şükela:  tümü | bugün
  • şehr-i istanbul'un beni en çok etkileyen yapılarından biri.
    balat'ın meşhur cumbaları arasında yürürken fener yönündeki tepelere doğru kafanızı kaldırdığınızda bu büyüleyici yapıyı görmemek imkansızdır.haliç'e hakim kırmızı bir kalede öğrenci olmak nasıl bir histir,nasıl bir kudrettir hep merak ederim.
  • galata'nın köprüyle buluştuğu yerde gözüm hep bu okulu arar, gecenin karanlığında bile silueti ihtişamını yansıtır.
    üniversitedeyken bir proje için görüşme yapmaya gitmiştim. müdürünün yardımını ve yaldızlı fincanda yaptığı kahve ikramını hiç unutamam. (bkz: bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır)
  • havadan birkaç fotoğrafını çektiğim şaheser.

    1, 2, 3.
  • balatta bulunan heybetli, görkemli, muazzam, ne desem az bina. şatoyu andırmaz, şatodur ve dahi avrupa'nın en büyük beşinci şatosudur.
  • fener rum patrikhanesi'ni ararken şans eseri kafamı yukarı kaldırmamla gördüğüm ve yanına tırmanmak için o dakikadan itibaren etrafımdakilerin başının etini yediğim, istanbul'daki en görkemli ve gizli iki üç yapısından biri.

    meraklısına not olarak okuldaki yetkili binanın salı günleri ziyarete açık olduğunu belirtmiştir.
  • istanbul'da galata kulesi'nden sonra beni en çok etkileyen bina. bahçesine girdiğimizde 60'lı yaşlardaki eski öğrencilerini gördük, okullarını ziyarete gelmişler, bir kadın bize yunanca bir şeyler söyledi, türküz diyince "aah" dedi ve uzaklaştı, ne dediğini çok merak ettim valla. onların zamanında ( 40 küsür yıl önce yani ) sadece erkekler okuyormuş. bahçede bizi gören görevliler, "girmeniz yasak" dediler ve nazikçe kovdular. ama fotoğraf çekmemize izin verdiler.
  • şahsi repertuarım itibarıyla ingiliz hastanesi ve istanbul fethiye muzesi'yle birlikte istanbul'un en cazip binalarından olan lisenin hemen yukarısından çarşamba semti başlıyor ama sınırda, gayrımüslimlere karşı uç beyliğiymişçesine bir yol ağzının 3 köşesinde dikilen 3 cami var. biri mesnevihane olarak bilinen bu üçlü, tahminimce en kesif camiler yahut ibadethaneler birliğini oluşturuyor. hele ki semtin içinde ismail ağa kuran kursu adında öylesine şeddadi, monolitimsi bir bina var ki estetikten böylesine yoksun çok az bina gördüm.

    lisenin solunda ayia maria ya da moğolların meryemi olarak bilinen maria muhliotissa kilisesi var. istanbul gezi rehberi'nden aktarırsak, paloeologos hanedanından gayri meşru bir prenses olan maria kızımız, anadolu'ya yaklaşan ve mensubu oldukları nasturiliğin etkisiyle müslümanlardan ziyade bizanslılara yakın olan moğollara, hülagu'ya gelin olarak gönderiliyor. ancak hanımkız yoldayken hülagu'nun ölmesi üzerine prensese beyhude bir yolculuğa giriştiğini anlatmaktansa hülagu'nun oğlu abaka'yla everiyorlar. ancak oğlanı da kardeşi furunca pilenses bu kez istanbul'a dönüyor ve onarttığı bu kiliseye çekiliyor. bu kilisedeki çekik gözlü meryem heykelciği patrikhaneye alınmış.

    okulun aşağısında ise dimitri kantemir'in şu an harabe halindeki evi var.
  • 1881 yılında mimar dimadis tarafından yapılmıştır. alt kapısında "büyük ırkın patrikhane okulu" yazmaktadır.
  • bir liseden çok katedrali andıran, etkileyici yapı. sanırım bu ihtişamı yüzünden pek çok kişi tarafından fener rum patrikhanesi sanılmaktadır. öyle ki civardaki turistik mağazalarda bile fener rum lisesinin resimleri, altlarinda fener rum patrikhanesi yazısıyla satılmaktadır.
  • fener-balat gezisine gittigimizde okulu gezmek uzere dis kapiyi calar calmaz, kapinin arkasindan
    "hadeeee hadeeeee yallah, kimse yok burda" diye hademe tarafindan kovalandigimiz, ama binasi tam dibinde durup yukari dogru baktiginizda satoyu andiran tarihi lise.