şükela:  tümü | bugün
  • dışardan bakanlara göre herhalde şöyle bir şeyizdir:

    http://www.gnoxis.com/…ages/imported/2007/08/36.jpg
  • bati dillerinde rastlanmayan kavram. zira "philosoph, philosopher..." gibi sozcuk turevleri bize bunu gostermektedir. sozgelimi almanlar universitede felsefe okuyan ogrencilerine bile ister istemez "filozof" demek zorundadirlar. tam o sirada guzel turkcem ise magrur ve mutevazi bir cikis yapar: "felsefeci".
  • bir filozof değil.
  • "yeterince uzun bir süredir felsefecileri yakından gözledikten, onların satır aralarını okuduktan sonra, kendi kendime diyorum ki: bilinçli düşünmenin büyük bir bölümü hala içgüdüsel etkinlikler arasında sayılmalı, felsefece düşünme bile; nasıl kalıtsal olanla, "doğuştan olan" konusunda düşüncelerimizi değiştirdiysek, burada da değiştirmeyi öğrenmeliyiz. doğma eyleminin, kalıtımın bütün işleyiş ve gelişmesinde yeri ne denli azsa, "bilinçli olmanın" sonuca götürücü anlamda, içgüdüsel olanla karşılaştığı o denli azdır- bir felsefecinin en bilinçli düşünmesi içgüdüleri aracılığıyla gizlice yönlendirilir ve belli kanallara itilir. bütün mantığın görünüşteki özerk işleyişinin gerisinde de değer biçmeler; daha açık söylersek, yaşamın belli türlerini korumak için fizyolojik gereksinmeler bulunur. örneğin, belirgin olan, belirsiz olandan daha fazla değerli olacaktır; görünüş hakikatten daha az: ama böylesi değer biçmeler; bizim için düzenleyici önlemleri bir yana, yalnızca yüzeyde değer biçmelerden fazla bir şey olmayacak, bizim gibi varlıkların kendilerini korumaları için belki kesinlikle gerekli belli bir tür niaiserie*. öyleyse diyelim haydi, özellikle insan değildir; her şeyin ölçüsü."

    platon'la başlayan batı metafiziği nietzsche ile sonlanmıştır. temel epistemolojik kaygı ise geçerliliğini bu süreçte yitirmiştir. zira bilgiye nasıl ulaşılacağından ziyade yeni bir tür sorunsal ortaya çıkmıştır. ulaştığım bilgiye ulaşan, onu belli yöntemlerle ortaya çıkaran bensem eğer; dil, kültür, cinsiyet, ve hatta tür gibi belli yapıların içine sıkışmışken ve kişilik özelliklerimden kaynaklanan belli ön yargılarımla sarmalanmışken bu bilgime nasıl güvenebilirim? diğer yandan, ortaya koyduğum bu bilgi nasıl nesnelleşebilir? bunun imkanları nelerdir? kuşkusuz ki, 21.yy'da sosyal bilimlerin temel zorluğunu bu durum oluşturuyor.

    bana kalırsa 21.yy olarak halen marx ve nietzsche'nin materyalist felsefelerinin kol mesafesinde bulunuyoruz. bir tarafta nietzsche'den yayılmakta olan görecelilik: postmodern felsefenin yaydığı çok-kültürcülük kökünü buradan alıyor; diğer taraftan emperyalizm tarafından halen sömürülmekte olan üçüncü dünya ülkelerinin ihtiyaç duyduğu direniş için, ve kapitalizmin insan ve çevre üzerinde yarattığı tahribatlara karşı marksizme ihtiyaç duyuyoruz.

    özetle, birey ve toplum, insan ve dünya; tikel ve genel arasında bir ayrım doğmuş durumda. burada karar verilmesi gereken nokta, sorunun aciliyetidir. şüphesiz ki nietzsche, burjuva toplumunun sürü insanını kıyasıya eleştirmişti. dolayısıyla günümüzde korunması gereken bir bireysellikten bahsedilemez. aksine, var olan bireyselliğin ilgasıdır. çok-kültürcülük adı altında bu göreceliliği destekleyenlerin de, zaten liberalizmin kanatları altına girdiğini, ve dertlerinin yalnızca şu basit "politik özgürlük" olduğunu görüyoruz.* bugünün sıkıntısı tam olarak budur aslında. liberalizmin, muhalefet simülasyonları, sözde direniş adacıkları yaratarak nietzsche'nin de, marx'ın da içini boşaltmasıdır. içinde bulunduğumuz yüzyıl, gerek düşünsel, gerekse de kültürel açıdan insanlık tarihinin en ahmak zamanlarından biridir, şüphesiz ki bir dekadanstır.

    * "yahudi sorunu" adlı metninde, marx, politik özgürlük ve reel özgürlük arasındaki farkı ustalıkla incelemiş ve liberal ufukla sınırlandırılan özgürlük kavramını kafesinden salmıştır.

    post scriptum: günümüz felsefecisinin görevi, böyle bir şey kaldıysa eğer, verili düşünce modülleri ve kategorilerle düşünüp gündem ve ideolojinin içinde boğulmak değil, halen yaşadığı burjuva tarihselliğine imzalarını bırakmış isimleri özenle okuyup günü yorumlamak olmalı. zira halen, ulus devlet ve burjuvazi arasında belirlenen teamüllerin kol mesafesinde yaşıyoruz.
  • erasmus'un her eve lazim, her aksam bi kere okunasi eseri "delilige ovgu"*de felsefecilere dair cok hos tespitlerde bulunur. bir tanesini copy paste edeyim.
    "felsefe, yahut baska bir guc ve ciddi seyi incelemeye koyulan su gucsuz, gamli, nesesiz kimselere bakiniz. birbirinden ayri bir cok dusuncelerle calkalanan ruhlari bunyelerini etkiler, bedenlerindeki ruhlar pek fazla miktarda ucar, nemli kokleri kurutur ve genellikle genc olmadan ihtiyarlar. benim delilerim tam karsiti daima semiz ve tombuldurlar, yuzlerinde sagligin, temizligin parlak betimlemesini tasirlar."
    bir de iskembei kubraya elimizi daldirip cikartinca ele gelen "ne hos bi omurdur, hicbir tur bilgelik olmaksizin gecen omurdur." var, sophokles olmali bu lafi eden*.
  • her felsefeci yunanca (latince), arapça, almanca bilmek zorunda!
  • batı'nın hegomonik baskınlığına ve türk entelektüelinin cılız kavram üretme - üretmeye çabalama- tarihine karşın türkçe'nin muazzam nadide farkındalığı. yanlış olabilir düzeltilsin; bir hocamın dediğine göre profesör takiyettin mengüşoğlu'nun türkçe'ye kazandırdığı kelime. filozof felsefeyi yapan kişidir, felsefe ile ilgili olan kişiler genel olarak felsefe yapmazlar, yapıyor olsalar da onlara bu isim dışarıdan verilir. felsefe ile ilgilenen, formasyonu olan, eğitim olan kişileri felsefeci diyerek filozof'tan ya da geleneksel olarak kuşatıcı bir kavram olan hakîm'den ayrı tutma âdâbını göstermiştir entelijansiyamız.
  • (bkz: mızmız)
  • felsefeci, daha ziyâde „bol bol felsefe yapmayı ve sık sık felsefî nutuklar atmayı seven kişi“ mânâsında olumsuz bir çağrışım yapıyor.

    bu mânâdan mâdâ, lise öğretmeni de olur; felsefe taraftarı, felsefe okumayı seven, felsefe alanında yazılanları, tartışılanları tâkip eden bir şahıs da olur.

    "felsefe ile uğraşan ve felsefenin gelişmesine katkıda bulunan kimse" kastedilmek istendiğinde doğru kelime feylesof ve/veya filozof olmalıdır.
  • bir filozof olmamakla beraber, "düşünmek" kabiliyeti açısından bakıldığında sıradan insanlardan daha becerikli olduğu kabul edilen insan..

    örnek vermek gerekirse, vermem..