şükela:  tümü | bugün
  • ustun insan steven wilson yine yapacagini yapmis anlasilan.. gerek muzikal gerekse sozel anlamda uzerinde saatlerce konusabilecek bir album cikarmis ortaya..

    oncelikle belirtmek lazim ki fear of a blank planet ismi public enemy'nin 1990 cikisli fear of a black planet'ine direk bir gonderme.. black, blank'e donmus ki steven wilson'un kendisinin acikladigi uzere gunumuzun sorunu irkciliktan cok "bo$"luk.. ozelde yeni neslin, genelde ise toplumsal duzenin geldigi yoz nokta daniel gildenlow'dan sonra steven abimizi de rahatsiz etmis olacak ki tum albumu bu rahatsizligina tercuman olacak sekilde yazmis..

    yapisi acisindan album ortasinda bulunan 17 dakikalik insanustu sarki anesthetize'in uzerine oturtulmus gibi.. onun onune ve arkasina my ashes ve sentimental gibi iki yumusak yastik yerlestirilmis.. fear of blank planet albumun soz ve muzik olarak en sert yerini olusturmus.. way out of here gibi oldurme tesebbusu bir sarki, sleep together tarafindan sakinlestirilerek album bitirilmis.. genel olarak sound, karmasik sarki yapilari ve daha teknik enstruman kullanimlariyla pt'nin lightbulb sun oncesi gunlerini andiriyor.. ayrica zaman zaman sertlesir gibi gozukse de album genelinde bir denge hali var..

    lafi fazla uzatmadan soyleyebiliriz ki steven wilson ve porcupine tree kariyerlerinin dorugunda.. albumun ilk saniyesinden son anina kadar her yerinden kalite ve yetenek akiyor.. bence pt ve ya prog seven sevmeyen herkesin dinlemesi gereken bir olay.. bugunlerde "blank" olmayan, soyleyecek sozu olan album bulmak o kadar zor ki..

    son olarak albume adini veren sarkinin sozleri soyle,

    sunlight coming through the haze
    no gaps in the blinds
    to let it inside
    the bed is unmade
    some music still plays

    tv yeah it’s always on
    a flicker of a screen
    a movie actor screams
    i’m basking in the sh*t
    flowing out of it

    i’m stoned in the mall again
    terminally bored
    shuffling round the stores
    and shoplifting is getting
    so last year's thing

    x-box is a god to me
    my finger on the switch
    my mother is a bitch
    my father gave up
    ever trying to talk to me

    don’t try engaging me
    the vaguest of shrugs
    the prescription drugs
    you’ll never find
    the person inside

    my face is mogadon
    curiosity has given up on me
    i’m tuning out his eyes
    the pills are on the rise

    how can i be sure i’m here?
    the pills that i’ve been taking confuse me
    i need to know that someone sees them
    there’s nothing left to simply end up here

    i’m through with pornography
    the acting is lame
    the action is tame
    explicitly dull
    arousal annulled

    your mouth should be boarded up
    talking all day
    with nothing to say
    your shallow proclamations
    all disinformation

    my friend says he wants to die
    he’s in a band
    they sound like pearl jam
    the clothes are all black
    the music is crap

    in school i don’t concentrate
    sex is kind of fun
    but just another one
    all of the empty ways
    of using up a day

    how can i be sure i’m here?
    the pills that i’ve been taking confuse me
    i need to know that someone sees them
    there’s nothing left to simply end up here

    bipolar disorder
    can’t deal with the boredom
    bipolar disorder
    can’t deal with the boredom

    don't try and feel like you don’t mind
    you feel no sun
    you steal a gun
    to kill time

    somewhere you know where, you don’t care
    catch the breeze
    it still relieves
    so nowhere…
  • "my friend says he wants to die
    he’s in a band
    they sound like pearl jam
    the clothes are all black
    the music is crap"

    (bkz: pearl jam) :/
  • ne zaman radio paradise'ta bu albümden bir şarkıya denk gelsem bana compumaster'ı ve onun seattle'da düdüklü tencerede yaptığı muhteşem soğanlı etli yahnisini hatırlatıyor. bilmiyorum porcupine'ın hedeflediği bu muydu? eğer buysa başardı.
  • içerdiği anesthetize parçasıyla şu sıralar günlerdir kulaklarımda pas silme faaliyetine devam etmekte olan albümdür.
    tipik bir butun parcalarin guzel oldugu albumler örneği olsa da, anesthetize'ın yeri daha bir başkadır gönül kulağımızda.*
  • tekrar tekrar dinledikçe kendisine haksızlık ederek çok kısır bir tanımlama yaptığıma inandığım kusursuz albüm.

    porcupine tree'nin stars die dönemiyle in absentia dönemini harika bağlayan tam bir olgunluk dönemi albümü.

    ne çok sert, ne çok hızlı ne de çok yavaş. tam porcupine tree'nin olması gerektiği gibi muhteşem bir tempoda. steven wilson'ın sözleri yine her zamanki gibi zirve yapmış. bir insan evladı nasıl bu kadar yaratıcı olur yahu? oluyor işte ama az kaldı bu adamlardan, nedense genelde genç ölme eğilimli oluyor bunlar.

    neyse efendim kendimizi karamsarlığa vermeyelim. ülkemize gelecekleri günü beklemeye başlayalım. gerçi korkarım ülkemize gelip de fates warning'in yaşadığı gibi pazarlama eksiğiyle boş 8. sınıf barda çalmak zorunda kalacaklar. giderek sayıları artan dinleyicileri olsa da bu çizgide, yani kendi tarzlarından ödün vermeden müzik yapmaya devam ettikleri sürece hiçbir zaman mainstream olamıyacaklar. bu belki de iyi birşey ama en azından biz müzikten anlayan sözlük yazarları/ okurları bu grubun muhteşemliğinin farkındayız ve çevremize bu farkındalığı yaymaya çalışıyoruz...
  • porcupine tree basliginda da belirtmistim grubun dvd'lerini tanittiklari son turnede butun bu albumu bastan asagi caldigini. iste o konserlerden birisinde kaydedilmis oldukca kabul edilebilir bir ses kalitesine sahip bir bootleg'den yola cikarak teker teker her parca hakkinda o kadar çok sey yazdigim , ama bu yorumumun sevgili sozluk tarafindan once hupletilip sonra gumletildigi bir de ustune ustluk "ne problemli adammissin sen be" diye tarafima futursuzca saldirilmasina sebebiyet vermis album.

    benim tekrar yazmaya usendigim yorumun anafikiri: album sahane, heyecanla bekliyorduk ama artik daha da heyecanlanmanin vakti geldi gibi...

    ozellikle anesthetize diyorum, porcupine tree diyorum, en iyi 3-5 parca diyorum, biri diyorum....

    edit: sen ne mubarek, ne elleri opulesi bir insansin steven wilson...
  • grubun resmi sayfasında aşağıdaki açıklamayla müjdesi veriliyor biz fanilere.

    "fear of a blank planet
    01-06-2007

    roadrunner records and atlantic usa have officially announced the release of the new porcupine tree album "fear of a blank planet" in mid april. the album features six (mostly lengthy) tracks, and is the band’s most ambitious and cohesive work to date. much of it was debuted last year on tour to a rapturous response from fans.

    the lyrical content of the song-cycle on the album is a 21st century cocktail of mtv, sex, prescription drugs, video games, the internet, terminal boredom, and subsequent escape.

    more news and previews of the album to follow on this site."

    bu açıklamaya göre, çıktığında, pt'nin o ana kadar üretmiş olacağı en arzulu/hırçın* ve en uyumlu/bütünlükçü* parçalarının oluşturacağı sağlam bir konsept* albüm ile karşı karşıya bırakılacağız.

    kulaklarım kaşınıyor.
  • boş bir gezegende boş boş yaşayan insanların duyamayacağı, dinleyemeyeceği, anlayamayacağı bir albüm olmuş.

    müzikal olarak ise bir labirent gibi önce, çok karmaşık bir başlangıcı var, bir süre sonra kolaylaşıyor, tekrar karmaşıklaşıyor, tekrar kolaylaşıyor ve tekrar tekrar.. her parça için ayrı yorum yapmaya değer ve altı tane parça var. ama porcupine tree bu, zaten albüm bütünüyle gayet güzel, teker teker irdelemeye gerek duymamak yerinde olur gibi.
    özellikle belirtmek gerekirse, trains gibi direkt uçuşa geçiren bir parçadan sonra anesthetize, daha da yükseklere çıkarıyor, inişe izin vermiyor kesinlikle. havada infilak etmek içinse way out of here gayet iyi bir sebep.. *

    ve klasik alıntımızı yapalım;
    "don't try and feel like you don’t mind
    you feel no sun
    you steal a gun
    to kill time"..
  • özetler:

    şu sıralar zaman birimim olmuş albüm. gerçekten şaşırtıcı bir değişm var pt'de. ama bu şaşırtıcılık adamı iten, karşısında cevapsız ve yalnız bırakan bir değişim değil. aksine, hayranlık ve saygı uyandıran bir olay. pt, değişerek gelişmenin harika bir örneğini sunmuş albümde. enstrüman kullanımlarındaki farklılık, kimi parçaların düzenlemelerinde daha yaratıcı davranışlar ve kendi tarzının çemberini, olabilecek en harika şekilde esnetmeyi becerten ölçülülük bu albümün genel karakterini oluşturuyor. öyle ki, zaman zaman death metali andıran riffler ve süper agresif geçişler, kimi zaman toolvari progressive tadlar, hemen peşine klasik rock ve en güzeli yine hemen peşine bu bahsettiğim yeni porcupine tree peş peşe geliyor (beraber gelmelerinden bile daha zevkli oluyor), ve buraya bakın ciddiyim, insanın ruhu doyuyor.

    ana haber bültenimizde görüşmek üzere. bir süre way out of here.
  • kanımca tüm zamanların en iyi progressive albümleri kategorisinde yarışabilecek kalitede olan, muhteşem bir albüm.