şükela:  tümü | bugün
  • reissue modelleriyle piyasada boy gösteren, 60'ların bol vibratolu sörf günlerinin saçı başı ağarmış kahramanı
  • 1966 yapımını kullanıyorum. blues ve jazz için ideal...
  • çoğu türk filminde kullanılan elektro gitar modeli.
  • ilk fender mustang 1964 yılının ağustos ayında satışa çıkarılmıştır; ağbileri * * * * gibi bunun da tasarımı leo fender'indir.
  • kurt cobain'in bi konserinde parçaladığı bu model bi gitar, tam 100000$ karşılığında parçalanmış olarak satıldı geçenlerde. bugüne kadar satılan 2. en yüksek fiyatlı kurt cobain gitarıymış bu gitar.
  • normalde fender'in öğrenciler ve düşük bütçe ile elektro gitar dünyasına giriş yapmak isteyenler için tasarladığı, standart bir elektro gitardan az biraz daha küçük ve portatif elektro gitardır. uzun yıllar surf music, country, jazz ve napoliten orkestralarında kullanıldıktan sonra 1991 yılında kurt cobain'in smells like teen spirit'te gümbür gümbür çalarak bütün dünyayı ayağa kaldırmasıyla gerçek kimliğine kavuşmuştur. grunge, kurt cobain ve saz arkadaşlarıyla yükselip müziği değiştirirken mustang de kendisini öğrenci gitarı diye aşağılayanların kafasında gövdesini paramparça ediyordu kurt'un elinde. aynı zamanda guitarist dergisi'nin dünyanın sound'unu değiştiren gitarlar konulu araştırmasında çok önemli bir pozisyonda konumlandırılmıştır. ülkemizde çok bilinmez ama nerede çalsanız herkes elinizdeki ilginç gitara bakar ve mutlaka satın almak isteyecek birileri bulunur. benim şanslı bir şekilde hurda olarak 800 tl'ye alıp kendi restore ettiğim örneğinin çok ünlü televizyon sunucularından profesyonel müzisyenlere kadar talibi çok oldu ama mustang ile olan birlikteliğiniz başladığı zaman bitmez... inanmazsanız kurt'e sorabilirsiniz.
  • öncelikle itiraf edeyim, ben de les paul black epiphone'uma dokunana ısıracak gibi bakarım, hatta ovation tipi akustiğimin tellerine benden başka sadece kuzenim, gitarı aldığım sözlük yazarı arkadaşım ve kırma tehlikesi yaşatmayacak tüm kadınlar temas edebilir. yalnız bu aletin kurt cobain'in elinde olan(lar)ı için söylenegelen bir şey vardır:

    onun gitarını alabilirsiniz, çalabilirsiniz, telini koparıp üzerinde zıplayabilirsiniz, "hey sakin ol ahbap, ne bu sinir" filan der en fazla; yani dermiş :'(
  • fender in yeni amfi serisi.
  • diyorum ki mustang, altmışların sonunda, sonra özellikle yetmişler boyunca, bir de seksenlerin ilk yarısında türkiye'deki en ünlü elektrikli gitarlardan biri, belki de en ünlüsü olmuştur. neden? şöyle anlatayım : yurtdışına çıkma olanağı olan dönemin talihli müzisyenleri strat, tele ya da les paul gibi gitarlar pahalı olduğundan (hem de bunların ucuz taklitlerini üreten alman "framus"ları kullanmak istemediklerinden), bir tür strat-tele kırması gibi de görebileceğimiz küçük kardeş mustang'a yöneliyorlardı. pahalı olmasın ama ille de fender olsun diyenler için "bronco" ile "musicmaster" seçenekleri de vardı ya, bunlarda bir dene tekli manyetik olduğundan (bronco'da köprüde, musicmaster'da sapta), müzisyen ağbilerimiz hem bas hem de tiz iki manyetiği olan mustang'ı yeğliyorlardı doğal olarak. "jaguar" ya da "jazzmaster" da alabilirlerdi ama mustang'ın çizgileri, stratocaster'ın eşsiz tasarımına daha yakındı. o dönemleri yaşamış kendi çevremdeki büyüklerimin tanıklıklarının dışında, yetmişli yılların türk filimlerindeki gece kulübü sahnelerinin çoğunda gitarcıların, ellerindeki renk renk mustanglarla caka satması (değilse de daha önce sözünü ettiğim taklit framuslar vardır ellerinde), böylece bu gitarın ününe ün katması kuşkucu arkadaşları inandırır; inandırmasa da olur.

    seksenlerin ortasından başlayarak birçok ürün gibi müzik aygıtlarının da dışalımının önü açılınca mustang'ın pabucu dama atıldı. neden? artık büyük ağbileri de boy göstermeye başladı ülke pazarında da ondan. dolayısıyla, seksen sonrası kuşaklar için, evet, pek de bilinmeyen bir gitara dönüştüğü söylenebilir. ama onlar bilmiyor diye "ülkemizde çok bilinmez" diyemeyiz, dememeliyiz. elifi görseler mertek bile sanamayan o küçük beyler, "esquire" görseler "telecaster" diyecekler, mustang'ı nereden bilsinler!

    elimde 1966 yapımı kirli sarı bir örneği var bu gitarın, üniversitenin ilk yıllarında, 1987 ya da 1988'de torun ağbiden (gözcan müzik) 350 liraya aldığım. bu ilk elektrikli gitarımı ankara'nın karından antalya'nın nemli cehennemine dek taşımadığım yer kalmadı. coştuğum gecelerde yerlere attım, amplilere monitörlere sürttüm orasını burasını, bir kırmadığım kaldı. şimdi aranılan bir müzisyen olan kardeşim gitara onunla başladı. üstüne kuma getirdiğim dönemlerde, savruk arkadaşlarıma ödünç gitti yaz işlerinde çalsınlar diye. bütün kumaları geldi geçti de kendisi taş gibi durmakta, her ne kadar artık kullanmasam da.

    diyeceğim, varsın yeniyetmeler adını bilmesin, sizler değerini bilin yeter.
  • bu ayki sound dergisi'nin kapak konusudur. 1971 modelinin 2011 modeliyle karşılaştırmasını kapağa taşımışlar. ilgili kapak için:
    http://www.facebook.com/…030746.153511.331609250746