şükela:  tümü | bugün soru sor
  • duygusal ilişkilerde özellikle kendiniz için ne yapıyosanız ona daha fazlasını yaparsınız. gün gelir fedakarlığın adı yapmasaydın olur.
  • kimseye bir şey yaptığın yok. karşındaki için yaptığın fedakarlık seni daha çok sevmesi, daha fazla istemesi için. yani kendin için sonuçta. yoksa önüne gelen için yapardın. ayrıca cidden "yapmasaydın" sonradan lafını edecekti isen!
  • fedakarlik yapan insan karsilik beklemez. karsilik bekliyorsaniz onun adi icten pazarlikli olmaktir.
  • (bkz: iyi insan olmanın hiçbir işe yaramaması/@gallifreyfallsnomore)

    edit: fedakarlık karşılığı bir beklenti oluştuğu yanılsaması çok yaygın bu başlık altında. oysa oluşan tek beklenti sizin yardım için sıkıntıya girdiğiniz kişinin arkanızdan başkalarıyla sohbetlerde haksız eleştiride bulunmaması, sizden öğrendiği kişisel bilgileri kendine saklaması, yani yardım gördüğü veya görmediği herkese karşı göstermesi gereken temel nezaketi koruması. hiçbir yardımda bulunmadığınız birisi bu davranışları gösterdiğinde notunu verip geçersiniz, ama yardım etmek için kendinizi sıkıntıya soktuğunuz biri böyle davrandığında kırılmamak elde değildir. hiçbirimiz aziz/e değiliz.
  • herhangi bir şey için gram menfaat gözetmeden yapılan şey değil midir fedakarlık. benlik ötesi evrensel bir durumdur. sonsuz bir yolda atılan ilk adımlardır. hayvanlar aleminden küçücük annelerin dev düşmanlarına karşı duruşlarını hatırlayın. anne-cennet metaforu çok zekice söylenmiş. sevgilerle...
  • genel olarak insan ilişkilerinde karşılıksızlık olduğunu düşünmüyorum. sosyalleşmenin öyle ya da böyle süreğen ve kesintisiz bir değiş tokuşlar silsilesi olduğuna inanırım hep. sadece bunu dar anlamıyla maddi ya da somut çıkarlara indirgememek lazım. aile ilişkileri, arkadaşlık, aşk gibi bir çok ilişki şeklinde takası veya faydayı somut şeylerden ziyade soyut şeylerin, duyguların, anlamların, temsillerin mübadelesi şeklinde yürütüyoruz. karşımızdaki insandan aktif olarak bir şey yapmasını beklememek bile sağladığı duygusal tatmin üzerinden bir karşılığa tekabül ediyor.

    demem o ki herhangi birimizin karşılıksız bir şey yaptığımıza inanmıyorum genel manada. fakat fedakarlık benim için en ölümcül günah olsa gerek. muhattabı olduğumda beni bu kadar geren, bu kadar sinirlendiren çok az insan davranışı vardır herhalde. zaten genel geçer anlamda adına "iyilik" dediğimiz davranışların bu bir karşılığı olmasından ötürü özünde pek de "iyi" olduğunu düşünmüyorum. ha bu bir karşılığı olmasının iyi olma haline bir halel getirmeyeceğini düşünüyorsanız ayrı mesele ama iyiliğin en iyi hali olay gerçekleştiği anda, hem faili hem de muhattabı tarafından unutulan hali bana kalırsa. iyiliğin en özel hallerinden birisi olan fedakarlık söz konusu olduğunda fedakarlık yapan kişi kendisi için önemli bir şeyden vazgeçtiği için unutulma ihtimalinin neredeyse imkansiz olmasından ötürü özünde iyi olmama halinin çok daha belirgin olduğunu düşünüyorum. fedakarlık yapıldığı anda muhattabının failine olan esaretini kesinleştiren en güçlü prangalardan birisidir, bir tahakküm aracıdır. bu hiç bir zaman açıktan açığa dillendirilmeyecek olsa dahi ki bu neredeyse imkansız bana kalırsa, hem yapana ama daha çok da maruz kalana bir yüktür. fedakarlığı yapan kişi bunu karşısındakine açıkça dillendirmese dahi örtülü olarak hatırlatarak yahut içten içe sürekli o konuyu aklına getirerek bir şeylere hakkı olduğunu veya en küçük olumsuzlukta maruz kaldıklarını hak etmediğini, haksızlığa uğradığını nankörlük gördüğünü kendine telkin etmek yoluyla bu yükü omuzlanacaktır. kendisi için fedakarlık yapılan kişiyse o kişiyle ayni ortamda bulunduğu sürece o yükün altında ezilecek, yeterince ezilmediğindeyse nankörlükle, kadir kıymet bilmemezlikle suçlanacak. dolayısıyla karşısındakine karşı kafasını kaldırmaya dahi hakkı olmayacak neredeyse. işte bu sebeple fedakarlığın özünde amacından, niyetinden, nasıl ortaya çıktığından bağımsız olarak iyicil olmaktan daha çok kötücül bir eylem olmaya yakınsadığını düşünüyorum.

    hele ki "yapmasaydın" minvalinde bir ifade duymuşsanız ortada kesinlikle bir suç üstü var demektir. ya mahkumunuz diyetini yeterince ödediğini düşünüp prangalarından kurtulup kaçmaya yeltenirken yakalanmıştır veya siz elinizdeki fedakarlık kağıtlarını çeşitli taşınır ya da taşınmazlara tahvil ettirmeye çalışırken enselenmişsinizdir. yani siz benim fedakarlığın özünde kötü olmasına sebebiyet verdiğini söylediğim mahkumiyet halini olması gereken olarak görüyorsunuz demektir. en azından bu cümlenin duyulduğu an özelinde. karşınızdaki üzerinde fedakarlığınızdan kaynaklanan doğal bir hakkınız olduğunu veya fedakarlığınızın kıymetinin bilinmeyip haksızlığa uğradığınızı düşünüyorsunuz demektir. yanlış anlaşılmasın, bu satırları yazarak kendimi bunlardan muaf tutmaya, bu konularda masum göstermeye çalışmıyorum. bilakis ben bu hesap sormaları, fedakarlığı ihtiyaçlarım dahilinde başka değerlere bozdurmayı oldukça sinsice yapabilecek tıynette bir insanım. fakat asıl söylemeye çalıştığım şey fedakarlığı görmezden gelip "nankörlük" edenin mi yoksa fedakarlık üzerinden karşındakini boyunduruk altına almaya çalışanın mı daha iyi veya daha kötü olduğu oldukça tartışmalı bir konu.