şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • feminizm sözcüğü ilk kez fransa’da 1837 yılında kullanılmıştır. 1890’lı yıllarda o zamana kadar kullanılagelen kadıncılık yani womanism teriminin yerini alarak ingilizce’ye geçmiştir.

    feminizm terimini ilk kez kadin hakları akımını betimlemek için kullanan kişi ise 1872’de fransiz yazar alexandre dumas olmuştur.

    feminizm kadın hareketlerinin gelişimine ve ilgi alanlarının yüzyıllar içinde değişimine paralel farklı anlamlar kazanmıştır. michel’in robert sözlüğü’nden alıntıladığına göre sözcük “kadınların toplum içindeki rolünü ve haklarını genişletmeyi öngören bir doktrin” olarak tanımlanmaktadır.

    benzer bir tanımı başka bir yazar da vermektedir: “feminizm, cinslerin (kadın ve erkeğin) eşitliği kuramına dayanan ve kadınlara eşit haklar isteyen bir akımdır.”

    watkins’e göre de feminizm “kadınların birer insan olarak tüm haklarını talep etmesi!”dir

    sözcüğün yeni anlamlar içeren farklı tanımlarını ise şöyle sıralayabiliriz:

    "feminizm, erkeklere kamusal alanın –iş, spor, savaş, hükümet- sorumluluğunu verirken, kadınları ev içinde ücretsiz çalışmaya, yani köleliğe mahkum eden, aile hayatının bütün yükünü onların sırtına bindiren toplumsal iş bölümünün sorgulanmasıdır."

    "kadınları aşağı, bağımlı, ikincil konumda tutan bütün iktidar yapılarına, yasalara, geleneklere başkaldırılmasıdır." , "haklarını kazanmak için hep birlikte mücadele veren kadınlardır."
  • feminizm=çirkinlik algısını yıkıyorum. kendi ait olduğun bir grubu bir topluluğu ezdirmiyceksin biri gelip sana çirkin diycek. bir erkek bir çüklü olarak davanızın yanındayım. yaşayın ulan.
  • justin trudeau feministim derken kesinlikle bizim bildiğimiz feminizmden bahsetmiyordu bence.
  • tamamen yanlış şekilde savunulan düşünce akımı. kadın hakları eşitlik vs. savunulacağına bizim ülkemizde genellikle '' bayan'' kelimesini kullanan kişilere çemkirmek olarak algılanıyor. ne kadar da sığ mk.tam bize yakışır.
  • arkadaşlar bu aslında kötü bir kavram değil, bakın bu eşitlik demek. ama gelin görün ki türkiye'deki bağyan (bayan değil kadın diyeceksiniz) arkadaşlar bunu kadınların erkeklerden üstün olduğunu iddia ederek lanse ettikleri için durum bu kadar antipatik geliyor. bana da gelmiyor mu geliyor cidden türkiye'de şu kavramları doğru anlasak daha medeni olacağız da kimse bir birine anlayışlı değil.

    benim anlamadığım kısım ise şu, tamam eşitlik hak özgürlük falan vs vs peki bir kadının fotoğrafı çekildi diye twitter kapattıran arkadaşlar, fotoğrafın çekilmesini veya yorumlardan bahsetmiyorum, aynı durum bir erkeğe yapılsa kapattıracaklar mı o profili merakım budur. hemen akabinde yemekhane gibi bir yerde protesto vardı, videoya çekilmiş olaylar 360 derece dönüyor kamera, 50 tane adam sayarım orda habersiz durumdan. yani görüntülendiklerinden bir haberler, hani savunduğunuz fotoğraftaki kadın gibi. haberdar edeyim dedim.

    otobüslerde erkekler tacize uğramıyor sanıyorsunuz falan di mi? hayvan gibi çantalarınız var sağa sola sürte sürte gidiosunuz çakma luis vittonlarınızı. orda biri çıkıp bu kadın beni taciz ediyor dese adama gülerler.
  • edit: sozluk yonetiminin, sozluge icerik saglayan kullanicilarina hicbir saygisinin olmamasi ve bizleri ebleh yerine koymasi sonucu bu ust bilgi editi eklenmistir. sozlugun, devletin milletini ebleh yerine koymasinin yasaklandigi bir mecra oldugunu hatirlamasi dilegi ile. #ekşirezalet

    edit: şirin tekeli

    turkiye'de bunu kadinin erkekten ustun olduguna yoran bir kurumsallasmis feminist orgut bulamazsiniz. orgut diyorum. kurum. mor cati gibi sosyalist feminist kollektif gibi fema gibi kurumsal catilarin altinda yapilmis feminist hareketlerde bulacaginiz sey hak temelli savunuculuktur. simdi, elbette bireysel olarak feminizmin radikal kanadini savunanlar var. elbette, erkegin cukunun koparilmasi gerektigini dusunenler var. erkekler arasinda da, kadinlarin tek basina arac surmemesinden tutun da her kadinin, erkeklere cinsel olarak "kadinlik" anlaminda bir seyler borclu oldugunu sanan da var. yoksa, otobuste sort giydi diye kadina tekme atan, parkta spor yaparken kadini darp eden, dolmusta giderken kacirilip tecavuz edilen kadinlari baska nasil aciklayabiliriz? radikal feministlerin hayatini incelediginizde, erkek tarafindan muhakkak siddetin bir turlusune maruz kaldigini goreceksiniz. hatirlarsaniz, kendisine dayak atan ve fuhusa surukleyen kocasini oldurup "hep kadinlar mi olecek biraz da erkekler olsun" diyeni vardi. radikallik hayatin her yerinde. radikal feminizmin, bu erkekligin yol actigi "butun kadinlar taciz edilebilir, psikolojik veya fiziksel siddete maruz birakilabilir" algisiyla ayrilan yegâne ozelligi burda durup durup kelimenin tam anlamiyla, hic mubagala etmiyorum, 2 gunde bir yazilan "kadinlar ustun olmayi istiyor" motivasyonunu gercek hayata dokmemis olusudur. hicbir radikal feminist gosteremezsiniz ki kose basinda bir erkek bicaklasin. radikal feminizim, ataerkilligin uc noktalarina bir tepki yani. bu radikallik feminizmde varsa, hayatin icinde de kadinlara karsi var. her etki de bir tepki dogurur. ancak feminizmin, bu yanlarini sekip direkt radikal feminist akimdan elestirmeye baslamak bilgisizlikten kaynaklanan bir... bir... ne diyeyim bilemedim, acinasi bir durum diyeyim. otobuste bir kadin cantasiyla seni taciz ediyorsa, ona cantasini cekmesini soyleyebilirsin. bir kadin olarak otobuste bir erkek bacaginizi oksadiginda, elini cukune atip kendini oksamaya basladiginda ne dersiniz? otobusten indiginde sizi takip etmeye basladiginda? unutmayin empati yaptigimiz bu hikâyede kadinsiniz, karsinizdaki sizden fiziksel anlamda daha guclu. probleminiz genel olarak bu; koca koca cantalarla sizi taciz eden kadinlar gibi sirt cantasiyla her yeri taciz eden erkekler de var, onlara cantaniz rahatsiz ediyor diyebilirsiniz ama gozleriyle memelerinize bakanlar, yaninizda acik sacik konusanlar. yani, sizin ugradiginiz taciz carpi bunlarla ugrasiyor kadin. neyi taciz saniyorsaniz, o arti ustune tacizin diger turleri ve bir miktar holosko'dan olusuyor bir kadinin bir gunu. bircok tacizi de gormezden gelmeyi ogreniyor tabii kadin. lafla sarkintilik, artik sarkintilik bile degildir bircogu icin.

    kadina, bayan denilmesine gelinince, bu algi su yuzden yikilmak isteniyor, erkek dendiginde, ekstra bir vurgu ile soylenmedigi takdirde kimsenin aklina cinsellik dusmuyor. kadin dendiginde, herkesin aklina cinsellik dusuyor. ve bu yuzden insanlar, kadin kelimesini kullanmiyorlar. kullanirken cekiniyorlar, universite ogrencilerine "kadin" dendigi icin, bir gazetenin yorumcularinin birbirini yedigini gordum. yorum tam olarak sunu diyordu "bekâretlerini kaybederken yaninda miydiniz?" ne kadar cirkin degil mi? aslinda, ogrencileri korumaya calisiyor ve ogrencilerden kadin diye bahsedildigi icin incinmis. daha acikli olani, muhafazakâr gazeteler, bu kadin kelimesini, ozellikle laik, liberal genclerle ilgili bir haber yapacaklarinda gercekten namussuzluga atif olarak kullaniyor ve hakikaten hakaret amaci guduyorlar: "bakin evlenmemis universite ogrencileri ama kadin." kadin denince, bekâretini kaybetmis insan algiyoruz. ve bunun da rencide edici amacla kullanildigini dusunuyoruz. oysa, erkek bir cinsiyettir kadin da oteki cinsiyettir. elbette, sosyal olarak bunlarin bir agirliklari var; ornegin, kucuk cocuklara, genclere erkek ve kadin diye hitap etmiyoruz. sebebi cok acik, hayattan cok uzaklar cunku. hayati cekip cevirmekten uzaklar. baskalarinin himayesi altindalar. bunu su yuzden yazdim, biliyorum ki bir sivri gelip sicacak buraya "5 yasindaki cocuga kadin demiyoruz ama" diye. 5 yasindaki cocuga erkek de demiyoruz. ha... diyoruz... onu onurlandirmak icin sunnetten sonra diyoruz "erkek oldu benim oglum" diye. ama, ornegin bir kiz cocugu regl oldugunda "kadin oldu benim kizim" demiyoruz, cunku, kadin olmak ayip. ayni sekilde, 40 yasina gelmis bir insandan da "kiz" diye bahsetmek abes kacacaktir yine de evlenmemisse kadin kelimesi kullanilmaktan kacinilir. kadin olmak seksle iliskilendirilen bir sey, seks de ayip bir seydir oyle ise bekârlara kadin denmesi ayiptir. hayir efendim, kadin olmak ayip degil, seksle ilgili degil cunku. bu kafanizda. kadini hep seksle esitliyorsunuz. oysa, cinsiyetimiz bu. erkeklik herhangi bir ayipla eslestirilmiyorken, kadinlik eslestiriliyor. anatomi bu. sen erkeksen, ben de kadinim. ayibim da yok. o ayibi sosyal bir dusunusle sen yukluyorsun. toplum yukluyor. kadin olmaktan da hic utanmiyorum. erkek denince kimsenin aklina bekâret ve yatak gelmiyor. kadin denince de gelmemeli. bazilarinin pek onemsemedigi yerlesik kaliplari yikma cabamiz bundan. kadin bir cagirma unlemi degildir onu da soyleyeyim, tipki erkegin bir cagirma sozu olmadigi gibi. bayan konusu su yuzden bu kadar ayyuka cikti, bu bekâret, seks yapmis insan algisi yuzunden, kadin diyebilecekleri yerde bayan kelimesini kullaniyorlar. yani yine, kadin kelimesine yuklenen utanc payesine geri donuyoruz. yoksa, hanimefendi diyecegi yerde bayan demis... desin. cok basit bir ornek: basketbol takimi dendiginde erkekleri anliyoruz. basinda erkek diye belirtilmiyor (ki belirtilmesi lazim), bu nedenle, kadin takimindan bahsettigimiz icin, kadin diye belirtilmesi lazimken bayanlar basketbol basketbol takimi diyorlar. hayir efendim, bayanlar degildir o: kadindir. kadin. ka-din.

    kelimeler algimizi, algimiz davranisimizi etkiler. bu yuzden bayan kadin savasi veriliyor yani. konu biraz daha karisik poncik team. boku atiyorsunuz da izi kalmasin, ben aciklayayim. ustumde kalmasin. ha bu durum baslik altinda da bin kere filan irdelenmistir. ancak o kadar nefret dolular ki o basliga bile baktiklarini dusunmuyorum ogrenmek icin.
  • anlam sektesine uğramış bir kavramdır.

    şöyle ki: bir "sevişirim korunmam, hamile kalırım doğurmam. erkeğin kalbine giden yola ***arım. günde beş kez orgazm" yazılı pankart taşıyan ve kendisinin feminist olduğunu dile getiren kadınlara bakıyorum. bir de 8 mart günü grev yapan, kadınların çalışma haklarını savunduğu için fabrikaya kitlenip ateşe verilen kadınlara bakıyorum... acaba o kadınlar yanılıyor muydu? kadın haklarının çok farklı lanse edileceğini tahmin edebilmişler miydi?
  • hakkında bir çok entry girilmiş olsa da genel hatları itibariyle özet geçme ihtiyacı hissettim. çünkü yazılanların bir çoğu bu teorinin ne demek istediği ile ilgilenmemiş daha çok kendi argümanları ile çürütmeye çalışmışlardır!
    bu kavram 18.yy da kadınların da erkekler gibi kamusal alanda hak ve eşitliğini esas alan bu bağlamda oy hakkı, hukuksal haklar, siyasal haklar gibi daha kamusal alanı irdeleyen eşitsizliğe çare olsun diye türetilmiştir. bir birey olarak kadınlarında adalet ve eşitlik çerçevesinde erkekler ile aynı statüde olmalarını savunan bu akım, liberal görüşün perspektifinden "birinci boyut" olarak karşımıza çıkmıştır. daha sonra kendi içinde eleştirilere maruz kalan liberal feminizm ikinci boyutu olan marxist teori ile bir sonraki evrime geçmiştir. bilindiği üzere sınıfsal ayrıma karşı olan marxist teori, kadınların ezilen ve sömürülen bireyler olmamasını, erkeğe ekonomik bağımlılık olmaması gibi argümanlar ile karşımıza çıkıyor. femizmin bir diğer kuramsal yaklaşımında post-moderninstler yapıyor. bunlarında derdi; yapı-sokümü bağlamında söz ve eylemin aslında kadın -erkek eşitsizliğine yol açtığı kanısındadır. son olarak 1980 lerde ortaya çıkan radikal feministler ki bunlar diğerlerinden daha keskin bir ayrılık içerisine girerek kadın erkekten üstündür gibi cümleler türetirler. üreme fonksiyonu sadece kadınlar ile gerçekleşmesin yani erkeklerde doğurganlığı üstlensinler diyorlar. kadın aslında yetenekli, kutsal bir varlıktır ancak erkeğin baskısı ve zorbalığı bu yetilerini gölgelemiştir gibi tezler öne sürerler. merkezleri newyork ta olan radikal feministler teoriden pratiğe hızlı geçiş yapmışlar.
    tabi hepsi bu değil daha bir çok kuramı, yaklaşımı içinde barındıran bu akım aynı zamanda eleştirileri de içinde barındırır.
  • ataerkil toplumda kadının dışlanmasına ve soyutlanmasına karşı erkek egemen zihniyetin altında ezilen kadınların yanında saf tutup mücadele eden ideolojidir.

    toplumun çoğunluğu tarafından yanlış anlaşılan ya da sözde savunucuları(oysa kendileri feminizmin felsefesinden bihaberdir.) tarafından yanlış tanıtılan ideolojidir.

    kendini feminist olarak tanımlamış birey bununla ilgili okumalar yapmış ve yeterli bilgi seviyesine ulaşmışsa, artık toplumdaki kadının konumunun neden bu şekilde olduğuyla yüzleşmelidir. tarihsel süreçte kadını dışlayan zihniyetlerin neler olduğunu ve nelerden beslendiğini kendisine sormalıdır. çok güzel bir illüstrasyon vardır, gözleri olmayan biri elindeki jiletle göz çukurunu kesip göz oluşturmaya çalışıyor ve kestiği yerden kan damlıyor. bazen gözlerimizdeki perdeleri yırtmak çok acı verir, ama başaran insanları aydınlık bekliyordur. buradaki de bu hesap.

    kadını aşağı gören ve buna göre toplum mühendisliğine soyunan zihniyetler iyi analiz edilmelidir. bu analiz sürecinde önyargı, tabu, kırmızı çizgi, dokunulmaz alan gibi kişisel düşünceleriniz varsa kanaatimce analizinizden başarılı bir sonuç alamayacaksınız.

    son söz olarak: ülkemizde kadınlara yönelik şiddetin, cinsel saldırının ve cinayetlerin akılalmaz bir şekilde kendini gösterdiği özellikle bu zamanlarda kadınların yanında durup feminizmi benimsemek onurdur!
  • kıçımın kenarına herkes içindir.