şükela:  tümü | bugün
  • ikisi de insanların aradıkları cevapları, hazır bilgi ile yetinmeyip sorgulayıcı bir tavırla açıklamaya çalışır.

    felsefede yüzyıllık düşünceler bile kıymetini korurken, bilim neredeyse her yıl kendini yeniliyor. adamlar kuyruklu yıldıza bindiler, bilim farkı açmış.
  • birbirine bağlı olmazsa ikisi de sıçar. bunu bilir bunu söylerim. felsefesiz bilim bir yerden sonra tıkanmaya mahkum. zira yapamazsın zaten la yaptığını sanır yine felsefeyi kullandığını farketmezsin.
  • bilim, felsefeden doğar. düşünmeden, beyin fırtınası yapmadan nereye bilim yapıyorsun?

    bilgi neydi?
  • felsefe bilime açılan bir kapıdır, kıvılcımdır; devamını keşfetmek ise bilimin işidir.
  • felsefe, bilgiyi arayan olup; üst üste koyduklarıyla bilime ulaştırır. bilim, felsefeye müteşekkir gülümseyip; kendine ulaşanları ilahlaştırır.
  • felsefe bilimi kökensel olarak ele alıp onun nesnel olmadığını söyler, bilim de bazı temel varsayımlardan yola çıkarak bilmecilik oynar. bilim nesnel değildir, evrenseldir, arada fark var. bunu geçtim, eğer felsefeye öznel dersek, bilimin de temelinde bir ampirizm felsefesi yattığı için bilime de öznel diyebiliriz. bilimin yaptığı şey şudur: "bilincimizdeki fenomenleri, yine bilincimizdeki fenomenlere dayandırmak". yani ontolojik bir gerçeklik sunmaz size, sadece bilincimizdeki(ki burada bilinç derken, fiziksel olarak inceleme imkanımızın olduğu bilinçten bahsetmiyorum, zira o da bilinçiçi bir görüntüdür, o yüzden bilinçten kastım daha soyut bir bilinç, deneye dökülmemiş a priori bilinç) görüntüler arasında görüntüsel bir bağ kurar.

    çufçuf = evrensel ve nesnel arasındaki ayrımdan kastım da şu: nesnel demek, bilinçten bağımsız, dış bir gerçek demek, evrensel ise bilincimizdeki evren görüntüsüne ait demek. o yüzden bilim çıkıp "nesnelim lo ben!" derse, felsefe kıçıyla güler geçer işte..

    çufçufçufçufçufçuf = bilim bir inançtır ayrıca, istediğiniz kadar bilim yobazlığı yapıp kusun üzerime, bu iş böyle..

    çufçufçufçufçufçufçufçufçufçuf = evet, odanın 25 derece olması nesnel değil, özneldir. nesnel olan ise şudur zannımca: "bilincimde, bilincimdeki oda görüntüsünün 25 derece olduğu fikri var". çünkü kesin olan bilgi sadece budur. oda 25 derece olmayabilir, hatta ortada oda diye bir şey olmayabilir. ama bilinç içerisinde varmış gibi bir görüntünün olduğu kesindir..

    çook sonralardan gelen çufçuf(bir tür çufçuf işte)
  • tarihi olarak baktığınızda arada bir vs yoktur. felsefe kelime anlamıyla "bilgi sevgisi" demektir ve insanın bilgi ile olan alakasını hem naif bir şekilde anlatır hem de kapsar. şuan alanları ile andığımız çoğu eski bilim insanı dönemlerinde filozof olarak tanımlanmıştır. fizikten yakın zamanda oluşumunu tamamlamış psikolojiye kadar neredeyse tüm "bilim dalları" felsefenin çocuğudur, ve ondan kopup kendi içlerinde bir bütün oluşturmuşlardır.

    felsefenin "bugün evde oturup hayatın anlamını düşündüm, felsefe yaptım biraz" seviyesine indirgenmesi, pozitif bilimlerin ayrımlarının çok keskin yapılması ve kendi kendini besleyebilecek hale gelip, araştırma araçlarının ve yeni bilgi üretecek metodların sadece o alana ait olduğunun düşünülmesinden kaynaklanır. ayrıca 19. ve 20. yyda başlayan varoluşçuluk akımının, felsefenin imajını değiştirmesinin ürünüdür.

    felsefenin eski anlamından tek bir işaret geriye kalmıştır sadece, alanında doktorasını alan insana phdsini verirler. ingilizcesi doctor of philosophy, tam türkçe karşılığı felsefe alimi veya çok kelime anlamıyla düşünürsek bilgi sevgisinde rütbe almış kişidir aslında.
  • gereksiz bir karşılaştırmadır zira felsefe bilimi doğurur.

    bilim cevap arar, felsefe soru sorar. soru sorabildiğimiz ölçüde meraklanırız, sorgularız. bilme ihtiyacımız artar. felsefe de bunu öğretir. bizi düşünmeye, araştırmaya, merak etmeye sevk eder. bilim de zaten bu noktada devreye girer.

    bu sebeptendir ki, felsefeden bağımsız bir bilim düşünülemez.
  • nedensellik ilkesinin belirsizlik ilkesiye savaşmasıdır. kuantum fiziği buna en güzel örnektir.