şükela:  tümü | bugün
  • bir soru cümlesi.

    yıllar boyunca amatörce bir felsefe okuru oldum. evimde felsefeyle ilgili yüzlerce kitap birikti. çoğunu da okudum. fayda buldum mu diye sorarsanız, evet sanırım faydası oldu.

    bir kere okurken zevk aldım. bu az bir fayda değil. ikincisi bayağı zeki ve tuhaf insanlar olan filozoflarla düşüp kalkmak iş yerinde, sokakta bir sürü davarla zaman geçirmekten daha iyi geldi. üçüncüsü ara sıra filozoflardan alıntı yaptığım için ortamlarda ciddiye alınmamaya başladım. kimse dokunmuyor, kendi halime bıraktılar. valla bu da az şey midir reca ederim.

    not: şu kitabı da böyle bir soruyu kafaya takanlar için öneriyorum. harika bir kitaptır.

    (bkz: felsefeye ihtiyaç var mı?)
    werner schneiders. gürsel aytaç çevirmiş türkçeye.
  • yanitlari saymakla bitirilemeyecek soru.
    (bkz: yeni başlayanlar için felsefe)
  • felsefi bir sorudur.

    buyrun cenaze namazına.
  • fesleğenin faydası var mı

    (bkz: yaran yanlış okumalar)
  • faydası yoktur değeri vardır.

    sayın faydacılar uzak durun felsefeden!
  • uçurtmanın da faydası yok. biz herşeyi fayda için yapmıyoruz ama yine de felsefenin faydası vardır. düşünme gücümüzü zenginleştirir, sorgulama becerisi kazandırır.
  • muhatabına bağlı!
    sofie'nin dünyasını şu sıralar 'zırva' olarak değerlendirmekteyim.
  • ezbere konuşmadan söylüyorum. hayatımda sadece lise 1'de o da haftada bir saat felsefe dersi aldım. o felsefeci kadın da fen lisesine gelmenin rahatlığı ile doğru düzgün bir şey anlatmadı. felsefi düşünceler her okuyan araştıran üniversite öğrencisi gibi benim de dikkatimi çekti ama hiçbir zaman derinlemesine hakim olamadım çünkü nasıl sistematik yaklaşılır bilmiyordum.

    o yıllarda daha çok varoluşçuluk ve hiççilik üzerine okudum. ama kant okumadım mesela, hegel'i biliyordum ama onun hakkındaki fikirlerimi üç beş cümleden öteye götüremezdim. üniversite boyunca dünya edebiyatı okudum daha çok, bilhassa amerikan edebiyatına tutkun derecesinde bağlıydım. neyse konuyu dağıtmayalım. çok da felsefe konusunda bir açık, bir açlık hissetmiyordum. edebiyatla insanı, dünyayı keşfedebileceğimi düşünüyordum.

    mezun oldum, işe başladım. işe başlamamla birlikte işe dair ahlaksızlıklar beni çok rahatsız etmeye başladı. sistematik bir ahlaksızlık vardı. belki bir miktarına tahammül edebilirdim ama sistematik halde insanların ahlaksız, çıkarcı, bencil, umursamaz olmaları ve tüm bu eylemleri başka insanların hayatları üzerinde gerçekleştirmeleri beni derin bir umutsuzluğa sevk etti. ahlaka dair ilk defa düşünen ben olmamalıydım dedim ve ahlak üzerine okumalara başladım. öncelikle gelişigüzel okudum son bir yıldır ise tarihsel bazda okuyorum ve okudukça fena halde iç görüm genişliyor. en son kendimin de büyük bir ahlaksız olduğuna karar verdim mesela. bunu kant okumaya borçluyum. kant okumadan insanın vicdanı, ahlakı anlayabilmesinin imkanı olmadığını anladım. kant bir gönül gözü açtı desem çok da abartmam herhalde. kant okutulan bir müfredatın ülkedeki pek çok şeyi değiştirebileceğine canı gönülden inanıyorum. çünkü sistemi değiştirmedikçe ahlaksızlık içinde kalacağımızı da pek ala biliyorum.

    demem o ki felsefenin teorik faydalarının yanısıra pratik faydaları da had safhada vardır. bugün hastanelerde gördüğünüz tüm o doktorlar temel felsefe eğitimi görmemiş, ben kimin, varlık nedir, ahlak ve erdem ne ile sağlanır diye hiç düşünmemiş ve düşünmelerine fırsat verilmemiş insanlar. bu kadar önemli iş yapan insanlar 30 yaşına gelmiş olsalar bile bu yüzden kendileriyle gerçek bir yüzleşme yaşamamış kimseler. bu yüzden hastanelerde sistematik bir ahlaksızlık var. inanıyorum ki felsefe tıp eğitimine başlamak için geçilmesi gereken bir yol olsaydı, felsefeyi bilmeyenler doktor olamasaydı bugünkü pek çok tartışma çok farklı seyirde olurdu.

    felsefe insanın kendini keşfetmesi, keşfettiklerini karıştırması, yoldan çıkması, yola girmesi ve anlam kazanması ve anlam kazandırması için binlerce senelik kutsal bir yol. felsefeyi küçümsemek, felsefede bir sihir olmadığını iddia etmek bir insanın kendinden ziyade toplumuna yapabileceği en büyük kötülüklerden biri. yapmayın.
  • (bkz: sbce)

    vardır. her insanın kilitli sandığında tuttuğu inançlarını gözden geçirmesini söyler ve bunu başarır da.
  • sözel bilimlerin atasıdır. klasik xkcd açıklamamızı atalım:

    xkcd