şükela:  tümü | bugün
  • yazacaklarımı nereye yazacağımı bilemeyip buraya geldim sonunda.

    buradan birçok mesaj alıyorum. ilgilendiğim alan nedeniyle danışma amaçlı sorular geliyor. hepsini cevaplamaya çalışsam da hayatın rutini içinde buraya ayırabildiğim zaman sınırlı. bu nedenle bazı konuları tek entry ile açıklamak mantıklı olacak gibi gözüküyor.

    bana hasta/danışan olarak gelmek isteyen insanlar oluyor. maalesef buradan danışan kabul edemiyorum, uygun ve etik olmuyor ama isteyenlere terapist önerisinde bulunmaya çalışıyorum.

    mesajları okuyorum ancak yanıtlamayı unuttuklarım oluyor, lütfen kusura bakmayın, eğer sizin için önemliyse tekrar gönderin ki anımsayayım.

    mesajlarda kişisel detaylara girmeyin lütfen. mesaj gizlilik ve güvenliği bana bağlı değil, bu nedenle çok özel şeyleri yazmanızı uygun bulmuyorum, danışacağınız konuyu mahrem detaylara girmeden kısaca anlatırsanız sevinirim.

    size verdiğim yanıt sizi tatmin etmeyebilir. bazen bir anne, bir omuz, bir sırdaş, bir arkadaş arıyor insan, biliyorum, anlıyorum, ama birbirimizi tanımıyoruz, gerçek bir insan ilişkisi olmadan gerçek destek de olamaz. ayrıca sizin nasıl bir insan olduğunuzu bilmeden, konuyu bağlamdan kopmuş bir şekilde dinlemek, bir çözüm önerisi için pencere açmayacaktır. hayatınıza yol çizecek fikri size ben veremem ve buradan yapabileceğim şeyler sınırlı, sizi uygun yere yönlendirmek çoğu zaman yapabileceklerimin en iyisi.

    son olarak bana itimat ettiğiniz, doktorunuz olmamı istediğiniz için teşekkür ederim. bunu yapmam uygun olmadığı için kabul edemesem bile güveniniz beni onurlandırıyor. sağolun, varolun.
  • bu hanım ablanın boş beleş entrylerinin debe'ye girmesini itici bulan tek kişi ben olamam değil mi?

    artık 3 kilometre öteden çözmeye başladım.
    1- çok genel bir kanı sunarak entry'ye başla.
    2- entry'de anlatacağın konu o kadar düz olsun ki kimse üzerinde muhalefet yapabilecek bir şey bulamasın.
    3- entry'ye kendi hayatından verdiğin ve kimsenin umrunda olmayan bayat örneklerle çiçeklendir. orman ne güzel, ağaç ne güzel, çiçek böcek ne güzel.
    4- sonuç bölümü. benzeri defalarca yapılmış çıkarımları çiçekler ve böceklerle pişirip okuyucunun önüne koy.

    bu tarz tekdüzelik geçmişte çoğu kişinin kafasını kesmişti bu sözlükte. bu kadar bayağı entry'lere rağmen bu hanım ablayı kim artılıyor anlayabilmiş değilim. aydınlatılmaya açığım.
  • intihar konusunda, klasik ruh bilimci iyimserliğiyle hiçbir felsefi ve ontolojik değerlendirme yapmadan hüküm vermiş yazar.
    yine intihar eden bireyin üstüne yüklenen peşin psikopatolojik hükümlerle psikoloji disiplininin felsefeden öğreneceği daha çok şey olduğunu gösteriyor.
    varoluşsal yönden acı çeken, iradesi dışında geldiği bu karbon döngüsünün bir parçası olmak istemeyen bir insanın zaten yine ölme zorunluluğuna saplanacağını bildiği halde neden hayata devam etmesi gerektiğini bana da açıklayabilirse müteşekkir olacağım.

    "varlığınıza karşı sorumlusunuz" gibi oksimoron bir cümleyle birey üzerine daha fazla yük bindirmekten öte gidememiş ne yazık ki.

    kendini öldürmek, felaket karşısında pes etmek midir, yoksa en büyük egemenliğin, insanın kendi yaşamı üzerindeki egemenliğinin kazanılması mıdır?
  • sözlük yazarı ve ruh tabibi femme noir'in bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesi'nden "delilerin kâbesi" diye söz etmesi beni üzdü açıkçası. (bkz: #17282620)

    yurdum insanının, ruh hekimleri için "deli doktoru" ifadesini kullanıyor olmasına ve psikiyatra gitmeyi adeta "bir düşme" olarak nitelendirmesine alışamamışken, bir doktordan ruh hastalıkları hastanesi için "delilerin kâbesi" şeklinde bir tasvir işitmek bendenizi ekstra sarstı diyebilirim.

    http://hizliresim.com/nklozp
  • çocuk ve ergen psikiyatristi olmadığından eminim.

    keşke çocuk ve ergenlere ilişkin konularda yazarken biraz daha araştırma yapsa.

    (bkz: #98323510)
  • eğer fransızca 'siyah kadın' anlamında düşünülürse, gramatikal olarak yanlış yazılmıştır.

    doğrusu için (bkz: femme noire)
  • evlat edinmek ile orospuluğu birbirine karıştıran çokbilmiş yazar.

    (bkz: doğumdan sonra zorunlu dna testi/#102226668) entrysiyle 21 yıllık sözlük tarihinin en saçmasapan yazılarından birini yazıp debe'ye girmeyi başarmasıyla sözlüğün nerden nereye geldiğini de görmüş oluyoruz. debe'ye, bahsi geçen konuya çok fazla hakim olduğu belli olan malum yazarların oylarıyla girdiği de belli oluyor.

    *konunun ilk entrysi'nde bahsi geçen bu kanunun neden getirilmesiyle ilgili harika bir açıklama yapılmış ve hatta birkaç canlı örnek de sunulmuş. aksi yöndeki açıklamaların hepsi tıpkı bu çokbilmiş yazarın yazısı gibi saçmasapan olmuş.

    *bu entry'de
    --- spoiler ---
    benim kafamı kurcalayan soru;
    bu öneriye, kim, neden, karşı çıkar?
    --- spoiler ---
    gibi cevabı belli olan süper bir soru sorulmuş aslında ama gene cevap veren çıkmamış. "ayıp değil mi, eşinize bunu mu yakıştırıyorsunuz" diyerek konuyu saptırmaya çalışanlar olmuş sanırım ama birinci entry'de zaten yazar bu tip kezofeministlere cevabı yapıştırmış; "kişiye özel kanun yapılmayacak. ülkedeki herkes için geçerli bu durum. dolayısıyla rencide olmaya gerek de kalmayacak."
    mesela, yapılacak dna testi de "çocuğun kordon bağı kesildi mi? bilmem ne testleri bitti mi?" mantığıyla yapılacak. testler bittiyse eve gidelim diyeceksin bitecek. yani doğumdan sonra yapılan rutin testlere bir yenisi eklenecek hepsi bu. bu kadar basit. hal böyleyken gerçekten de bu öneriye, kim, neden, karşı çıkar? sorusu kafaları kurcalıyor. gerçi sebebi belli ama biz söylemeyelim şimdi.

    *bu entry de güvenmek konusunu açanlara yazılmış. bu çokbilmiş yazar da güven konusundan bahsederek erkeklere öğüt verdiğini sanıyor fakat genç kızları zehirlediğinin de farkında değil sanırım. haydi biz de güven konusundan bahsedelim o zaman; bu malum orospuluğu yapan yüzbinlerce insan var ülkede. o kadınlarla evlenen erkekler güvenmeden mi evlendiler? tam tersine elbette güvenip evlendiler. sonuç? orospuluk. eee adam güvenmiş evlenmiş nasıl oluyor bu?

    *mesela sözlük yazarı olup da bu tip şerefsizliklere girişenler bile varmış. zaten malum kadınlardan biri başlığı açıp bu tip kadınları eleştiren yazarı da; "ortaçağ beyinli üç kuruşluk çomar" olarak nitelendiren gayet modern(!) ve özgürlükçü(!) bir kadınmış. bence burada asıl güven konusu erkeklere değil kadınlara yüklenmeli. kendine güvenen kadın zaten bu testin yapılmasına karşı gelmez. kendine güvenmeyen kişi itiraz eder, net. haydi buyur buradan yak bakalım sayın çokbilmiş.

    neymiş "augustus sikimasmus" evlat edinilmiş. heee o zaman baskalarından çocuk yapıp kocalarınıza senin çocuğun diye yutturabilirsiniz. nasıl olsa roma imparatorluğu kanunlarında anne her zaman belliymiş de, kurallar koyulmuş da bilmem ne. ya sen önce evlat edinmek ile orospuluk arasındaki farklı öğren de gel. ondan sonra insanlara akıl vermeye kalk.

    neyse, çok uzatmaya gerek yok. bu konuyu sadece okumakla geçiştirmiştim ta ki bu çokbilmiş yazarın genç kızları zehirlediğini görene kadar. bence sen öğütlerini kendine sakla.

    yalnız gördüğüm kadarıyla bu yazarın sözlükte muritleri de var. birazdan beni linç etmeye kalkarlar. beni linç etmeye kalkacak olan kezofeministlere de tek bir şey söyleyeceğim.

    feminist lütfen!

    edit: bir yazar yazmış. ben de şimdi hatırlayınca ekleyeyim dedim;

    --- spoiler ---

    roma yasalarına göre bir baba evlatlarına işkence yapabilir, onları köle olarak satabilir vs vs vs...
    --- spoiler ---

    haydaaa! eee ne olacak şimdi? hani roma hukuku ne diyorsa doğruydu, mantıklıydı. işinize ne geliyorsa onu alın tabii. çokbilmiş olmak bunu gerektirir.
  • yine badileri sayesinde debe'ye girmiş yazar.

    aksi durumu yani diğer kullanıcıların bu tür yazıları debe'ye sokma ihtimali ise beni daha da düşündürür çünkü...

    ah ah, ekşi sözlük sen ne hale geldin be...
  • sözlükte çok fazla muritleri olan abartılmış bir yazar. burada eleştirilmesine bile tahammül edemiyorlar. doğumdan sonra zorunlu dna testi yazısıyla saçmaladığı konusunda üstteki yazara * ben de katılıyorum. bize ne roma'dan? roma ne alaka? roma imparatorluğu'nu önümüze atarak mı buna cevap veriyorsun? yani senin vizyonun bu mu? bir de haçlı seferlerinde cadıları yakmışlardı. çünkü cadılar tehlike teşkil ediyorlardı. tehlikesi artan bir şey varsa, katolik kilisesi bir karar alır ve hemen gereğini yapar. bu yüzden bütün cadıları diri diri yaktılar. şimdi bu adamların bir şeyini örnek göstererek böyle konuşmak da ne bileyim ilginç geldi. bugünün bizansı olan ortodoks hristiyanlar -ki rusya en güzel örneğidir, eşcinsellere feministlere tam bir antiler şiddetle nefret ederler.

    her şeyi geçtim, madem bu kadar çok biliyorsun da, madem bu kadar bilgilisin de; o zaman oneitis için neden bir çözüm bulamıyorsun? çünkü bu işin kimyası var. açıklama yapmakla, iki tane makale yazmakla, ilaç almakla veya danışmanlık yapmakla bu iş olmuyor. oneitis sadece bir kişiye takılıp kalmak demek değildir. oneitis aslında gen alma/verme arzusu demektir. yoksa hiçbir insan birisi için cinayet işlemez veya intihar etmez veya iki göz iki çeşme ağlamaz. hepsinin ucunda üremek vardır ama o insan bunun farkında değildir. o herkese acırken, kimsenin ona acımadığını fark ettiği gün uyanacaktır. bu gen arzusunu açığa çıkardığım için günlerce özelden sövdüler bana feministikler. e gerçekler keyif kaçırıyor, masal da karın doyurmuyor tabii ki ne yaparsın.

    her neyse bu yazarın şöyle bir entry'sini buldum bu kadar övülen yazarların bu tip başlıkları açar bakarım yazısı var mı diye ve beni hiç şaşırtmazlar işte şurada:

    (bkz: aşk acısı çekenlere tavsiyeler/@femme noir)

    ölüm konusu doğru ama ayrılıkla bağdaştırılması saçmalık. sen kime göre neye göre bir tane insanın ayrılmasını ölümle bir tutuyorsun? sen bunu yaparak oneitis yani bir kişiye olan saplantı/takıntı konusunu daha da azdırmış oluyorsun. işin enteresan tarafı kaç kişi de entryi favorilemiş pes gerçekten. ya adam/kadın ben intihar etme noktasına geldim, aylardır nefes alamıyorum bundan kurtulmak istiyorum diyor, sen çekin acınızı diyorsun bu nasıl bir öneri biçimidir anlamış değilim. haa, elbetteki böyle bir öneride bulunabilirsin ama entrylerden okuduğum kadarıyla psikiyatristsin. bir psikiyatristin böyle bir öneride bulunması enteresan gerçekten. işin kimyasını duygular iyi anılar diye tanımlaman çok basit ve yersiz. dediğim gibi gen alma gen verme arzusu diye bir şey var. yoksa kimse kimse için bu kadar acı çekmez, ölmez, bitip tükenmez.

    --- spoiler ---

    duyguları engelleyemezsiniz. engellemeyin de zaten. iyi anılar ve kötüleri, olumlu duygular ve olumsuz olanlar; bizi biz yapan şeyler işte bunlar. hayatı, aşkın mutluluğu ya da acısıyla dolu dolu yaşayan insanlar, şanslı insanlar.
    --- spoiler ---

    neresinden tutsan elinde kalıyor. böyle demeçlere inanan binlerce insan var ne yazık ki. her zaman söylemiştim yine söylüyorum bir insanın acısı, sistemin çarkını döndüren kurum ve kuruluşların yakıtıdır. oysa gerçek şu ki; erkek için aşık olmak aptallıktır. aşık olan bir erkek zavallıdır. çünkü aşk dediğimiz şey kadınlar için vardır. duygusallık, iyi anılar vb. gibi şeyler de kadınlar için vardır. erkek ve kadın asla eşit değildir. eğer öyle olsaydı, herkes ilk sevgilisiyle evlenirdi. sırf tipinden dolayı orta doğulu keko diye aşağılanan bir erkek yaftası bile eşitlik olmadığının en bariz ispatıdır. sizin o eğitim diye yutturmaya çalıştığınız metropol zırvalarına ancak güçsüz, zayıf ve çaresiz insanlar inanırlar. bu arada duygularımı bal gibi de engellerim.

    sevgili ekşi sözlük yazarları ne bu yazarla ne başkasıyla alıp veremediğim yok ama birinin çıkıp kral çıplak demesi gerekir. şunu asla unutmayın ki; sizin sıkıntılarınız, dertleriniz ve acılarınız birilerinin yakıtıdır gelir kaynağıdır. onlar asla sizin mutlu olmanızı istemezler. çünkü siz mutlu olursanız onların para kaynaklarına çomak sokmuş olursunuz. haliyle bu sefer siz onları mutsuz etmiş olursunuz. bu yüzden sizin mutlu olmanızı istemezler ama ölmenizi de istemezler. hatta daha çok üremenizi isterler ki, güçlerine güç katsınlar. tıpkı virüsü önce dünyaya yayıp sonra anti-virüs programı satan kurumlar gibi düşünün. önce size virüsü sızdırırlar sonra bak o virüsü temizlemek için program yaptık deyip size satarlar. yani hem sizi kobay olarak kullanırlar hem de bu sayede para kazanırlar. sizlere tavsiyem bu kurum ve kuruluşların yakıtı olmayın. artık uyanın başka dünya yok. şunu da şöyle bırakayım belki lazım olur: birilerinin kobayı ve yakıtı olmayın
  • psikiyatrik hastalıkların esas sebebini, "neredeyse tamamının nedeni çocukluk yaşantıları" olarak belirtmiş, iddialı bir cümle olmuş sanki. tam bi psikolog cümlesi, psikiyatrist değil :)