şükela:  tümü | bugün
  • izmir'e yolu düşerse kendisini ağırlamaktan büyük mutluluk duyacağım, zaman aşımına uğramış görünen bir konuda gönülden ve incelikli yaklaşımı ile kendisine bir buket şükranlarımı sunduğum güzel insan. sağ olsun.
  • gerçekten kaliteli bir yazar ve gözlemci, zaten bu branşta profesiyonel bir kişi olur kendileri, onun gibi yazar sayısının artması dileğiyle.
  • instagram influencerı gibi ekşisözlük'ün muhtemelen takipçisi en çok olan ilham veren yazarlarındandır.

    hekim olmasına rağmen yazı dili hem sade hem de okunulasıdır. ellerinize sağlık.
  • yazacaklarımı nereye yazacağımı bilemeyip buraya geldim sonunda.

    buradan birçok mesaj alıyorum. ilgilendiğim alan nedeniyle danışma amaçlı sorular geliyor. hepsini cevaplamaya çalışsam da hayatın rutini içinde buraya ayırabildiğim zaman sınırlı. bu nedenle bazı konuları tek entry ile açıklamak mantıklı olacak gibi gözüküyor.

    bana hasta/danışan olarak gelmek isteyen insanlar oluyor. maalesef buradan danışan kabul edemiyorum, uygun ve etik olmuyor ama isteyenlere terapist önerisinde bulunmaya çalışıyorum.

    mesajları okuyorum ancak yanıtlamayı unuttuklarım oluyor, lütfen kusura bakmayın, eğer sizin için önemliyse tekrar gönderin ki anımsayayım.

    mesajlarda kişisel detaylara girmeyin lütfen. mesaj gizlilik ve güvenliği bana bağlı değil, bu nedenle çok özel şeyleri yazmanızı uygun bulmuyorum, danışacağınız konuyu mahrem detaylara girmeden kısaca anlatırsanız sevinirim.

    size verdiğim yanıt sizi tatmin etmeyebilir. bazen bir anne, bir omuz, bir sırdaş, bir arkadaş arıyor insan, biliyorum, anlıyorum, ama birbirimizi tanımıyoruz, gerçek bir insan ilişkisi olmadan gerçek destek de olamaz. ayrıca sizin nasıl bir insan olduğunuzu bilmeden, konuyu bağlamdan kopmuş bir şekilde dinlemek, bir çözüm önerisi için pencere açmayacaktır. hayatınıza yol çizecek fikri size ben veremem ve buradan yapabileceğim şeyler sınırlı, sizi uygun yere yönlendirmek çoğu zaman yapabileceklerimin en iyisi.

    son olarak bana itimat ettiğiniz, doktorunuz olmamı istediğiniz için teşekkür ederim. bunu yapmam uygun olmadığı için kabul edemesem bile güveniniz beni onurlandırıyor. sağolun, varolun.
  • en eskiye gidildiğinde "tanrı'nın zihnindeki, aklındaki şey (obje) kavramı, kavramsal şey" olan archetype,* * platon'da "şekil, tür, doğa, moda; doğadaki objelerin kusurlu kopyaları", daha yakına gelindiğinde "hayali görüntü, düşünme eylemi; olması gerekenin kavramsal yansıması, gözlemlenenden farklılaşan" hatta "gözlemlenene ters düşen" anlamlarına gelen idea, 19. yy fransızcası'nda "idée fixe" yani "sabit fikir" halini almıştır. bu bağlamda "idealize etmek" derkenki kullanacağımız etimolojik referans, idealize ettiğimiz "şey" i oldukça farklılaştıracaktır.

    teolojide insanın tanrı'nın silüetinde yaratıldığı söylenir. tanrı kendinden bir parçasını, insana işledi, insanın ruhuna işledi. insanın ölümü, tanrısına olan hicretini gerçekleştirdiği bir son canlı eylemi, özüne döndüğü bir seyahat olduğu metaforlaştırılır. gözlemleyebildiğimiz her şey tanrı'nın zihninin bir ürünü denir.

    aynı metaforu, bağlamdaki tanrıyı çıkarıp yerine doğa'yı koyarak yapabilir, insanın ölümünü, kusursuza, yani nerden geldiyse oraya, özüne dönmeye olarak anlamlandırabiliriz.

    bu süreçte ise idealize ettiğimiz her şeyi, mükemmele olan arayış diye yorumlayabiliriz. ya da olması gerekene özlem diye tanımlayabiliriz.

    peki neyi idealize ediyoruz? elimizde olmayanı ya da daha iyisini. neden idealize ediyoruz? belki de yalnızca idealize edilen şeyin vereceği hazza ulaşmak için. ya da gerçekten ulaşmak istediğimiz hayatlar, meslekler ve insanlar için...

    platon arşitip'nde idealize ettiğimiz insanlar bizi, içinde yaşadığımız komünün bize yeterli gelmediği sonucuna ulaştırır. ne açıdan yeterli gelmediği, görünürde kişiden kişiye değişecekmiş gibiyken, aslında özünde aynıdır: içinde yaşadığımız dünya mükemmel değil. haliyle bu kusurluluğun, bu noksanlığın verdiği yorgunluk, kişiyi başka bir dünyayı, nihayetinde de insanları idealize etmeye zorluyor.

    ilişkilere, id'den, egodan, kişisel çıkar ya da beklentiden arınmış bir şekilde bakarak; olması gerektiğince kredi vererek, gereğinden fazla kutsi anlamlar yüklemeden idealize ettiğimde bu kişiden bana geri dönen ve zihnimin izbe noktalarında bir festival havası yaratan, rutubetli ve bulanık dünyamda bir ışık hüzmesi olarak ara ara beliren şeyleri zaman sonra paylaşma ihtiyacı hissettim.

    bu ihtiyacın, kıyımda köşemde kırıntı halinde kalmış ve belki de sürecini tamamlayacak radikal değişimimden önceki son zamanlarını yaşayan özümü, beni zamanında daha çok hoşlandığım bir karakter çizgisinde tutan asıl benliğimi kaybetme korkusundan ileri geldiğini de düşünmüyor değilim.

    bu noktada idealize etmeme dahi gerek bırakmayan huylara, düşüncelere, hayat felsefesine, egoya, tatlılığa, nazeninliğe sahip bu zat-ı muhterem hakkındaki iyi niyetlerimin karşısında duran tek şey, herkeste olduğu gibi onda da olduğuna inandığım inner demon'lardır. bunu da "insanın, içindeki şeytanları kontrol edebildiği kadarıyla medeni ve iyi olduğu" naif yaklaşımımla alaşağı edebiliyor, kendisini zihnimde pür bir ideal insan konumuna yüceltebiliyorum.

    aksini hissettiğim zamanların sorumlusu ise zat-ı şekerpare değil, kendi inner demon'larım ve hayata olan donuk ve puslu bakışlarımdır.

    kendisini platon gibi idealize ediyorum. yunan arkhe tupos'unda kutsileştiriyor (evet, kendimle çeliştiren uslanmaz romantizm) ve sert fransız mantığında değişime açık kapılarımı yobazca kapatıyor, fikrimi ve hissimi sabitleştiriyorum.
  • beni bilen bilir, bu yazar için sözlüğe girenlerdenim. ben takip etmeye başladığımda bu güzel insanı debe yoktu. artık yeni bir huy türedi bende, debe içinde bu güzide yazarımızın yazıları var mı gözlerim onu arar olmaya başlamıştı ki hislerimde yanılmadım. çoğu entry debeye giriyor, biliyorum onun için debe çok önemli olmayabilir benim için de değil aslında ama hak ettiği değeri görmesi hoşuma gidiyor. iyi ki var, kerem kardeşimize de mutlu yıllar dileyelim bu vesileyle :)
  • donanimli biri ve nazik. lakin bir seyi bilememek ya da hatali biliyor olmak noktasinda egosu yuksek. isinde cok iyi olmak noktasina takilmis olabilir. belkide oyledir.
  • yemin ediyorum sözlük böyle yazarların hatrına dönüyor. tek başına sözlüğü çekilir kılan bir neden. sağduyunun, aklın sesi.
  • abi hic sevmiyorum boyle yazarlari sirf tribune oynuyorlar gibi geliyor, sunu yazayim da artilasinlar motivasyonu var resmen.
    bir de sanirim buradan musteri de topluyor.
    toplam x kisiye cinsel terapi verdim deyip duruyor.

    romica vardi cocuguyla ilgili uydurma diyaloglari gercek gibi yazar, sukuya bogulurdu. senelerdir eksiye bastik da anca kurtulduk.

    debe acilinca mutlaka %10'u bu tip yazarlardan olusuyor.

    bir tane ani bul once onu yaz, ani yoksa yeni okudugun kitaptan bir pasaj olabilir filmden bir sahne.
    onu 2 paragraf anlat, daha sonra bilimsel bir seyler soyle, yaparsin be olm uzulme kocum diyerek bitir.

    mesela rastgele 3 entry'den ornek verelim.

    baslik
    7. yüzyıldan kalma dinle 21. yüzyılda yaşamak

    entry icerigi:
    "antik mısır'dan kalma bir hikaye var. yaklaşık 2500 yıllık bir öykü."

    baslik
    insan hayatındaki izi silinmeyen kişi

    entry
    "dün gece midsommar izledim. benim gözümden bakınca filmin zemininde şu vardı:
    insan ve 'öteki'ne ihtiyacı."

    baslik
    kurbani suclamak

    "böyle kötü olaylara maruz kalmış insanlara karşı toplumun suçlayıcı tutum sergilemesine victim blaming/kurbanı suçlama deniyor."

    ayi dolu ormana girersen ayiyi degil seni suclarim tabi ya ne olacagidi.

    entryler resmen oyku yazma teknikleri gibi. yapay ogrenmeyle gelistirilmis bir veritabanina sahip bot yaziyor olabilir.
    belki ssg'nin deneyi falandir.

    eheh editi: suna bak abi dunyanin en bos yazisiyla yine debe olmus.
    (bkz: #109653630)

    entry'yi ziplesen 1 cumle anca cikar.
    bir kiz bana soguk duruyordu, megerse duygusalmis. sonra arkadas olduk.
    bitti.
  • saçma sapan eleştirilen sözlüğün değerli yazarı. daha çok içerik üretmesi temennisiyle.