şükela:  tümü | bugün soru sor
  • feminizm erkeklerin tasaklarini ezip kadinlari yuce guc yapma akimi olmadigi icin, cocugun/cocuklarin bakimi icin gereken para disinda bosanan kadinin ayrildigi esinden para talep etmesinin esitlik bakimindan sikimsonik bir durum oldugu yaklasimidir. ideal dunyada boyle. kadinlar sosyal ve ekonomik hayata esit bir sekilde katilabiliyorsa erkegin kadina bes kurus vermemesi gerekir. bizim hukumet derse ki "kadinlar calistigi icin issizlik cok fazla", yani kadinlarin calismasinin onunde engeller varsa ve calisinca da esit maas alamiyorlarsa, nafaka konusu dallanip budaklanir.
  • (bkz: sen 3 milyar 750 milyon milyar seeen para)

    eşitsek daimi eşit olalım hacım, işinize gelen de eşitiz, gelmeyende kadınlar çiçektir, böcektir bik bik bik.
  • feminist değilim, feminizmi de liberal bulurum. bu noktada sosyalist bir kadın olarak cevaplıyorum. türkiye üzerinden konuşacağım ama yerelleştirme yapmıyorum.
    kadının çalışma hayatına katılması çok yeni, kadın toplumumuzda hala 2. sınıf vatandaş. tüik verilerine göre kadın nüfusun yüzde 65'i çalışmıyor. dolayısıyla para kazanmıyor ve eşine bağımlı bir hayat sürmek zorunda kalıyor. kadının ezilmesi bu noktada başlıyor kadın şiddete maruz kalıyor, zorla cinsel ilişkiye zorlanıyor, çocuk doğurma mekanizması olması bekleniyor... vb. ve sesini çıkaramıyor, çünkü çaresiz. bu noktada kadın ayrılmak isterse, ve ayrılırsa bu çift, ve kadın öldürülmezse *bu sefer hayatını devam ettirmek için paraya muhtaç olacak. hele de çocuğu varsa, bu gerçekten çok zor. işte bu yüzden, kadının 2. sınıf vatandaş kabul edildiği memleketimde nafaka zorunluluktur ve kadının hakkıdır.

    peki bu böyle devam edecek mi? elbette hayır, sosyalist mücadele bu noktada da şart. çünkü sosyalist düzende kadın ezilemeyecek, çünkü sosyalist düzende işsizlik yasak. kadın para kazanmak zorunda olacak ve erkeğe bağımlı olmayacak. evlenmek zorunda da olmayacak. nafaka gibi bir şeye de ihtiyaç duymayacak. berna laçin'in küba'da neler yok yazısında geçer, küba'da boşanan çift yok. çünkü devlet bütün temel ihtiyacı karşılıyor. kimse kimseye muhtaç değil, aynı evde yaşamak isteyen, çocuk yapmak isteyen çiftler de formaliteyle belgelerle vs uğraşmak yerine istedikleri gibi yaşıyorlar. çift ayrılırsa kimse mağdur olmuyor. çocuklar böyle şeylerden etkilenir, ama devlet bunun için de önlem alıyor.

    kısacası kadının ezildiğinin resmi göstergesi olan nafaka kapitalist sistem içinde bir zorunlulukken, sosyalist sistemde ancak tarih kitaplarında karşılaşacağımız bir şey.
  • nazik istekler uzerine daha ayrintili aciklayacagim yaklasim. feministler herkes icin esitligin onune gecen sistemleri yikmayi hedefler. feministler kadinlari erkeklerden ustun yapmaya ugrasmaz, kadinlari erkeklerin seviyesine yukseltmeye calisir. zira gunumuz gercegi olarak baskin kultur ataerkil kulturdur ve bu kultur kadinlarin pek cok alanda ezilmesi ve yok sayilmasini ongorur. evlilikte kadinin erkegin soyadini almasi zorunlulugu veya ayni pozisyonda calisan bir erkegin bir kadindan daha yuksek maas almasi bu baskilarin iki ornegidir.

    nafaka dedigin sey, calis(a)mayan, kalifiye ol(a)mayan kadinlarin yasadigi toplumlardan turemistir. geleneksel olarak velayet anneye verilir, cunku ataerkil yapilanma ev isleri ve cocuk bakimi gorevlerini kadinin ustlenmesini gerektirir. kaldi ki bu kadin hem calisamayip, hem velayet alip, hem cocuga bakmak durumundadir, acindan olsun mudur? napar devlet, erkege nafaka ver, ayrildiysan da aileyi doyur der. gunumuzde kadinlarin okumasinin ve is hayatina katiliminin onu aciktir. kaldi ki kadinlar hala erkeklerden daha az calismakta, daha az maas almakta ve daha az terfi ettirilmektedir. yani modern bosanmis kadin hem calismali (ama az maas almali), hem cocuk bakmalidir.

    nafaka erkege haksizliktir. esitsizligin daniskasidir. kaldi ki nafakanin altinda yatan sebepleri cozmeden "esitlik ozgurluk" diye nafakayi kaldirirsan, bosanmis cocuklu anneler acindan geberir.

    eyyorlamam bu kadar.
  • nafaka erkeğe eşini aldattığı için cezaymış, onu öğretti. hacım nasıl bir duygunun insanısın sen bir anlamadım gitti. işin gücün küfürlü trollük yapmak. iki kelime dişe dokunur bir laf etmişliğin yok, cehaletin bini bir para. lan her evlilik erkeğin sadakatsizliği yüzünden mi bitiyor, bu kadar mı mağrandan çıkmadın yıllardır?

    ha gelelim o nafaka listene. hacım sana genel kültür, anglosakson hukukunda evlilk esnasında edinilen mallar iki eşin ortak malı sayılır. misal 30 sene önce 10 milyonluk serveti olan bir adamla evlenen çulsuz kadın bugün boşandıklarında birikmiş 10 milyar servetin hemen hemen yarısında hak iddia eder. hoşuna gitmedi mi? oralarda prenup diye de bir kavram vardır, evlenmeden önce boşanınca malları nasıl bölüşeceğine dair sözleşme imzala o iş hallolsun. üzme sen kendini.
  • evlilik müessesesini aşağıdaki şekilde betimleyen adamların derdidir

    --- spoiler ---

    neye göre iddia ediyor ? adam eşini aldatmış olsun ya da olmasın. nasıl hak iddia ediyor arkadaş ? "yıllarca sana sakso çektim, önünde domaldım, aynısını dışarıda siksen dünyanın parasıydı" mı diyor ne diyor ?
    --- spoiler ---

    bu lafından sonra batının tüm hukuk geleneğini pes ettirdin. tartışmaya mahal bir durum kalmadı, gönlünü ferah tut.

    (bkz: sen evlenme ulan ayı)
  • kadinlara sosyal cevrede yasam hakki tanimayan toplumlarda bu konunun tartisilmasi bile abestir. sen kadini is hayatina katma, calisanlari da rahat birakma sonra gel burada bik bik öt.
  • mevzu bahis yoksulluk nafakasıysa bunu erkekler de talep edebildiği için ortada adaletsiz bir durum yoktur. sonuç olarak nafaka sadece kadının talep edebildiği bir şey olmadığından feminizme burdan laf sokmaya çalışmak mantıksız.
  • karısının görevini önünde domalmak ve kendi sırtından geçinmek olarak gören troll beyanı. bu heriflele aynı ülkede yaşayıp aynı oksijeni kullandığımı bilmek bile hayal kırıklığı yaratıyor ülkenin geleceği konusunda.

    ayrıca ben bu trollü engellemiştim hala niye görüyorum yazılarını anlamadım gitti.