şükela:  tümü | bugün
  • modern feministlerin büyük bir çoğunluğunun; toplumsal travmalardan (tecavüz, şiddet, cinsi baskı, cinsi eğitimsiz bırakma, taciz) beslenen, bu travmalar üzerinden prim yapan, sevmediği insanlara bu konulardan güç alıp saldıran ve genellikle tek sosyal sıfatları bu olan kişiler olduğu için. içinde bulundukları feminizm topluluğuna karşı normal insanların düşüncesidir.

    bu topluluk özü itibariyle kötü değildir. feminizmin amacı kadını ve erkeği eşitlemektir. dur feminazi dur, hemen taciz mesajı atma. eşitlemekten kastım; alçak olduğu düşünülen kadın cinsini yükseltmek değil, normal olan kadın cinsini normal göstermektir. yani herhangi bir hakaretim yok. her neyse. bu bahsettiğim feminizmin özü; medeniyetsiz dönemlerde, yani kadının oy hakkı bile olmadığı dönemlerde şekillenmiştir. amaç, insan olan kadını insan yerine koymaktır. o zamanlardaki örgütlenmelerin veya sıfat edinmelerin normal karşılanması gerekirken; şu andaki (kadın sığınma evleri gibi kurumları tenzih ederek söylüyorum) örgütlenmeler saçmadır. sadece örgütlenmeler değil, feminizm sıfatını edinmek bile saçmadır.

    peki neden birinin kendisine feminist demesi ve feminizm topluluğunun içinde olması saçmadır? yani özetle, neden feminizm saçmadır?

    sebebi şudur ki, kadın erkek eşitliği yani insani eşitlik çağımızın normalidir. modern erkek kadına damızlık muamelesi yapmaz, kadını iş hayatında ötekileştirmez, kadını eğitimsiz bırakmaz, kadını dövmez, kızını okula gönderir. çünkü normal budur. peki neden normal olan bir şey için bir insan sıfat edinir? bu durum tamamen satırlarımın en başında ifade ettiğim gibi bir güruha üye olma isteğidir. yani başka bir deyişle sürü psikolojisi.

    işte bu noktada feminizm saçmalıktan tehlikeli boyuta geçiş yapar.

    bir insan içinde bulunduğu güruhu taklit eder ve yaptıklarıı uygular. bu yapılanlar saçma bile olsa, o güruhun isminin hakkını vermek için saçmalıkları bile toz pembe görecektir. her gün twitter'da gördüğümüz, "bana 'merhaba' dedi" temalı taciz floodları da buna bir örnektir. otobüste çantası değdi diye "sikimi çıkarttı sürdü, gözlerimle gördüm" deyip, gencecik bir adamın hayatını kararttıkları videoyu ve bu videonun twitter'da nasıl yayıldığını hatırlayacaksınız. bu da ete kemiğe bürünmüş başka bir örnektir.

    feminizm sıfatını almanın toplumsal boyuttaki tehlikesinin yanında, feministlerin kendilerine karşı yarattıkları tehlikeler de söz konusudur. bu tehlikelerden bazıları; toplumsal sıfat edindikleri için feministlerin yaptığı bütün saçmalıkları (iftiralar, kadınların çalıştığı ağda tezgahına saldırmalar vb) da omuzlarlar, bir topluluk olarak anti feministleri (her şeyin bir antisi vardır) yaratırlar vesaire.

    işin özü şu. biz de (normal insalar. kadın / erkek) cinsel suçlardan utanç ve endişe duyuyoruz, biz de kötü haberlerde üzülüp, bir tecavüzcünün / tacizcinin hapsedilmesine seviniyoruz, biz de kadına değer veriyoruz, biz de kadının normal olduğu düşünüyoruz. çünkü bu, yazının da ana fikri olan kadın / erkek eşitliğinin normal olmasından kaynaklanıyor. saçma sapan kelimelere triggerlanıp, gerçek toplumsal sorunlara veya diğer feminazilerin yaptığı saçmalıklara göz yumarak kadına en büyük kötülüğü siz yapıyorsunuz. yapmayın. bırakın normal olsun kadın, kadın / erkek eşitliğini hepimiz savunuyoruz.

    biraz uzun oldu, eğer hatalar varsa kusura bakmayın. okumaya değer bulup, okuyan tüm erkeklere ve "bayanlara" teşekkür ediyorum :)

    edit: ben kadınlar normal insandır, bunu savunmak için feminist olmaya gerek yok diyorum. suser gelmiş "istatistik sunar mısın?" diyor.
  • kesinlikle ataerkil bulduğum ve katılmadığım vasat önerme. geliri yüksek, londra'da yaşayan 27 yaşında bekar bir bay olarak yineliyorum kadınlar çiçektir, feminizm de o çiçeğin suyudur.
  • katıldığım önerme. keşke kadınları erkeklerle eşitlemeye çalışmaya gerek duymadığımız, zaten eşit oldukları bir dünya olsaydı.
  • dedi ve kalamış marina'da oturduğu kafede içkisinden bir yudum alıp güneşin batışını izledi yazar. içinde bulunduğunuz çevrede yaşanmadıkça problemleri yok sayma hastalığına bir örnek olan başlıktır. orta amerika köylüsü amerikalılarda yoğun olarak görülür bu hastalık, örneğin devletleri leri ortadoğu'da insanları kırar geçirir, bunlar sevinçle ülkelerini yüceltir, hiç utanmadan "kendimizi yaşam biçimimize yapılan saldırılardan koruduk" derler.

    anadolu kent ve köylerinde yaşayan kadınların medeni dünyanın 100 yıl gerisinde haklara sahip olması bile mücadele için yeterli sebeptir. feminist çalışmalara rahatı bozulan erkeklerin direnç göstermesi son derece normal, ama bu direnci yok etmek sadece kadınların kendine güvenini ve bunun için de örgütlenmesini sağlayarak mümkün. sonraki aşama ise kendiliğinden gelecek, erkeklerin bu aşırı güvenlerini kırmak; en basitinden ellerindeki silahları almak.
  • biraz istatistik paylaşır mısınız sevgili başlık sahibi? ben tam idrak edemedim.

    mesela kadın temsiliyetiyle ilgili istastikler var mı elinizde? çeşitli ülkelerin meclislerinde kadınlar hangi oranda temsil ediliyor? keza kadın bakanların erkek bakanlara oranını merak ediyorum. ya da bütün dünyada kaç tane kadın devlet başkanı ya da hukumet başkanı oldu?

    ya da kadin istihdamı mesela. bu konuda paylaşabileceğiniz bir istatistik vardır elbet. ne oranda kadın istihdamı? şirketlerin üst düzey yöneticilerinin yüzde kaçı kadın ya da? ama lütfen istatistiklerle gelin.

    cinsel şiddet vakalarını da görmezden mi gelelim? cinsel şiddetin hala günümüz dünyasının bir sorunu olması hic de anlattığınız masalı inanılır kılmıyor açıkçası.

    dildeki cinsiyetçilik, kültürdeki cinsiyetçilik hepsi bitti mi yani şimdi? görünmez emek mesela hangi oranda kadınlar ve erkekler arasında paylaşılıyor. ama artık erkekler "yardım" ediyor değil mi eşlerine? ya da çocukların bakımı, bunları kim ustleniyor mesela?

    bak, soylediklerimin çoğunu istatistiklerle çürütebilirsin. bu da kıyağım olsun sana!
  • öncelikle bayan değil kadın. evet, trigger oldum var mı bir itirazın?
    şimdi, önerme sahibi dostumuza hak verip feminazilere bir durun arkadaşlar dedikten sonra, benim de söylemek istediklerim var. üstad, her ne kadar feminazilerin tüyden nem kapmalarını eleştirip, toplumsal sorunlardan uzaklaşmalarına dair düşüncelerine bir miktar yakın olsam da senin de sıkıntılı be. öncelikle nasıl buyurmuşsunuz:

    "kadın erkek eşitliği yani insani eşitlik çağımızın normalidir. modern erkek kadına damızlık muamelesi yapmaz, kadını iş hayatında ötekileştirmez, kadını eğitimsiz bırakmaz, kadını dövmez, kızını okula gönderir. çünkü normal budur. "

    kadına damızlık muamelesi yapmaz derken? "hayır"ı zoru oynuyor, flört ediyor zanneden, rahatsız edici derecede ısrarcı ve her kadını potansiyel "verici" olarak gören erkekleri unuttun galiba? ya da kadın özgürlüğünü sadece kadın cinselliği, yani kadınlar onlara "versin" diye savunup sonra erillikten ölen tatlı su solcusu bayları? erkeklere ya da daha geniş çerçevede toplumlara sikleriyle değil beyinleriyle düşünmeyi öğretemediğimiz sürece feminizm hala lazım. tabi ki her erkek ya da o erkekleri yetiştiren aileler bu zihniyete sahip değil ve olanların azınlık olmadığı maalesef malumunuz.

    kadını iş hayatında ötekileştirmiyormuş... bak seen? "kadın mühendis", "kadın şoför"... maaş eşitsizliği falan... diyeceklerim bunlar hakim bey. teşekkürler.

    eğitimsiz bırakmaz, kızını okula gönderir? sezen aksu hazretleri ünzile'de çok güzel anlatmış mevzuyu aslında. öte yandan üzerinden epey bir zaman geçse de kardelen projesini de unutmadık. bu ülkenin kızları neden kardelene ihtiyaç duydu o zaman?

    kadını da dövmezmiş? eğitim mevzusuyla birlikte bu aslında aynı potada. arkadaşın üçüncü dalga feminizminden çok haberi yok herhalde. öncelikle şiddet sadece fiziksel olan bir şey değil. illa kadına eziyet etmek, çile çektirmek için el kaldırmasına gerek yok. şiddettin her türlüsü kadını aşağılar. kadının potansiyelini küçümsemek, fiziksel güç yüzünden üstünlük kurmaya çalışmak, kısıtlamak vs hepsi şiddettir ve dövmekle eş değerdir. ve modern erkek bunları kadın üzerinde sistematik bir şekilde uygulamaya çalışır çünkü o erkektir ve siki vardır, toplum ve ailesi bunu böyle öğretir. gerçek hayat örneği vereyim, benim bir akrabam kendisi ingiliz dili ve edebiyatı mezunu ingilizce öğretmeni, eşi ise yüksek lisans yapmış bir inşaat mühendisi ki adam akademik kariyeri süresince almanya ve norveç'te eğitim görmüş. bildiğin süper-modern bir aile ekolüydüler. ama 5 yaşındaki erkek çocuklarına "erkekler daha güçlü olur", "erkekler daha sinirli olur", gibi şeyler öğretirlerdi ve o çocuk etrafındaki kız-oğlan bütün çocuklara gücünü yani erkekliğini kanıtlamaya çalışırdı. ve aile böyle bir şey öğretme sebebi olarak da "çocuğun cinsel kimliğini tanıyacağı" yaşta olmasını ileri sürmüştü. yani basbayağı çocuğa nasıl erkek olunur onu göstermek için böyle diyorlardır. şimdi bu şiddettin yolunu açmıyor da ne yapıyor? modern bir erkeğin yetiştirdiği çocuğa bak, ve bu kadının kadınlara eşit yaklaşacağını söyle. cevabın evetse, hadi oradan deyip geçmek istiyorum.

    tüm bunların yanı sıra dul olduğu için yollu gözüyle bakılan, kendisiyle ilgilenen erkeğe hayır dediği ve sonrasında erkek şiddet gösterince, "o da bir kere deneseydi" diye suçlu bulunan, objeleştirilen, regl ya da pms döneminde geçirdiği hormonal bozuklukları dalga konusu olan, daimi taciz ve tecavüze maruz kalıp sonunda suçlu bulunan vs. pek çok kadın da modern dünya'ya ait ve bu sorunları sadece kadın oldukları için yaşıyorlar. kadın oldukları için, erkek ve toplum bedenleri üzerinde hak iddia etme hadsizliğini kendinde gördüğü için.

    kısaca, evet feminazinin alemi yok ama modern dünya'nın feminizme ihtiyacı hala malesef var. teşekkürler.