu doğmuş bir canlınınkine benzer.
    acı çeke çeke yaşar ve trajik bir şekilde her gün, yavaş yavaş ölür.
  • (bkz: idiocracy)
  • meali depresyonda ve asosyal bir ergenim 31 çekmekten kırılıyorum ve bu hayatta tek tesellim zeki olduğum sanrısıdır.
    haa zeki adam çocuk yapmamayı ya da yalnız kalmayı tercih edebilir ama bu uyumsuzluktan öte kişisel sebeplerdendir diye düşünüyorum. zeki adam otuz bir çeker, kız bulamaz diye bir durum olduğunu düşünmüyorum.
  • ‘cehalet saadettir’ diye bir söz vardır. ernst hemingway “zeki insanların mutlu olduğuna pek rastlanmaz” diyor.

    üstün zekalı olan insanlar her zaman uyum sağlamaya mahkumdur. toplum içerisinde yer edinmek için rol yapmak ve onlara uyum sağlamak zorundadır. bunun en basit örneklerinden bir tanesi olarak türkiye'ye gelmiş herhangi bir ileri düzey futbolcunun attığı paslara koşacak kadar zeki olmayan takım arkadaşları sayesinde onlara uyum sağlaması ve artık onlar gibi oynamaya başlaması gösterilebilir.

    hatta şizofreni, bipolar vb hastalıklardan kendi içlerinde belirtiler gösterseler de bunları bir lokmada yutabilecek kadar da bilinçlidirler. bu nedenle bu tarz insanların dengesiz olduğu, sürekli modunun değiştiği veya "bir gün öyle bir gün böylesin ne söylediğin belli değil" tarzında şikayetlerle karşılaşması anormal olmaz.

    ben bunu kendi içinde bir sürü karaktere sahip olmasına fakat şizofreni tarzı bir hastalıktan ziyade bunun farkında olması ve hepsini kontrol edebilmesine bağlıyorum. çoklu ortamlarda (aile, iş vb) belirli bir karaktere mahkum kalsa da özellikle tanınmadığı ortamlarda farklı karakterlere bürünmeyi severler.

    tüm bunları bir oyun olarak düşünecek olursak kendi içerisinde kazansa da aslında kaybetmeye mahkumdurlar.
  • iş görüşmelerinde karşınıza çıkabilir (bkz: overqualification)
  • halk arasinda "fazla zekadan gerizekali oldu" dedikleri olsa gerek. bana da teyzem demisti, fazla zekadan gerizekali olmusum.
    ( halbuki bence direkt gerizekaliyim, ovunmek icin demedim bunu.)
  • özet geçiyorum...baban seni aptal olduğu için döllemiş , para harcamış o kadar ve anan da ayrı bir salak doğurup , o kadar emek vermiş demeye getiriyor...
    işsiz, otuzbir mahkumu, kendini zeki sanan bir ergen...
    edit: arkadaş uyardı otuzbir tercihiymiş... bu sayede zaman, emek ve paradan tasarruf ediyormuş...otuzbir sevici deyim..ne deyim... uzakta sevsin...
  • klasik bir aile yapısına uyum göstermeseler de tarihteki bir çok bilim adamı, sanatçı ve filozofun bolca çocuk sahibi olduğu görülür. zeka üremeye elbette engel değil ancak dahilik düzeyindeki zeka toplum yapısına uyuma engel. genelde sonları da normal bir insanınki gibi olmuyor. ilginç olan dahiliğin ve yeteneğin birebir aktarılamaması genetiğin yanı sıra çevresel faktörlerin bu işte rol alması. bazı çevresel uyaranlar tetikleyici olabilir. zeki insanlar zaten bu durumun farkında o yüzden bakabileceği kadar çocuk yapıyor, amacı yalnızca üremek değil nitelikli insan yetiştirmek, o yüzden zekilerin doğada seleksiyona uğradığını düşünmüyorum, hafif adaptasyon sorunları olabilir, onu da zekaları ile bir zahmet halletsinler.