şükela:  tümü | bugün
  • formasyon aldıklarında olabilirler, oluyorum. umarım.
    "yek yea" diyenlere selam ederim.
  • kamyon tekeriyle bisiklet sürmektir. yıllarca shakespeare çevirip 'what' s your name?' öğretmek durumunda olmak ıstırabını yaşamaktır iliklerinde. boşa dirsek çürütmektir yani. dahası ve acısı okunulan bölüme yazıktır, sana yazıktır.
  • öğretmen yetiştirme olayında önce alan bilgisi, sonra öğretmenlik bilgisi gelir. genel kültür falan diye devam eder.

    ikisi de önemli tabi. bir kuşun iki kanadı gibi. fen edebiyatçı alan bilgisiyle övünür, eğitimci de öğretmenlik bilgisiyle. alan bilgisi edinimi diyelim artık, daha uzun bi süreyi kapsar, öğretmenlik bilgisi ise sınırlı bir zaman diliminde teori olarak verilebilir, 3 bilemedin 5 ay. zaten işin pratiğine de göreve başlamadan hiç bir eğitimci vakıf olamıyo. kandırmayalım kendimizi. staj falan biyere kadar.

    ama eğitimci çemkiriyor yine de "arkadaşım biz dururken onları atayamazsınız, haksızlık bu" iyi de güzel kardeşim atamada kpss geçerli değil mi? sorular o çok iyi bildiğin, üstün olduğun eğitim bilimleri bölümünden gelmiyor mu? yapıver bi zahmet. adam lisansın üstüne gidip tezsiz yüksek lisans yapıyor. alıyor formasyonunu. eksiği değil artısı var şayet olayı kağıt üzerinden değerlendiriyorsan.

    bazen anlamıyorum, sanki fen edebiyatçılar harranlı, eğitimciler sendikalı.
  • "düşük puan" üzerinden karşı çıkılması mümkün olmayan eylem.

    eğitim fakülteleri ile fen-edebiyatları kıyaslayacaksınız, eğitim fakültelerinin puanlarından 24 puan çıkarın. zira bu anadolu öğretmen liselilere verilen, öss vs ile ilgisiz bir puandır.

    kaldı ki;

    boğaziçi üniversitesi fen-edebiyat fakültesi diye bir yer var bu ülkede. 24 puanı çıkarmasan bile bütün eğitim fakültelerinin puanlarından yüksektir.

    not: anadolu öğretmen lisesi mezunuyum, giremeyeceğim herhangi bir eğitim fakültesi olmamasına rağmen eğitim fakültesine gitmedim bilakis fen-edebiyattayım ve öğretmen olmayı da düşünmüyorum.
  • kendim diye söylemiyorum
    (bkz: pedagojik formasyon)
  • "öğretmenlik kutsal meslek öyle her önüne gelen yapamaz" zihniyetinin hoşuna gitmeyen uygulama. "siktir ordan" derler adama.
    adam zaten formasyon derslerini alıp eğitim fakültesi mezunuyla arasındaki açığı kapatıyor. var mı öğretmen olamaması için bir engel? eğitim fakültesi bitirenleri de görüyoruz.
  • nasıl baytarlar için "1,5 yıl insan anatomisi göreyim de insan doktoru olayım" gibi bir çakallık olmuyorsa fen edebiyat fakültesi mezunlarının da öğretmen olma gibi bir durumları olmamalı. kısacası fen edebiyat fakültesi okuyup öğretmen olmak çakallıktır.
  • ayıptır. oysaki çok çalışıp bilim insanı olabilirsin, nasılsa devletin desteği hep daha iyisini başarman için her zaman arkanda olacak. ya da özel sektörde işe başlayıp bir insanın ebesi hakkıyla nasıl sikilir kendi gözlerinle görebilirsin. bir sürü alternatifin var aslında, niye milletin hakkını gasp ediyorsun ki?

    öğretmen lisesi mezunu olsaydın öss'de fazladan 24 puan alıp, "hem düşük puan al hem öğretmen ol" diyen ukalaların saçmalıklarını dinlemek zorunda kalmadan rahatlıkla öğretmen olabilirdin.. liseye girerken her boku biliyordun ama düşünemedin işte o zamanlar ilerde öğretmen olmak isteyebileceğini, o yüzden gittin düz liseye ya da anadolu lisesine kaydoldun, malsın çünkü..

    "ama ben öğretmen olmak istiyorum, her şey bir kenara bu benim için para kazanacağım bir iş olmaktan öte, bir yaşam biçimi" filan diye saçmalayamazsın artık.. fen edebiyat fakültesi okumuşsun bir kere.. artık öğretmen olmaya ne bilgin yeter ne kültürün ne de vizyonun..

    şunu yapabilirsin ama; o zaman eğitim fakültesi mezunları da sadece öğretmenlik yapsın, başka işlerde çalışmaları yasak olsun diyebilirsin.. nolur peki o zaman? bir şey olmaz, az önce bahsettiğim ukalalardan biri olursun sadece, o kadar..
  • formasyon aldıktan sonra gayet mantıklı. hayatlarında formasyon görmeyen eğitim fakülteliler ne olduğunu kavrayamıyor tabi ama onların eğitimleri boyunca aldıkları tüm dersler, formasyon süresince hızlandırılmış bir şekilde veriliyor fen-edebiyat öğrencilerine. stajlarını da yapıyorlar. zaten gerisi okulda tecrübe ile öğrenilecek şeyler. bu maratonu tamamlayan fen-edebiyat öğrencisinin artısı var eğitim fakülteliye göre çünkü alan bilgisi daha fazla. öğretmenlik bilgisinin yeterli olduğunu da kpss'de kanıtlıyor ve olay burada bitiyor daha fazla mırın kırın etmeye gerek yok. sözüm tüm eğitim fakültelilere değil ama kpss'den istenilen notu alamayıp sonra burada ağlamak siz öğretmenlere yakışmaz. kpss kalksın hepimiz atanalım, başka bir formül olsun filan deyin canımı yiyin ama köylü kurnazlığı peşine düşmeyin, öğretmenlik kimsenin babasının malı değil, gerekli eğitimi alan herkes öğretmenlik yapabilir.
  • okuduğu anabilim dalına bir öğretmenlik mezununa göre çok daha hakim olmak ama yine de öğretmenliğin ve öğretmenin teorisini, pratiğini öğrenmek durumunda olmaktır. zira bişeyi bilmek onu öğretebilmek anlamına gelmez.